Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SADE TÜRKÇE İLE YAZILAN TARİH KİTABI

Resim
Basiret Gazetesi’nden. Mehmed Mazhar Fevzi’nin “Haber-i Sahih” adını verdiği tarih kitabının dördüncü cildi yayınlandığında verilen bir ilan. Burada dikkat çekici husus “Osmanlı” tarihinin “sade Türkçe” ile kaleme alınmış olduğunun bildirilmesidir. Neden “Osmanlıca” dememiş acaba. Mazhar Fevzi Efendi kendinden çok önce kaleme alınmış tarih kitaplarının büyük kısmının lisanını ve üslubunu beğenmiyor da ondan. Dillerini ağdalı, konuları anlatışlarını akla uzak hikaye anlatır gibi buluyor.
İLAN METNİ

“Haber-i Sahih” nâm Osmanlı Tarihi’nin bu kere dördüncü cüz’ü dahi tab’ olunup meydân-ı intişâra çıkarılmışdır. Tarih-i mezkûr sade Türkçe ibare ile kaleme alınmış olduğundan mutâlaasından herkes istifade edeceği ve husûsiyle cüz-i mezkûr bir takım vekâyi’-i mühimmeyi hâvî olduğu erbâb-ı mutâlaaya ihtâr olunur. [Yandaki 2 rakamı ilanın ikinci kez yayınlandığını gösterir]




MAKUL ŞÜPHE! ÖNÜNE GELENİ SUÇLU SUÇSUZ DEMEDEN ASMAK YAKIŞIR MI KOCA KANUNİ’YE!

Resim
İstanbul’da misli görülmemiş bir zulmün, haksız hukuksuz yere idam edilen 800 kadar masumun hikâyesini bilir misiniz?

1527 yılında Osmanlı tahtında Kanuni, sadarette Makbul İbrahim Paşa (Pargalı), şeyhülislamlıkta da İbni Kemal’in bulunduğu zirve yıllarıdır. Bu devirde adalet olmayacak da ne zaman olacak. Gelin görün ki Sultan Selim semtinde hırsızlık amacıyla girilen bir evin sakinlerinin öldürülmesi üzerine İstanbul’da dehşetli bir devlet terörü yaşanmış. İstanbul’da sakin ne kadar ırgat, ekmekçi, mumcu, aşçı, odun yarıcı gibi genellikle bekârların icra ettikleri meslek mensupları devletin gözünde bir anda suçlu ilan edilmişler. İçlerinden birisine dahi işlenen hırsızlık ve cinayetin faili olmak suçlaması yapılamamış olsa da toplatılanlardan durumları şüpheli görülen 800 kadar insan çarşıda, pazarda, sokaklarda idam edilerek katledilmişler. Sözde bu katliamla halka etkili bir gözdağı verilmiş. Ya o masumların dökülen kanının hesabı ne olacak. Allah bilir…

METİN

934 senesi mümkün merteb…

BEYOĞLU'NDA TÜRKLER MÜLKLERİNİ AZINLIKLARA NASIL KAPTIRDI?

Beyoğlu, Galata, Kasımpaşa ve Tophane civarındaki emlake dair Ahmed Safi Bey’in eseri "Sefinetü's-Safi"den aldığım bir yazıyı naklediyorum. Kendileri Maliye-Defter-i Hakani memuru olduklarından rakamlara aşina ve kaynakları elinin altındadır. Şimdiki Kuyud-ı Kadime’miz de bunları bal gibi biliyordur ama bu yazının en altında yer alan sıfatlarla fazlasıyla donanmış olduğumuzdan ne bir hamimiz var ne de bunları ortaya çıkaracak cesur adamlarımız... Maalesef…(Ahmed Safi Bey’in kitabının aslı kaybolmuştur ve günümüze kalan mikrofilmlerinden okuyabildiğimiz metin maalesef çok kötüdür. Tabloda ara sütunlardaki bazı rakamları seçemediğimden yanlış okumuşum ki mizan tutmuyor. Yekün kısmında bir sorun yoktur. )
EMLAK-İ İSLAMİYE
Galata, Beyoğlu, Beşiktaş, Kasımpaşa, Boğaziçi ve buraların civarında evveli gayrimüslim uhdesinde emlâk yok idi. 1250 tarihinden itibaren Müslümanlar uhdelerinde bulunan emlâki bittedric milel-i saireye satmağa başladılar. Hatta merhum pederim Müslümanla…

OSMANLI ARŞİVİ BİNALARI BABIALİ'YE YAKIŞIR

Resim
Taksim Kışlası'nı yeniden inşa edip tarihi ihya etme projesi gündeme gelinceye kadar şu mübarek Osmanlı'nın Babıali'sini ihya edip Valilik kompleksini tümüyle Osmanlı Arşivi yapmak akla gelseydi yarınlarımızdan daha emin olurduk. Bakın ne güzel binalarmış. 1911 yangınından sonra bir daha belini doğrultamayan Babıali tez zamanda ihya edilmelidir. Şu güzelim binaların yerine gündüz gündüz kondurulan AFAD ucube binaları acilen oradan çıkarılmalıdır. Güzel bir projeyle devletin buraları yeniden Osmanlı Arşivi'ne kazandıracağı günde bir kurban adağım olsun.








TAYYİP ERDOĞAN'IN KÜRSÜDEN GÖSTERDİĞİ ARŞİV VESİKASI

Resim
Dört sene önceki bütçe görüşmelerinde o zamanın başbakanı Tayyip Erdoğan, Osmanlı Arşivi'nden temin edilmiş bir belge fotokopisini TBMM'de milletvekillerine gösterip sözlerine delil getirmişti. Ben de saf saf sevinip, arşivin önemini kavrayan devletin âlî makamları bundan böyle en azından "ARŞİV KANUNU"nu çıkarırlar, personelin yıllardır gasp edilen özlük haklarını, hakkaniyet çerçevesinde geri verirler ümidine kapılmıştım. Heyhat, "hakkaniyet çerçevesi" yerine bu "fotoğraf çerçevesi" elimizde kaldı. Bizim koca Osmanlının belgesi de muhalefetin susturulmasından sonra bilmem ki nereye atıldı.

Yine de Arşiv'in ne büyük bilgi hazinesi olduğunu ilk anlayan, gerek Dersim olayları yüzünden, gerekse genel olarak CHP dönemini eleştirirken muhalefeti etkisizleştirmek için bol bol arşiv vesikası kullanan ilk siyasi lider Erdoğan'dır. Kendisi anlamadıysa bile o metinleri eline tutuşturanlar anlamış en azından.



MEHMED AKİF'İN KASTAMONU NASRULLAH CAMİİ VAAZI

Resim
Mehmed Akif, Milli Mücadele'ye katılmak üzere İstanbul'dan Ankara'ya geldiğinde Sebilürreşad Dergisi'ni de Ankara'da çıkarmaya başlamıştı. Burdur Milletvekili olarak aynı zamanda Anadolu'nun çeşitli yerlerinde vaazlar vererek halkı aydınlatma ve Milli Mücadele saflarında yer almaya teşvik ediyordu. Kastamonu Nasrullah Camii'nde verdiği vaaz daha sonra Sebilürreşad Dergisi'nde neşredilmiş ve üç baskı yapıp ordulara dağıtılmıştır.











RAYLARINIZA TÜKÜRECEĞİM - BAKIRKÖY TREN İSTASYONU HARABESİ

Resim
Emperyalistlerin çektirip gittiklerinde arkalarında demiryolu bırakmamak için söküp götürdükleri iki yer gördüm. Biri Mudanya-Bursa demiryolu, diğeri de Lefke'den Magosa'ya kadar adayı boydan boya geçen demiryolu. İkisi de raylarına kadar sökülmüş ve atıl bırakılmış. Zaman içerisinde yolu izi bile tarihe karışmış. Şimdi de MARMARAY uzantısı olarak planlanan ama Kazlıçeşme'ye geldikten sonra inşaat firmasının tüydüğü bu enkazla karşı karşıyayız. Nasıl tamamlanır, yoksa tamamlanmaz mı. Halkalı'dan Kazlıçeşme'ye kadar olan bu hattı bir daha rüyalarımızda mı görürüz bilemem. Zaman her şeyin ilacı...





KKTC MİLLİ ARŞİV VE ARAŞTIRMA DAİRESİ-GİRNE

Resim
Bu bina sadece bir arşiv değildir. Kıbrıs Rumlarının 19. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren kilise sermayesini kullanarak Türk emlakini ele geçirme operasyonunun müşahhas numunelerinden biridir. Kıbrıs metropolitliği sermayesi ile parasız Türk köylüsünün borçlandırılması ve zaman içinde ödeyemediği borçların karşılığında ipotek ettiği arazilerinin metropolitliğe veya Rum cemaatine kazandırılması hedeflendi. Bu projenin Girne ayağında adanın en büyük tefeci-bezirganlarından Severis bulunuyordu. Kıbrıs Milli Arşivi'nin binası da 1974 öncesi bu adamın malikanesiydi. Harekat sonrası terk edilen bu malikane arşiv binası olarak kullanılır. Günümüz insanının adını ve yaptıklarını hatırlamadığı Severis'in binası aynı zamanda acı hatıraların da arşivi olmaktadır. (Foto: Mustafa Küçük)

FATİH İLÇESİNDE BİRLEŞTİRİLEN MAHALLELER

Resim
Önce tarihi yarımadadaki iki idari taksimat yani Eminönü ve Fatih ilçeleri, Fatih olarak birleştirildi. Ardından 2008 yılında Fatih ilçesinde mevcut 69 mahalle 24'e indirildi. Tabi bu arada dört-beş yüz senelik tarihi isimler de güme gitti. Bilmem ki bu husus durup dururken nereden aklıma geldi!!!! Spekülatif bir soru sorayım: Yahu bu değişiklik ve birleştirmelere hakikaten gerek var mıydı?


FARMASON KELİMESİNE RASTLADIĞIM EN ESKİ TARİHLİ BELGE

Resim
Osmanlı Devleti'nde bir arşiv belgesinde ilk olarak rastlanan "Mason" kelimesini bulduğum belgeyi "Farmasonlardan Bahseden En Eski Arşiv Belgesi Gümrükçü Mehmed Esad Ağa'nın Mektubu" başlığıyla ve "şimdilik" kaydıyla daha önce yayınlamıştım. Bu mektup 18 Aralık 1798 tarihliydi. Şimdi de bundan daha eski, 17 Şubat 1786 tarihli bir belgeyi bulduğumu sevinçle kamuoyuna bildiriyorum.
Osmanlı'da, şu sıralarda çok kullanılan şekliyle bir "paralel devlet" yakıştırması yapılacaksa gözümü kırpmadan Ispartalı Halil Hamid Paşa'nın Sultan Birinci Abdülhamid zamanındaki sadaret dönemine bu sıfatı yakıştırabilirim. Halil Hamid Paşa 31 Aralık 1782-31 Mart 1785 (25 Muharrem 1197-20 Cemaziyelevvel 1199) tarihleri arasındaki yaklaşık 2,5 yıllık sadrazamlığında devlette daha önce görülmemiş bir kadrolaşma gerçekleştirdi. Reformcu ve Fransa yanlısı bir sadrazam olarak tanındı. Birinci Abdülhamid'i tahtından indirip yerine Şehzade Selim'i ge…

VALLAHİ HİCAB EDERİM

Resim
Sultan Birinci Abdülhamid’in hanımlarından, Sultan Dördüncü Mustafa ile Şehzade Ahmed’in annesi Sineperver Valide Sultan’ın Sultan Birinci Abdülhamid’e yazdığı bir mektup hissiyatımı epeyce galeyana getirdi. Kendisine Kasımpaşa’da bir  ev alınmasını rica ve niyaz ediyor. İmlası bozuk olsa da halis İstanbul Saray Türkçesi ile yazıyor ve bizler de rahat rahat anlıyoruz. Bir iki kelime gereksiz yere sadeleştirilmeseydi o kelimeler için de sözlüğe bakmaya hiçbirimiz gerek duymayacaktı. Neyse anlaşılmayan bir iki kelime için hemen Google’a yazıverin.
1-Şevketlü kudretlü kerametlü padişahım efendim sultanım hazretlerinin mübarek
2-hak-i pa-yi şeriflerine yüzüm gözüm sürdüğümden sonra benim efendim sultanım
3-arzuhal-i kulları budur ki: ben cariyenize bir ev kerem edesiz ziram
4-alacak kudretim yokdur. Siz efendimden rica niyazım budur. Ben kulunuzu
5-sevindiresiz. Hak azimüşşan siz efendime tûl ömürler ihsan
6-eylesün. Bir gününüzü bin eylesün. Rabbim Sultan Selim Efendimizi
7-ve Sultan Me…

AMİRAL NELSON'UN SORGUCU

Resim
Amiral Nelson İngiltere'nin "Toprakları Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk" sıfatını almasını sağlayan abidevi amiralidir. Trafalgar Deniz Savaşı'nda Fransız ve İspanyol donanmasından ibaret armadayı tek bir gemisini kaybetmeden hezimete uğratırken ağır yaralanmış ve bir süre sonra hayatını kaybetmiştir. Daha önceki savaşlarında da bir kolunu kaybetmişti. Fransızlarla mücadelesi yıllarca sürmüştür. 1798 yılında Fransızların Osmanlı idaresindeki Mısır'ı işgal teşebbüslerinde de karşılarına çıkmış, Ebukır'da bu donanmayı mahvederek Fransızların en önemli işgal gücünü kırmıştır. Buradaki başarısıyla Sultan Üçüncü Selim tarafından mücevherli çelenk (sorguç) ve nişanla ödüllendirilmiştir. Bu ödülleri çok seven Nelson sorgucu şapkasının önüne, nişanı da göğsüne takmış ve ömrünün sonuna kadar taşımıştır. Trafalgar ismi verilen meydana onun anısına dikilen sütun ve üzerindeki heykelde de bu sorguç görülmektedir. Lemuel Francia Abbott tarafından yapılan portresinde …

İZMİR’E DÜŞEN GÖKTAŞLARI ŞİMDİ NEREDEDİR?

Resim
1902 senesinde İzmir’in Damlacık mahallesinde bir evin çatısına göktaşı düşmüş. Kiremitleri ve tavanı parçalayarak evin içine düşen göktaşı parçalarını incelenmek üzere İstanbul’da Müze-i Hümayun’a (şimdiki Arkeoloji Müzesi) göndermişler. Diğer belgelerde onlar da incelemelerini yaptıktan sonra taşların önemine binaen geri kalanların da gönderilmesini talep ediyorlar. Bu taşlar günümüzde nerede saklanıyor acaba.

BELGE METNİ:

AYDIN VİLAYETİ
MEKTUBİ KALEMİ
ADED
58

MAARİF NEZARET-İ ALİYYESİNE

Atufetlü Efendim Hazretleri
Şehr-i hâlin dokuzuncu Cumartesi gecesi saat birde cevv-i havada şerare-feşan olarak İzmir’in Damlacık Mahallesi’nde bir sakafa sukut ile kiremit ve tavanı delerek içeriye düşmüş olan hacer-i semavi parçaları Müze-i Hümayun’ca tedkikat-ı fenniyyeye lüzum görüldüğü halde icabı ifa olunmak üzere postaya teslimen irsal olunmakla ol babda irade efendim hazretlerinindir.

23 Cumadelula 1320 – 15 Ağustos 1318 – [28 Ağustos 1902]

Vali-i Vilayet-i Aydın
[Mühür]


SEN Kİ FRANÇE VİLAYETİNİN KRALI FRANÇEŞKO'SUN

Resim
Kanuni Sultan Süleyman Han’ın Ocak 1526’da Fransa Kralı Fransuva’ya gönderdiği name-i hümayunun elkab bölümünden;

“Ben ki sultânü's-selâtîn ve burhânü'l-havâkîn tâc-bahş-ı hüsrevân-ı rû-yi zemîn zıllullâhi fî'l-arz Akdeniz'in ve Karadeniz'in ve Rumili'nin ve Anadolu'nun ve Karaman'ın ve Rûm'un ve Vilâyet-i Zülkadriye'nin ve Diyâr-ı Bekr'in ve Kürdistân'ın ve Azerbaycân'ın ve Acem'in ve Şâm'ın ve Haleb'in ve Mısr’un ve Mekke'nin ve Medine'nin ve Kuds'ün külliyen Diyâr-ı Arab'ın ve Yemen'in ve daha nice memleketlerin ki âbâ-i kirâm ve ecdâd-ı ızâmım enârallahu berâhinehüm kuvvet-i kâhireleriyle feth etdikleri ve cenâb-ı celâlet-me’âbım dahi tîg-ı âteş-bâr ve şemşîr-i zafer-nigârım ile feth eyledüğim nice diyârın sultânı ve padişâhı Sultân Bayezid Han oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Şah Han'ım,
sen ki Françe vilâyetinin kralı Françeşko'sun”


Bu name-i hümayun günümüzde Fransa "La Bibli…