Kayıtlar

Haziran, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

TOPLAMALAR

Resim
DEVLET KÜFR İLE BERBÂD, ZULM İLE ÂBÂD OLMAZ

Senelerdir çeşitli kod adları ile anılan soruşturmalar sonucu hayatlarına el konulup, hapislerde yatan, mağdur edilen, hakları yenen, hayatları çalınan insanlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Şark toplumlarının devlet felsefesini en iyi nitelendiren özdeyişlerinden en bilineni "Devlet küfr ile berbad, zulm ile abad olmaz" özdeyişidir. Müşrik Mecusi hükümdarlarından Nuşirevan'ın İslam toplumlarındaki sıfatı "Adil" Müslüman Emevi Valisi Haccac'ın sıfatı "Zalim"dir. Müşrik Nuşirevan her daim övülürken, Müslüman Haccac yerin dibine batırılır. Buradan herkesin kendine çıkaracağı paylar olsa gerektir.



ŞEHBENDERLİK ARMASI

Osmanlı Devleti zamanında yurt dışı temsilciliklerimizin kapısında bunun gibi hilalin ucu yukarıya açık ve yıldızı kucaklayan bir arma bulunurdu. Devlet-i Aliyye-i Osmaniye Şehbenderliği (konsolosluğu) yazılı olan bu levhanın hattatı Halid, camaltı tekniği ustası ise Kristiyan, Karsban …

FİRARİLERİN TÜRKÜSÜ

Resim
Sinan ÇULUK




Şu şiir Osmanlı'nın en azametli devrinde bile ordudan kaçan rütbeli-rütbesiz, timarlı, maaşlı askerlerin varlığını göstermektedir. Ferağ kaydı 4 Ağustos 1559'a tarihlenen bir yazmada rastladım. Bahsi geçen firar hangi savaşta olmuştur, hangi tarihe aittir belli değil. Sava Köprüsü'nden bahsedildiğine göre yine de Kanuni'nin seferlerinden birinde olması akla yakın. Güzel bir Türkçesi olan bu şiirin bir kaç tane anlaşılamayan kelimesi için yeni bir sekmeye açacağınız Osmanlıca Lugat'te sorgulama yapabilirsiniz.



Firariyan-ı Fermanlu Tabur

Cenk içün saf bağlayup geldi adûy-i hâk-sâr
Merd olan meydâna geldi kıldı azm-i kâr-zâr

Şah-ı Gazi kûh u şen kılup ihsan komuşken karâr
Baş virüp baş aluriken her dilîr-i nâmdâr

Biz muhanneslık idüp avrat gibi etdik firâr
Kuskuna kuvvet deyü kaçmağı kıldık ihtiyâr

Zera‘ denlü itmedik nâmûs u âra i‘tibâr
Nicemüz nez gibi giyüp başına oldu har-süvâr

Er dimen şimden gerü billah karı diyin bize
Gayri nâm ile çağırmanuz firârî diyin bize

O…

ULUSLARARASI DENGELERE KAÇ PADİŞAHI KURBAN VERDİK

Resim
Sinan ÇULUK
Nevşehirli Damad İbrahim Paşa'nın sadaret müddeti 1718-1730 tarihleri arasında on iki buçuk yıl sürmüştür. O tarihten bu yana ilk kez on bir yıl üç aylık başbakanlık süresi ile Recep Tayyip Erdoğan Damad İbrahim Paşa'nın görev süresine yaklaşmıştır. Şimdi de "Başkanlık" makamını zorlamaya hazırlanmaktadır. Karşısına çıkan ilk rakip Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu için anında senaryolar hazırlanıp uluslararası mihrakların adamı yakıştırmaları yapılmaktadır. Sanırsınız ki tarihimizde ilk defa böyle bir durum yaşanıyor. Seçme ve seçilme hürriyeti bizde eskiden beri hüküm sürer. Tabii ki reaya ve beraya bu tercihi kullanamaz. Sadece belirli mihrakların fikir hürriyeti ve seçme özgürlüğü vardır.

Tarihimizde sorgulanması gereken, dokunulmazlığı olan meçhul zaman dilimleri doludur. Gerçeklerin ortaya çıkarılması gelecek zamanın muhtemel dilimlerine emanet edilmiştir.

1787'de önce Rusya, sonra Avusturya ile savaşa tutuştuk. 1791'de Avusturyalılarla "Zişt…

AHMED LÜTFİ EFENDİ'NİN KABRİSTANLARA DAİR LAYİHASI

Resim
Sinan ÇULUK
Vakanüvis Ahmed Lütfi Efendi 1814-1907 tarihleri arasında yaşayan saygın bir Osmanlı alimidir. Osmanlı Devleti'nde çok çeşitli sahalarda çalışmış, unutulmaz hizmetlerde bulunmuştur. Devletin resmi tarihi olarak yazdığı on beş ciltlik "Tarih"i vardır. Mezarı İstanbul'da Sofular Camii Ekmel Tekkesi haziresindedir. İşin tuhaf tarafı mezarlıklara dair sıkıntıları ve hürmetsizliği dile getiren Lütfi Efendi'nin mezar taşı da Fazıl Ayanoğlu'nun ifadesine göre böyle bir ihmal neticesi kırılmıştır. Daha sonra bu taş tamir edilmiş ve günümüzde mezarında dikili durmaktadır.

 İstanbul mezarlıklarının perişan halini anlattığı raporunu Sultan İkinci Abdülhamid'e takdim etmiştir. Gözlemlerini ve mezarlıkların perişan vaziyetten kurtulması için somut çözüm tekliflerini de ilave ettiği bu raporu diline müdahale etmeden sizlere sunuyorum. Mezarlıklar dahil olmak üzere medrese, tekke, cami, türbe gibi tarihi eserlerimiz Osmanlının son yüzyılında birbiri ardına gel…

AZİZ MAHMUD HÜDAİ HAZRETLERİNİN EL YAZISI İLE MEKTUBU

Resim
Sinan ÇULUK

Sevgili Dostlar, benim için çok önemli bir mektup yayınlıyorum. Bu mektubu yazan Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri. Muhatabını tespit etmek çok güç. Önümüzde bunu tespit edebileceğimiz bir zaman dilimi niyaz ediyorum. Yaptığım araştırmalarda bundan başka bizzat elinden çıkmış bir yazı tespit edemedim. Dolayısıyla yüzde yüz elinden çıkmıştır demek birkaç değişik örneğe bağlı. Muhtevanın gizliliği elinden çıkma bir yazı olma ihtimalini kuvvetlendiriyor. Bu konuda daha teferruatlı bir yazı hazırlayacağım inşallah. Şimdilik kısa kesiyor ve sizi Aziz Mahmud Hüdai hazretlerinin mektubu ile baş başa bırakıyorum.

Mektup Metni:

Benim seâdetlü oğlum sultanım hazretleri

Bundan üç gün mukaddem tarafınıza tahrîrâtdan sonra çünkü meşâyıh sûretinde olduğumuzdan bazı mahallere varılup müzâkereniz esnâsında böyle istimâʽ olunmuşdur ki Bağdad’a giderken mi yahud gelürken mi size bir at hediyye virilüp kabul buyurmamışsınız. Sahibi gayet muğber olup hâlâ tarafınıza iğbirârını izhâr edermiş. Bu kazıyy…