Kayıtlar

Mayıs, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MÜHENDİSHANE BASKISI VANKULU LUGATI

Resim
Türkiye'de ilk basılan kitap olan Vankulu Lugati, Müteferrika matbaasında 1729 yılında basılmıştı. Ağustos 1802 tarihinde Mühendishane (Bugünkü İTÜ) hocası Müderris Abdurrahman Efendi tekrar basmıştı. Buradaki o baskının birinci cildinin bir nüshasıdır. Kitabın temellük kaydında Divan-ı Hümayun Teşrifatçısı (Protokol Müdürü) Mehmed Esad Medhi Efendi'nin ismi bulunur. Basıldıktan iki sene sonra 45 kuruşa satın almış. Bu zat Türk Protokol tarihinin en önemli isimlerindendir. Arşivdeki Teşrifat Defterlerinin başına da buradaki gibi temellük kaydı koymuştur. Aynı zamanda klasik devirde imza yerine kullanılan katip gülü de arz-ı endam etmektedir.





BEN FENERLİYİM SEVGİLİM GALATASARAYLI

Resim
1925 Aralık ayında şöyle bir okur mektubu gelmiş;
«Ben Fenerliyim, o Galatasaraylı!
Kabataş’tan N imzasıyla.
-Bir sevgilim var. İkimiz de birbirimizi candan seviyoruz. Lakin o Galatasaraylı, ben Fenerbahçeli… Ne yapalım!
Cevap: İkinizin de Galatasaray’la Fenerbahçe’den ayrılmanız ve mesela Vefa’ya dâhil olmanızdan başka çare göremiyoruz.»

"TÜRKÇE" YERİNE "LİSAN-I OSMANİ"

Resim
Dâhiliye Nezareti’nde Tesri-i Muamelat Komisyonu vardı. Devletin işleyişini kolaylaştırıcı kararlar alınması düşünülen bu komisyonun belgelerinin birinde gördüğüm ibretlik hadiseyi sizlere nakledeyim.

Günümüzde Makedonya’da kalan Manastır Vilayeti’nde yeni istihdam edilecek polislerin Türkçe okur-yazar olması şartı telgrafla bildirilmek isteniyor. Komisyondan geçen bu kararın telgrafla Manastır’a tebliğ edilmek üzere yazılan müsveddesine aynen “Türkçe okur-yazar” ibaresi konulmuş. Ne var ki işgüzar bir Türkçe düşmanı kalem şefi Türkçenin üzerini çizip “Lisan-ı Osmani” yazmış.

Bizler kendi öz dilimize ne zamana kadar bir hanedan adından başka bir şey olmayan Osmanlılara izafetle Osmanlıca diyeceğiz yahu. Şu art niyetli katip bunu düşmanlığından yapıyordu. Bizler ise ahmaklığımızdan...

OSMANLI, İÇİŞLERİ BAKANI YAPACAĞI ADAMI BASURUNA KADAR İNCELERDİ!

Resim
Kesriyelizade Ebubekir Bey Osmanlıya devlet adamı yetiştirmiş Kesriyelizadeler adıyla bilinen bir aileye mensuptur. Sultan Birinci Abdülhamid zamanında, 1786 yılında yeni sadrazam Koca Yusuf Paşa, kendi ekibini kurarken 70’ine merdiven dayamış bu zatı Sadaret Kethüdası yapmak istemiş. Şimdi içişleri bakanı olarak adlandırdığımıza o devirde sadaret kethüdası denilirdi. Günümüzde bakanlığa seçilirken hangi kıstaslar esas alınıyor bilemiyorum ama o devirde adamın basuru bile mevzu ediliyormuş.


Kesriyeli Ebubekir Bey’i yeni kabinenin Sadaret Kethüdası adayları arasında düşünmüşler. Bundan haberi var mıydı yok muydu bilemeyiz ama yeni seçilen reisülküttabı (dışişleri bakanı) tebrik ziyaretine gittiğinde sadrazamla görüşmesi telkin edilmiş. Sadrazam Koca Yusuf Paşa da kendi yanına gelişinden itibaren birlikte çalışacağı adayı alıcı gözüyle incelemiş. Gözlemlerini aktardığı telhisi Birinci Abdülhamid’e takdim etmiş.

Bu telhiste;
-Tavrını, tarzını dikkatlice süzdüğü Ebubekir Bey'i sözü soh…