Kayıtlar

Mayıs, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DOĞUM KAYITLARI

Resim
Sinan ÇULUK
Osmanlı devrinde 1830'lara kadar Müslüman ahalinin evde, kırda, tarlada doğan fertlerinin anında doğum kağıdı alınmadığı gibi, ailelerin entelektüel düzeyi düşük olanları çocuk büyüdükçe doğduğu ayı, hatta seneyi bile unuturlardı. Bu adet bazı durumlarda günümüze kadar intikal etmiştir. Buna mukabil okuma-yazmaya düşkün, belirli bir seviyenin insanları da genellikle Kur'an-ı Kerim'lerin iç kapaklarına çocuklarının doğum kayıtlarını ilave ederler ve bu Kur'an'ları nesilden nesile intikal ettirirlerdi. Bazen bu kayıtları cönk, münşeat gibi ellerinden bırakmadıkları kitapların uygun yerlerine de düşürürlerdi. Böyle bir kayda rastladığım yazma münşeat mecmuasının ortalarındaki boş bir sayfada saatine varıncaya kadar yazılmış doğum kayıtları mevcut. Yazmaya bu kayıtları kimin ilave ettiği ise belli değil. Belki de sizlerin dedelerinizden, ninelerinizden birilerinin kayıtlarıdır. Örnek olsun diye takdim ediyorum.


Metin:
"İşbu yüz seksen altı senesi mah-ı…

VAMBERY’NİN ARŞİVDE ARAŞTIRMA İZNİ TALEBİ

Resim
Sinan ÇULUK
Macaristan’ın meşhur alimlerinden Vambery, İstanbul’da bulunduğu sırada Topkapı Sarayı arşivlerinde araştırma yapmak niyetindedir. Bu maksatla elini kolunu sallayarak arşive gider. Tabii ki o devrin muhafızları öyle her önüne gelene, hele hele bir Macarlıya arşivin kapılarını destursuz açacak değildir. “İznin var mı?” diye sorarlar ve izinsiz olduğundan haliyle içeriye almazlar. Vambery de aralarının iyi olduğu İkinci Abdülhamid’e bir arzuhal yazarak izin ister. İzin talebinde sadece Macaristan tarihiyle alakalı kayıtları inceleyip istinsah edeceğini belirtmiştir. Sultan Abdülhamid de bu doğrultuda iradesini Mabeyn Başkatibi Süreyya Bey tarafından hazırlanan tezkire-i hususiye ile sadarete iletmiştir.



Belge Metni:

bihi
Yıldız Saray-ı Hümayunu
Başkitabet Dairesi

Macarlı muʽallim-i meşhûr Mösyö Vamberi Macaristan târîhine müteʽallık bazı kuyûd ve evrâk-ı atîkanın tetebbuʽ ve taharrîsi içün Topkapı Sarayı Hümayunu’nda Maliye ve devâir-i sâire evrâk-ı atîkasının hıfzına mahsûs mahal…

ÖMRÜNÜN YEDİ SENESİNİ HİBE EDEN SADULLAH AĞA'NIN HÜCCETİ

Resim
Sinan ÇULUK
Osmanlı padişah analarının iş bilir, becerikli ve çok nüfuzlu kahyaları olurdu. Devlet meratibinde bunlara Valide Sultan Kethüdası denilir, valide sultanların çok zengin gelir kaynaklarını kontrol eder, sevk ve idaresini yürütürlerdi. Sultan Üçüncü Selim'in validesi Mihrişah Valide Sultan'ın kethüdası Yusuf Ağa da böyle cingözlerden biriydi. Devrinde epeyce siyasi hadiselerin içinde yer almış ve Nizam-ı Cedid ricali arasında gösterilmiştir. Üçüncü Selim'in tahttan indirilmesi sırasında hacdan henüz gelmişti. O kargaşa esnasında Bursa'ya sürüldü ama az sonra idamına ferman çıktı. Daha önce bloğumda idam yaftasını da yayınlamıştım. İşte bu Yusuf Ağa'nın terekesinden günümüze intikal eden bir belge vardır ki okununca herkese garip gelen muhtevasıyla ünlüdür. Bu belge, Kethüda Yusuf Ağa'nın Beşiktaş'taki yalısında akdedilen bir mecliste tamamen hukuki prosedüre uygun bir şekilde düzenlenmiş mahkeme hüccetidir. Hacı Sadullah Ağa bin Ahmed isminde bir…

İKİ MÜHÜR

Resim
Büyük ilim, irfan, edep, izan adamımız Diyarbekirli Ali Emiri Efendi'nin vakıf kitaplarına vurduğu mührü.

"Allahü Teala Hazretleri'nin rızasiçün vakfeyledim-Diyarbekirli Ali Emiri 1341"



İstanbul Kadısı Hasan Efendi'nin sanatıyla çok hoşuma giden mührü ve imzası.

AYAKAPI HAMAMI VE ÇEŞMESİ

Resim
AYAKAPI HAMAMI

Bir şekilde özel kişilere satılarak "al da harab et" denilen ecdad yadigarı eserlerimizin en birincilerinden Mimar Sinan eseri, Nurbanu Valide Sultan vakfından Ayakapı Hamamı. Web ortamında epeyce malumat var. Şehrin yüzü suyu olan bu hamam hürmetine kısa kesiyorum.




Kitabesi:

Bi-hamdillah bu cây-i hürrem-âbâd
Hezârân sa’yle çün buldu itmâm
Bu âlî menzile denildi tarih
Ki yüzü suyudur şehrin bu hammâm 990









AYAKAPI ÇEŞMESİ

Ayakapı Hamamı'nın tam karşısında yolun yükselmesi ve sokak dokusunun bozulmasıyla ortada kalmış bir çeşme.

Kitabesi

Bu cihan içre bilin ey teşneler
Ab-ı Kevser’dir beşi bu eşmenin
Dedim içen âşıka târihdir
Nûş-ı cân ola suyu bu çeşmenin



PANÇE DOREF

Resim
Sinan ÇULUK

Bulgaristan'a Osmanlı belgelerinin satılması olayında adı en çok geçenlerden birisidir Pançe Doref. Mükemmel Türkçe biliyor ve gayet güzel Rika ile de elyazısı yazıyor. Bu adam Bulgaristan'ı bağımsızlığa kavuşturan kadronun tamamında olduğu gibi Galatasaray Lisesi mezunu. İkinci Meşrutiyet Meclisi'nde de Manastır Mebusu. Fotoğraf o zamandan kalma. Cumhuriyet'den sonra da sık sık gelip gidiyor ülkemize. 1931 senesinde Maliye memurlarını bir şekilde ayarlayıp, kurulan komisyonda Osmanlı belgeleri için işe yaramaz, fersude belgeler olduğu yolunda rapor verdiren ve satılmalarını sağlayan adam olduğu epeyce iddia edilmiş. Daha sonra komisyon üyeleri tutuklandı ve mahkemeleri sürerken biri vefat etti. Cumhuriyetin Onuncu Yılı'nda ilan edilen genel af gereğince de diğerleri tahliye edildi. Bu davanın belgeleri muhtemelen İstanbul Adliye binası yangınında yok oldu ve günümüze ulaşmadı. Dolayısıyla tarihi bir hadisenin arka planı aydınlatılamıyor ve sp…

ALEMDAR İLE TAHSİN VE REFİK EFENDİLERİN MEZAR TAŞLARI

Resim
Sinan ÇULUK
Sirkeci tramvay yolunda Gülhane Parkı girişindeki Zeynep Sultan Camii restore ediliyor. Her tarafını üç metrelik paravanlarla kapatmışlar. İçeride neler olup bittiğini restorasyon bitince anlarız. Size haziredeki en önemli mevtalardan üçünün mezartaşını sunuyorum. Sadrazam Alemdar, Sadaret Mektupçusu Refik ve Sadaret Kethüdası Tahsin'in mezar taşları. Bunlar Alemdar Vakası'nda öldürüldükten sonra cesetleri Yedikule'de bir çukura atılıp üstünkörü mezar yapılan eskinin kudretli adamları. Kendini tahta çıkaran Alemdar'ın katledilmesine kılını bile kıpırdatmayan İkinci Mahmud ve sonrakilerin aklına hiç gelmedi bu cenazeleri çukurdan çıkarmak. Taa 1908'den sonra Tarih-i Osmani Encümeni işgüzarlık yaptı da Zeynep Sultan Camii haziresine nakledildi kemikleri. Şahideleri bile adi taştan yapılmış ki durduğu yerde eriyor. Otuz sene evvel rahat okunuyordu, bu fotoğrafı çektiğim 2011'de bilhassa Alemdar'ın taşı epeyce erimiş zor okunuyordu. Ş…

TOPHANE KADİRİHANE TEKKESİ İKİNCİ MAHMUD İHYA KİTABESİ

Resim
Sinan ÇULUK
Tophane'de üç yüz yıllık Kadirihane Asitanesi'nin son şeyhi Misbah Erkmenkul Beyefendi vefat etmiş. Allah rahmet eylesin. Bu tekkenin, Osmanlı devrinden beri aynı ailenin tevarüs ettiği bu şeyhlik makamının önemli müesseselerimizden biri olduğunu düşünüyorum. Bu vesile ile iki sene önce bir Mevlid Kandili Gecesi gittiğimizde çektiğim İkinci Mahmud devrindeki ihya kitabesini naklediyorum.
Mazhar-ı adl u muîn-i zuefâ Hân Mahmûd
Dâimâ itmededir celb-i kulûb-ı âgâh Keşfidüp kıldı nice câmî vü tekye ma'mûr Milket-i zâhir u bâtında odur Şâhenşâh Kâdirîhâneyi de gül gibi itdi bünyâd Dil-i bülbül gibi itmiş iken ihrâk tebâh Şeyh ve dervîşine devrân sizin dinse sezâ Çarh-ı vâlâya nazîr oldu bu âlî dergâh Yazdı Safvet biri mu'cem iki târîh temâm Hazret-i Mürşid-i Rûmî'den olup himmet-hâh Yapdı bu hânkahı kutb-ı cihân Şeh Mahmûd Kâdirîhâne yapıldı ne güzel eyvallah. sene 1239

EDEPSÜZLÜK

Resim
Sinan ÇULUK


Bugün Başbakan ile Barolar Birliği Başkanı arasında yaşanan tatsız hadisenin benzerleri de geçmişte yaşanmış ve tarihte yerini almıştır. Devlet adamları arasındaki sert tartışmalar bazen karşılıklı hançer çekmeye kadar da varabilmiştir. Sadrazam Hadım Süleyman Paşa ile ikinci vezir Hüsrev Paşa, Divan-ı Hümayun'da hem de Kanuni Sultan Süleyman huzurunda birbirlerine hakaret etmiş, bazı kaynaklara göre Hüsrev Paşa hançerini bile çekmiştir. Huzurunda geçen bu "edepsüzlüğü" affetmeyen padişah, sadrazam ve ikinci vezirini azletmiştir. Hüsrev Paşa, Lütfi Paşa'nın "Tevarih-i Al-i Osman" adlı eserinde belirttiğine göre bu olaydan sonra on yedi gün yememiş, içmemiş, bir nevi açlık grevinden sonra vefat etmiştir. Lütfi Paşa bu cansıkıcı hadiseden "edepsüzlük" olarak bahsetmeseydi bu gün olanlardan dolayı hiç aklıma gelmezdi.

Gördük, yine tarih tekerrür etti. Bir farkla ki o gün padişah tarafından sadrazam ve ikinci vezir azledilmişti, bugün Cumhu…

ALİ EMİRİ EFENDİ'NİN MİLLET KÜTÜPHANESİ

Resim
Sinan ÇULUK
Milletimizin en büyük fertlerinden, merhum Ali Emiri Efendi, bir ömür boyu biriktirdiği kitaplarını milletine vakfetmek arzusundadır. Bu sıralarda günümüzün Millet Kütüphanesi o devrin Feyzullah Efendi Medresesi Fatih'de yol genişletme çalışmaları sebebiyle yıkılmak istenmektedir. İstanbul Muhibleri Cemiyeti ile Evkaf Nazırı Hayri Efendi devreye girer ve tarihi bina yıkılmaktan kurtularak tamir ettirilir. Bunun üzerine Ali Emiri Efendi de kitaplarını buraya vakfederek bir kütüphanenin kurulmasına öncülük eder. Kitaplarının Türkçe, Arapça, Farsça dil durumlarına ve konularına göre çeşitli fihristleri hazırlanır. Bunların bir kısmının suretleri günümüzde Osmanlı Arşivi'nde mevcuttur. Bunlardan Arapça eserler fihristinin sonunda da bir şerh bulunmaktadır. Aslı olmadığı, suret olduğu için imza ve mühür yoksa da Ali Emiri'nin kurduğu kütüphaneye kendi adının verilmesini istemediği, "Millet Kütüphanesi" isminin verilmesi için ısrarcı olduğu anlaşılmaktadır.…

SULTAN ÜÇÜNCÜ SELİM'İN ANNESİNE SAYGISI

Resim
Sinan ÇULUK
Sultan Üçüncü Selim'in annesi Mihrişah Valide Sultan benim pek beğendiğim valide sultanlardandır. Devletin siyasetine müdahale ettiğine dair pek bir işaret yoktur. Günümüze intikal eden el yazısıyla çeşitli mektuplarında merhametli ve hayırsever bir kadın olduğu açıkça bellidir. Osmanlı ülkesinde ve bilhassa İstanbul'da çeşitli hayır eserleri yaptırmıştır. Halen bunların çoğundan istifade etmekteyiz. İstanbul'un yıllarca suyunu sağlayan Valide Bentleri onun hayırseverliğinin bir eseridir. Eyüp Sultan'da türbesinin bulunduğu yerdeki imareti İstanbul'un halen açık, faaliyetini sürdüren tek imaretidir. Sultan Selim de annesini çok sever, onun bir dediğini iki etmemeğe dikkat ederdi. Askeri modernleşmeyi hedefleyen Sultan Selim günümüze intikal etmeyen Humbarahane Kışlası'nı 1792 senesinde Hasköy'de inşa ettirmişti. Bu kışlanın ortasındaki camiyi de annesi inşa ettirdi. 
GünümüzdeHalıcıoğlu'nda Haliç Köprüsü seviyesinin altında kalan, köprüden m…