Kayıtlar

Haziran, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

EL FALI MÜTEHASSISI JAN POL

Resim
El falcıları günümüzde İstiklal Caddesi ve çevresindeki kafeler başta olmak üzere birçok bölgeyi mekan tutmuş vaziyetteler. Bundan tam 101 sene önce de böyle bir salgın başlamış olmalı ki el falı mütehassısı Jan Pol gazeteye ilan vermiş. Çok ilginç bu ilan metnini paylaşıyorum;
«ELE BAKAR HER GÜN BAKAR
BİR BAKIŞ 5 KURUŞTUR Hal-i hazır ve istikbaldeki taliinizi anlamak ve her ne türlü şeye teşebbüs etmek isterseniz evvela muvaffakiyete nail olup olmayacağınızı ilmü’l-kef [Avuç içi falı] mütehassısı meşhur Fransız lisanı muallimi mösyö Jan Pol’a müracaat ederek anlamanız tavsiye olunur. Taliiniz her gün tebeddül edebilir. Adres: Yeni Osmanlı Postahanesi karşısında
Erzurum Han numara 9»

YENİŞEHİR SİNAN PAŞA KÜLLİYESİNDE NELER OLUYOR? RESTORASYON MU İMHA MI?

Resim
Fotoğrafları Salih Erol dostumuzun sayfasından aldım. Görünce gözlerime inanamadım. Burası Osmanlı'nın ilk başkenti Yenişehir ilçesi. Annemin memleketi. Osman Gazi'nin bizzat inşa ettirip adını koyduğu bir kent. Maalesef adıyla mütenasip bir vaziyetten uzaklaşalı yüzyıllar olmuş. Eski devirlerin, payitaht kenti olduğu günlerin hatırasını yaşatan eserleri hoyratça tahrip edilmiş. Birkaç tarihi eserin dışında Osmanlı mirasını, izini mumla arasanız bulamazsınız. Osmanlı'nın en eski mezarlığı olan Yenişehir mezarlığının üzerinde bugün belediye parkı, birkaç okul, sinema salonu gibi tesisler var. Cumhuriyetin ilk yıllarının olmaması gereken en yanlış icraatlarından en önde gelenleri mezarlıklarımızın tahrip edilmesiydi. İşgüzar yöneticiler mezarlarla birlikte zamanla oluşmuş ağaçları bile ortadan kaldırıp o çıplak alanlarda yeniden ağaç dikmek gibi garabete imza attılar. Yenişehir ilçesi de bundan nasibini aldı. Rahmetli dedem sağlığında bu parkta hiç oturmadı. Dedelerinin mez…

SEYF GAZETESİ

Resim
Bodamyalızade Mehmed Münir Bey'in imtiyaz sahipliğinde Lefkoşa'da çıkan "Seyf" gazetesinin 5 Ocak 1913 tarihli nüshasından klişe. İmtiyaz sahibi uygun görmüş, kılıcın Arapçasını gazeteye isim verdiği yetmiyormuş gibi bir de resmini benzetmiş. Altına da "Cennet Kılıçların Gölgesindedir" anlamındaki hadisin Arapçasını eklemeyi ihmal etmemiş. Şimdi düşünebiliriz ki bu gazete ve imtiyaz sahibi siyaseten İslamcı ve emperyalizme kılıçla karşı çıkmak gerektiği fikrinde. Tam aksine İngilizlerin Kıbrıs adasındaki en büyük yardakçıları olduğundan "Sir" unvanı verilen tek Türk. Aynı zamanda Türk vakıflarının yağmalanmasından birinci derecede sorumlu olduğu iddiaları hiçbir zaman gündemden düşmeyen bir işgüzar. Görünüşe aldanmamalı...

GEYİKLİ BABA'YA DAİR [1] RAKI VE ŞARAP MESELESİ

Resim
Bugün "Kesmeşeker" adlı bir müzik grubunun "Geyikli Baba Uzaylılar Şarabı" adlı saçma sapan sözlerden ibaret şarkısını duydum. Hafakanlar bastı. Dar ve sınırlı bir çevrenin inhisarındaki yalan-yanlış bilgilerin popüler müziğe malzeme edilip kamuoyuna sunuluş tarzı beni aşırı rahatsız etti. Neden böyle oldu? İşin bir evveliyatı var. Hilmi Ziya Ülken 1924 yılında "Anadolu Tarihinde Dini Ruhiyat Müşahedeleri" adlı bir makale yazdı. Osmanlı Arşivi'nin ilk tasnif heyetlerinde yer alan Ahmed Refik [Altınay]ın arşivde bulduğu çok eski ve eksik bir belgede Orhan Gazi'nin Geyikli Baba'ya rakı ve şarap gönderdiği yazılıydı. Bu belgeye dayanan makale öylesine kabul gördü ki Geyikli Baba'nın meyhor olduğu, rakı ve şarap içtiği en aklı başında olması gereken ilim erbabı tarafından da sorgusuz sualsiz kabul edildi. Oysaki Ahmet Refik bu makaleden üç sene sonra “Bizans Karşısında Türkler” adlı kitabını yazdığında belgenin tamamını neşretmiştir.Üstelik O…

MÜSLÜMAN OLUP İMAMLIK YAPAN YAHUDİ HAHAMI ABDULLAH'IN ARZUHALİ

Resim
İstanbul’da Balat semti dışında Yahudi hahamı olarak yaşarken üç kızıyla birlikte Müslüman olan Abdullah’ın (o devirde ihtida edenler genellikle Abdullah adını alırlardı) arzuhalidir. Müslüman olduktan sonra da imamlık yapıyor olmalı ki kendisine “Haham İmam” lakabı takılmış. Kendisi ve kızlarına “Yahudi milleti batıl millettir, telef ederler” cümlesiyle Yahudilerin bir zarar vermesinden endişelendiğini belirtiyor. Perakende ve perişan olmadığından yani hali vakti yerinde olduğundan o devirde ihtida edenlere verilmesi adet olan Padişahın ihsanından bir talepte bulunmaya mahçup olduğunu vurgulayarak kızlarıyla birlikte İslam dinini kabul ettiğinin bilinmesini istiyor. Haham İmam'a bir talebi olmasa da İstanbul Gümrüğü gelirlerinden aylık kırk kuruş maaş bağlanmış ki o devirde iyi bir maaştır. METİN: HÜVE
Hak Subhanehu ve Teala Hazretleri
Şevketlü, Mehabetlü, Şecaatlü, Azametlü, Padişah-ı Alem-penah Efendimiz Hazretlerinin Mübarek vücud-ı hümayunların hata ve hatardan masun ve mahfuz…

İRLANDA HALKININ SULTAN ABDÜLMECİD'E TEŞEKKÜRÜ

Resim
İngiltere'nin zulmü altında inleyen İrlanda'da iki milyon göç, bir milyon can kaybı ile sonuçlanan "Büyük Kıtlık" dönemi kara bir leke olarak durmaktadır. İngiliz sömürgeci politikalarının yansıması olarak halkın başlıca gıdası olan patates ürününe hastalık bulaşması ile 1845-1849 yılları arasında bu felaket yaşanmıştır. Osmanlı Devleti Kraliçe Viktorya'nın muhalefetine rağmen felaketzedelere ayni ve nakdi yardımlarda bulunmuştur. İrlandalılar da bu jeste karşılık Sultan Abdülmecid'e aşağıdaki mektubu göndermişlerdi. Çeşitli kaynaklarda yanlış olarak Topkapı Sarayı'nda korunduğu söylenen bu teşekkür mektubunun aslı Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde korunmaktadır.

İNGİLTERE KRALİÇESİNİN UĞRADIĞI SUİKAST

Resim
İngiltere’nin 64 yıl gibi rekor bir zaman diliminde kraliçesi olan Viktorya, bu süre zarfında yedi defa suikasta maruz kalmıştır. 21 Mayıs 1849’daki dördüncü suikast, Osmanlı Devleti’nin Londra Büyükelçiliği tarafından hemen ertesi günü yazılan bir tahrirat ile İstanbul’a bildirilmiştir. Kraliçe ve kocası Prens Albert yanlarındaki çocukları ile Hyde Park’ta gezinirken İrlandalı John Hamilton kraliçeye suikastta bulunmuştur. Kraliçe ve ailesi bu saldırıda her hangi bir zarar görmemişlerdir. Hemen yakalanan suikastçı ilk sorgusunda, bir tuğla fabrikasında amele olduğunu, kalıcı bir isim bırakmak için bu saldırıyı yaptığını, tabancada mermi bulunmadığını, amacının bu sayede hapse girerek bedavadan yiyip içmek olduğunu belirtmiştir. Londra halkının oldukça tepkisini çeken bu saldırının ertesi günü kraliçe ve ailesi aynı yerlerde yeniden gezintiye çıkarak halka moral vermişler, halkın da “hurra” tezahüratları ile karşılık verdikleri görülmüştür. METİN: Devletlü Efendim Hazretleri Şehr-i h…

ZEYREK SEMTİNDE YATAN TARİH

Resim
Akşemseddin'den Kutup Osman Efendi'ye, İsmail Hakkı Bursevi'den Çerkeşi Şeyhlerine kadar yani İstanbul'un fethinden itibaren manevi nüfuzunu şehre sindiren böylesi bir makamın ibret verici halidir. Ben fotoğrafı çektiğimde Zeyrek Camii restore ediliyordu ama burası restorasyon planında yoktu. Şimdilerde restorasyona alınmışsa bilemem ama vaziyet böyleydi. KİTABE: Bu makam ibtidâ-yı feth-i İstanbul’da kutbü’l-arifîn eş-Şeyh Ak Şemseddin kuddise sırruhu hazretlerine mensûb olup muahharan kibâr-ı ehlullahdan çok zevât-ı kirâm ve husûsan Şeyh-i İlâhi Emir Buhârî ve Şeyh Bali-i Sofyevî ve Atpazârî Şeyh Osman Fazlullahi ve halifesi Şeyh İsmail Hakkı kaddesallahu esrâhum hazerâtı dahi sâkin olmuşlardır ve derûnunda elân medfûn olan e’ızze-i Halvetiyye-i Şabaniye’den Arifbillah Çerkeşî eş-Şeyh İbrahim ve Şeyh Halil Efendilerin ve bu hângâhdan güzerân eden e’ızze-i kiramın rûh-ı kudsiyyelerîçün el-Fâtihâ. Târîh-i Küşâd sene 855.





HALET EFENDİLERİN SONU GELMEZ

Resim
İkinci Mahmud zamanındaki meşhur "Devlet Kahyası" Halet Efendi anasının gözü bir adam. 14 sene devleti parmağında oynatmış, Sultan Mahmud sadece bakakalmış. Sonunda intikamını almış ama Halet'in laflarından, mektuplarından günümüze çok ibretli sözlerin kalmasına mani olamamış. Yeniçeri Ocağı'nı Sultan Mahmud'u dengelemek için kollayan, pohpohlayan Halet Efendi'nin "Yeniçeri Ocağı'nı ortadan kaldırmak, onun yerine düzenli orduyu kurmak çok kolay, lakin Arslanımı neyle zabtederiz" diye meşhur bir sözü vardır. Buradaki "Arslanımı" Cevdet Paşa'nın Tarih'inde okuduğumdan beri hep kulağımı tırmalamıştır. Çünkü Valide Sultanların padişah olan çocukları için kullandıkları bu tabiri Halet Efendi'nin de kullanmasını anlamlandıramıyordum. Meğer bunun aslı da başkaymış. Esad Efendi Tarihi'nde "arslanım" yerine "budala" yazılıymış. Cevdet Efendi haşmetmeab hünkara budalayı yakıştıramamış el çabukluğu ile arslanı…

YALANCI PEYGAMBER

Resim
Osmanlı Arşivi’nde Halepli İbrahim Musa Necm imzalı İbranice bir mektubun tercümesi bulunmaktadır. Mektubun aslı ortada değildir. Hariciye Nezareti Tercüme Odası’nda tercüme edilmiş. Tarihsiz olduğundan hangi padişaha gönderildiği anlaşılamıyorsa da tercüme metnin kâğıt ve antet özelliklerinden İkinci Abdülhamid’e gönderildiğini tahmin ediyorum. Bu devirde Osmanlı Devleti’nin her yerinden ipe sapa gelmez yüzlerce mektup rahatlıkla Yıldız Sarayı’na gönderiliyordu. Bunların ne kadarının saklandığını, arşivlendiğini bilemiyoruz.   Yine de İbranice olduğu için Hariciye Nezareti’ne gönderilip orada tercüme edilen mektubun aslı elimizde olmasa da tercümesi mevcut ve bir zihniyete ışık tutacak malumat içeriyor.
Beni İsrail peygamberleri sülalesinden ve Halep ahalisinden olduğunu belirten İbrahim Musa Necm mektubunu İbrani lisanında gönderdiğine göre Yahudi olduğunu düşünebiliriz. Mensup olduğu dini belli etmeden, “Vahdaniyet üzerine kurulmuş din-i mukaddes” diye belirttiği bir dinin hamiliği…

MÜSLÜMANLIK VE SOSYALİSTLİK - 2

Resim
[Müslümanlık ve Sosyalistlik - 1 başlıklı yazının devamıdır]
Arazi devletin malı idi. Hazret-i Ömer bütün dünyaya bir irat nizamı ihdâ etmiştir. Ahkâm-ı veraset ise büyük arazi sahiplerinin yahut milyonlardan müteşekkil bir hattın devamını imkânsız bırakmıştır. İrtihal eden her Müslümanın mirası birçok kısımlara ayrılıyor ve bi’n-netice neslen bade neslin arazi ve emlak mütemadiyen inkısam ediyordu. Bir insanın malının sülüsünden fazlasını hibe edemediği halde hususat-ı hayriyeye ve devlete iane itası mübahtı. Hedef servetin mütesaviyen tevzi’ edilmesiydi. Din-i İslam ağniyayı beytülmale yahut müstahakk-ı fukaraya senevi varidatının la-akall yüzde iki buçuğunu i’taya şer’an mecbur etmiştir. Bu suretle fukara ağniyanın hesabına kesb-i servet ediyordu. Peygamberimize bu hususta sual sorulduğu zaman bu suretle cevap vermişti. “Zekât ağniyanın malından fukarayı zenginleştirmek için farz olunmuştur” Müslümanlıkta sosyalistlik o kadar yükselmiştir ki bir insan tarlasını bir müddet zer’ etmey…