Kayıtlar

Ekim, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

EFENDİLER, HALK-I ÂLEMİ SOYUP GÖTÜ ÇIPLAK ÇÖL ARABI KIYAFETİNE KOYMAK İSTERSİZ

Resim
Naima Mustafa Efendi “Tarih”inde Kadızadelilerden uzun uzun bahsettikten sonra kibar zatlardan birinin Kadızadelilerin önde gelen vaizlerinden Türk Ahmed ile olan konuşmasını nakleder. Bu konuşmayı sadece biraz belirgin hale getirmek için noktalama işaretleriyle çevirdim. Sayfa görüntüleri de ilaveli… Fazla söze hacet yok, bu durumlar her zaman mevcuttur. İslam toplulukları bu git-gel arasında ömrünü tamamlayacak. Öyle görünüyor.

METİN:

Mudhikât:
Maslahat-ı dünyeviyye içün mezbûr şeyhlere tereddüd eden bir zarîf, sual edip:

-Bid’at-i haseneyi ve cümle seyyi’eyi ref’ etseniz gerek. Bu çakşır ve don giymek dahi bid’attir. Onları dahi kaldırır mısız? dedikde, Türk Ahmed:

-Beli, anı da men’ ederiz. İzar ve peştemal kuşansunlar. Demiş. Herif tekrar sual edip:

-Ya kaşık isti’mali de bid’attir. Anı ne işlersiz.

-Anı da kaldırırız. Taamı elleriyle yesünler. Zifir değil a. Yedikleri taam ellerine bulaşmağla ne lazım gelür.

Herif-i zarîf taaccüb edip:
-İmdi efendiler halk-ı âlem-i i s…

RAMAZAN EĞLENCELERİ

Resim
1869 senesi Ramazan ayında İstanbul’da ne eğlenceler yapılmış yahu. Kılıç yutan adam, bale, pandomim gösterileri bile varmış. Üzerine de âlâ meyve piyangosu.  İftardan sonra afiyet olsun…

METİN;

İşbu Ramazan-ı şerifin ibtidasından hitamına değin beher gece İskilip Hanı’nda Kasparyan şakirdlerinden Kostaki Kaliçi ve Hacı Mikail Pambukcuyan Kunpanyası canbazlık ve pandomine ve balet ve sair zorbazlık oyunlarını icra edeceklerdir. Ve kılıç yutan meşhur Maroke nam üstad dahi bir buçuk zira boyunda kılıcı kâmilen ağzına sokup ve buna emsal nice tuhaf oyunlar icra edeceği bazen dahi bir mikdar a’lâ meyve piyangosu çekilip her kime isabet eder ise meccanen verileceğini ilan ettiriyorlar.

ÜÇÜNCÜ AHMED’E EKŞİ PORTAKAL GÖNDERMEYİN

Resim
Sinan ÇULUK
Sultan Üçüncü Ahmed çok müşfik bir padişah. Kızı Fatma Sultan’ı merak ettiğinden sevgili damadı Sadrazam İbrahim Paşa’ya çok sık mektup yazmış. Bunlardan biri de yazımıza konu olan bu mektup. İlk cümlede karışık bir durum var. Kızı “beyza istimal buyurmuş ve istifra etmiş”. Beyza deyince yumurta anlamak lazım ancak sanki bir ilaç kastediliyor gibi “istimal buyurmuş” deniliyor. Eğer bildiğimiz yumurta olsaydı “yemiş-ekl etmiş” gibi bir şey demeliydi. Belki de sadece yumurta kastediliyor. Bir de "Kato" şeklinde yazılmış bir armut cinsinden bahsediliyor ki belki doğrusunu bilenleriniz vardır. Bu kaydı düştükten sonra devam edelim. Üçüncü Ahmed sadrazamına, merak ettiği kızının durumunu yazarak bildirmesini emrettikten sonra isteklerine geçiyor.

İşte bundan sonra duru bir Türkçe ile yazdıkları o kadar hoş ki insan güzelim Türkçe’ye “Osmanlıca” tabirini yakıştıranlara ne diyeceğini bilemiyor. Selçuklu Türklerinin kullandığı Türkçeye “Selçukluca” Akkoyunlu Uzun Hasan’ın …

BURSA YENİŞEHİR EŞRAFINDAN EDHEM PAŞA’NIN HÜDAVENDİGAR VALİSİ TEVFİK BEY İLE OLAN ÇELTİK ANLAŞMAZLIĞI*

Resim
Sinan ÇULUK

Sultan İkinci Abdülhamid döneminin sonlarında Bursa Valisi Mehmed Tevfik Bey ile Bursa Yenişehir eşrafından Edhem Paşa arasında bir anlaşmazlık yaşanmıştır. Kişileri yıpratan ve mahalli sakinlerin de dâhil oldukları bu ihtilaf, somut olarak çeltik tarlaları üzerinden yürütülmüştür. Osmanlı idarecileri ile yerel güçler arasındaki gerilim ve çekişmeyi vurgulamak adına bu örnek olaydan hareket edeceğiz. Nasıl oluyor da bir vali ile isminin sonunda “Paşa” unvanı olan biri arasında böyle bir gerilim yaşanabilir. Bunu anlamak için biraz gerilere gidip hareket noktasını oradan başlatmak gerekmektedir. Osmanlı Devleti 600 yıllık ömrünün her anında yeknesak bir nizam ile idare edilmemiştir. Esasen böyle bir şey de mümkün değildir. Gelişme ve değişmenin tabii kanunları işlediği sürece devlet nizamının yürütülmesinde de farklı uygulama ve kanaatler karşımıza çıkar. Osmanlı Devleti zaman içerisinde hakimiyetini sürdürürken çeşitli istinat noktaları ve karşılıklı hakimiyet sahaları oluş…

HAÇLI ZİHNİYETİNDEKİ SİNEMA-FİLM ENDÜSTRİSİNE İLK ELEŞTİRİ

Resim
Sinan ÇULUK




Ahmed Hikmet Müftüoğlu (1870-1927) Türkçü bir yazarımız. Emperyalizmin “beşinci kol” faaliyetleri çerçevesinde yürüttüğü “sinema sanatı” ürünlerinin kendi devrindeki halini tasvir eden bir yazı yazmış. Günümüzde de o günlerdeki gibi Hollywood ile el ele yürüyen emperyalizmin karakterinde hiç değişiklik yoktur.

Yazıda yer alan anlamı unutulmuş birkaç kelime için WWW ortamındaki Osmanlıca sözlüklere müracaat edilmesi tavsiye olunur.

METİN:

İSLAMLAR ALEYHİNDEKİ SİNEMA MEVZULARI

Nasuh Efendi bugün pek müteessir görünüyordu. Donuk bir sarılık ve kırmızı ince çizgiler altında beliren siyah gözbebekleri her zamankinden daha az müteharrik idi. Söze başladığı sırada elim bir bahs açacağı evza’ından anlaşılıyordu. Çayının yarım kadehini bir hamlede içtikten sonra dedi ki:
- Bundan tam on yedi yıl evvel Fransa’da «Amiyen» kasabasını ziyaret ettiğim sırada gördüğüm «Piyer Lermit» in heykeli huzurunda dakikalarca devam eden bir istiğrak hali geçirmiştim. Avrupa Hıristiyanlarının kalplerine İ…