Kayıtlar

Eylül, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

LAMİİ ÇELEBİ VE KEŞİŞ DAĞI

Resim
Lamii Çelebi bugün Uludağ dediğimiz dağ silsilesine kendi zamanında “Keşiş Dağı” denilmesine fena bozulmuş ve çeşitli tevillere sığınıyor. Cumhuriyet döneminde, meşhur Doktor Osman Şevki Bey, bu dağa “Uludağ” ismini önermiş ve isim tutmuştur. Kendine de soyadı olarak Uludağ’ı seçen Osman Şevki Bey, Lamii Çelebi’nin yakındığı husustan bizi kurtarmıştır. «(Nesir) Amma yine bu kûhsâr-ı nâmdâr ol akvâm-ı küfre nisbetle şöhret bulmuştur ve ol fırak-ı tuğyâna izâfetle meşhûr olmuştur…»

FERYATLARIM

Resim
Yaşar Nezihe [Bükülmez] Hanım'ın "Feryadlarım" isimli şiir kitabınının PDF'sini buldum. Beni yine hisli, kasvetli bir hale büründürdü..."Feryadlarım" şiiri hakikaten yürekli, cesur bir kadının kendine istinat noktası bulmasının ve feryat ede ede ayakta dimdik durmasının timsali gibi geldi bana. Bir de hoşluk yaşadım... Romantizmin en önemli aksesuarı "Pembe pancurlu ev" hayali, Nezihe Hanım'da "Üsküdar'ın ruhlu yerinde bir ev" hayaliyle yer değiştirmiş. Bu ruh onu ayakta tutuyormuş zahir...Biz sosyalist şair diye bilirdik kendilerini, meğer ruhçu tarafı da varmış.












Şiirin tamamı çok uzun, bir sayfasını paylaşıyorum. ...
Saçlar beyaz olmuş, seneler kaddini bükmüş,
Kâbûs-ı ma’îşet o za’îf dûşuna çökmüş; Olmuş o güzel yüzde derin çizgiler hâsıl…
Hâlâ kara bahtım beni etmez sana vâsıl! Karşımda tecessüm eder evlad u iyâlin
Kalmaz eseri dildeki âlâm u melâlin Bir zevce yanında, iki mes’ûd büyük evlâd,
Bir evli kerîme ile bir de yeni dâmâd. Bi…

CELAL BAYAR

Resim
Türkiye'nin siyasi hayatında önemli bir yeri olan Celal Bayar'ın üç farklı resmini sunuyorum. Kurtuluş Savaşı'nda Batı Anadolu'daki Yunan işgaline karşı propaganda yaparken kendine Galip Hoca adını takmış ve kıyafetini de hoca kıyafeti olarak düzmüştür. Aynı sıralarda İzmir dağlarında çetecilik yapmaktayken kıyafeti de haliyle bir çeteci kıyafetiydi. İşte bu teşkilatçı adam iki-üç sene sonra Lozan'da düvel-i ecnebiye ile yapılan barış görüşmelerinde Türkiye'yi diplomat olarak temsil etmiştir. Lozan görüşmelerinde görevli olan Şair Yahya Kemal ile birlikte çektirdikleri bu hatıra fotoğrafı ile tablolar Gemlik-Umurbey'deki Celal Bayar Müzesi'nde bulunmaktadır.








GENÇ CUMHURİYETİMİZİN GENÇ MAARİF VEKİLİ VE ÂTEŞÎN HATİBİ HAMDULLAH SUBHİ BEY

Resim
Hamdullah Suphi Bey, Türkçülüğün mümtaz simalarının en önde gelenlerindendir. Türk Ocakları deyince akla ilk gelen isimdir. Yıllarca başkanlığını sürdürdüğü bu kuruma çok hizmeti geçmiştir. İstiklal Marşı’mızı yazması için Mehmet Akif’i ikna eden ve şiirini ilk önce TBMM kürsüsünde okuyan da odur. İki defa Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) olmuştur.

Resimli Gazete, 4 Mart 1925’de ikinci defa getirildiği bakanlık görevindeyken 27 Haziran 1925 tarihinde kapak fotoğrafında Hamdullah Subhi Bey’e yer vermiştir. Pek bilinmeyen bu resmini “Tarih Yazıları” dostlarına takdim ediyorum. Her Türk gencinin Hamdullah Subhi Bey’in biyografisini ve çalışmalarını muhakkak okuması gereklidir.



Resim altındaki yazının çevrimi aşağıdadır.

“Maarif Vekili Hamdullah Subhi Bey bugünkü münevver Türk gençliği için hiç de meçhul bir sima değildir. Hamdullah Subhi Bey bundan on beş sene evvel Türkçülük cereyanına pişuva olarak bu uğurda çok çalışmış ve bir çok müşkülata galebe çalmıştır. Bugünkü kuvvetli Türkçülük…

GÜVERTEDE YORGAN-YASTIKLI ROMANYA SEYAHATİ İLANI

Resim
Sinan ÇULUK
1911 yılı Ağustos ayında Meclis-i Ayan üyelerinden Besarya Efendi öncülüğünde bir heyet tarafından Romanya seyahati organize edilir. Geziye katılacaklar Romanya'nın Daçya vapuruyla Galata rıhtımından hareket edeceklerdir. Birinci mevki 8 ve ikinci mevki biletleri 6 Osmanlı lirasına satılmaktadır. Kamarada yatacak ve yemek verilecek birinci mevki yolcuları için sorun yoksa da ikinci mevki yolculara uygun görülen yatacak yer ve ikramı aşağıda aktarıyorum. Günümüzün gemi acentalarına duyurulur.

İKİNCİ MEVKİ BİLET HAMİLLERİ

Birçok züvvarın ricaları üzerine ve kamaraların adem-i kifayesi ve havaların sıcak olması nazar-ı dikkate alınarak elli kişi güverteye alınacak ve heyet, güverte yolcularının istirahatlerini temin etmek üzere gece halı seccadeler üzerine yorgan ve yastık verilerek yatırılacaktır. Vapurda güverte yolcusu kendi hesaplarına taam edeceklerdir.



BOĞAZİÇİNDE VE SOKAKLARDA KADIN-ERKEK KARIŞIK DÜĞÜN OLUR MU HİÇ!

Resim
Sinan ÇULUK

Üçüncü Selim devrinde de kadın erkek karışık sokaklarda düğün bahanesiyle eğleniliyormuş. Buna kafası bozulan sadrazam bu takriri ile padişaha durumun uygunsuzluğunu anlatıp sokaklarda kadın erkek karışık düğün eğlencesi yapılmasının yasaklanması ve halkın düğünlerini evlerinde yapması için ferman istiyor.

METİN:

Şevketlü kerametlü mehabetlü kudretlü veliyyinimetim efendim Padişahım
Geçen sene nâsa mucib-i inbisât olmak içün Boğaziçi’nde bazı düğünlere ruhsat irae olunmuşidi. Düğün demek velime içün veyahut hıtanlarda [sünnet düğünlerinde] bir iki gün izhar-ı sûr u sürûr iken zamane halkı mücerred icrâ-yı mezâklarîçün bazı meydanlarda bir hafta ve belki on gün düğün edip erkek ve nisvân mahlûtan gûnâgûn fezâhate ibtidâr etmeleri ile neticesi mel’abeye çıkup “emr-i ma’rûf nehy-i ani’l-münker” farizasına riayet lâzimeden olmakdan naşi el-hâletü hâzihi irâde-i şâhâneleri buyurulur ise velime veyahut hıtan edenler kendi hanelerinde edip sene-i sabıka misillü mesire ve meydanlarda …

İNEGÖL HALKININ TÜRK ORDUSUNA BAĞIŞLADIĞI UÇAKLAR

BU İNSANLAR ACAYİP CESUR OLMUŞLAR

Resim
Sultan İkinci Mahmud’un devlet adamlarından ettiği şikayet ve sitemlerini okuyup bugünkü halimize şükretmemiz gerekiyor. Şimdikiler de ha bire bizi tedip edip oturun oturduğunuz yerde demiyorlar mı? Tek farkları, sen şuraya sen buraya diye bizi sürgüne göndermemeleri… İkinci Mahmud'un kendi kaleminden...

Belge Metni:

Benim Vezirim,

Bu nâs ne acayip cesur olmuşlar. Bu kadar tedip ederim yine lisanlarını hıfz edip Allah’ın verdiği nimete razı olup oturmazlar. Şu Cizye Muhasebecisi esbak Et Katibi Ahmed Efendi’yi Kütahya’ya ve Hanya’dan gelen Topçular Katibi esbak Salih Efendi’yi İstanköy ceziresine şimdi nefy edesin ve Efendi daimize dahi haber gönderesin İstanbul mazullerinden Hammamizade Raşid Efendi’yi Bursa’ya nefy olmasını işaret eylesin ve Muhyizade Esad Efendi yalısında ikamet edip çıkmamasını tenbih eylesin. Bu kadar ehil olanlara ikram ederim, bu kadar şayeste-i tedip olanlardan müsamaha ederim bir vechile huylarından geçmeyip lisanlarını hıfz etmezler. Allah insaf vere.


SARAYA TÜRKÇE BİLİR CARİYE GÖNDERMEYİN

Resim
Yıl 1891. Osmanlı Devleti’nde köle, esir ticareti yasaklanmış ama ne hikmetse halen sürüyor. Bunda tabii ki sarayın belirli ihtiyaçları etkili oluyor. 

Cariye deyince hemen akla padişahların yatak odaları gelmemeli. Harem dairesinde eski usûl sürmekte olup küçük yaşta saraya alınan kızlar haremin çeşitli sahalarında hizmette kullanılmaya devam ediliyor. Çamaşır, bulaşık vb. ne kadar ev işi varsa bunlar sarayda da var. Haliyle istihdam edilecek hizmetçi kızlar da lazım.

Bu belge de böyle bir taleple ilgili. Önceki belgelerde açıkça yazılı ama ben bu kısa belgeyi paylaşmak istediğim için konu muğlâk olmasın.

Konya bölgesine yeni gelen Çerkez muhacirler arasından güzel, küçük ve Türkçe bilmeyenler saray haremi için talep ediliyor. Eski yerleşiklerden de olabilir ama Türkleşmiş ve lisanlarını değiştirmiş olanlar istenmiyor. Evet, Osmanlı çok etkili asimilasyon politikaları gerçekleştirmiş! O kadar ki sarayın haremine Türkçe bilir cariye istemiyor. Bana ilginç geldi. Sizi bilmem…

Belge Metni:

K…

DAMAT SORUŞTURMASI

Resim
Padişah kızları da zamanı geldiğinde evleniyordu. Padişah, bir baba olarak kızıyla veya diğer veliaht ve şehzadelerden birinin kızıyla evlenecek adayı belirleyen birinci seçici idi. Bilhassa İkinci Abdülhamid Han’ın ihdas ettiği Hanedan Kanunu’ndan sonra padişahın izni olmadan evlenenler, bütün hanedan ve saltanat haklarından mahrum edilmeyi göze alıyor olacaktı. İsabetsiz veya yanlış tercihlerde bulunulmaması hanedanın vakar ve şerefi ile ilgiliydi. Dolayısıyla bilhassa kızlarla evlenecek adaylar inceden inceye soruşturulur ondan sonra karar verilirdi. Ancak burada göstereceğim belgede olduğu gibi bu iş el altından icra edilmiyordu. Sadrazama bir liste halinde adayların isimleri gönderiliyor, yapılan tahkikatın sonucu Amedi Kaleminde hazırlanan bu belge gibi Sadrazamın imzasıyla saraya gönderiliyordu.

Eğer Türkiye’de bir derin devlet var idiyse, bu iş neden resmi mekanizma kullanılarak yapılırdı. Galiba derinlerde böyle bir organizma hiç olmadı. Zira bu aday listesi ve haklarındaki ta…