Kayıtlar

Kasım, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DERSİM

Resim

EMPERYALİZMİN DÜDÜĞÜNÜ ÇALANIN AKIBETİ HAYR OLMAZ

Sinan ÇULUK


Batı Anadolu ve İstanbul’daki Rum nüfusu sanılanın aksine Tanzimat dönemi ve özellikle 1856 Islahat Fermanı’ndan sonra artmıştır. Rumlar, 1780-1830 arasında ve bilhassa Yunan devletinin kurulmasından sonra peşpeşe yaşadıkları sefalet ve kıtlık dönemlerinde açlıktan ölmek üzereyken Yunanistan’dan ve Cezayir-i Bahr-i Sefid (Akdeniz) adalarından akın akın Anadolu'ya göç ettiler. Ucuz bir bedel mukabili askere gitmediler. Zaten cizye vergisi de kaldırılmıştı. Savaşlarda kırılan Türk nüfusuna nispetle sayıları sürekli arttı. İki nesillik bir zaman diliminde eğitim ve sağlık sistemine alternatif politikalar ortaya koydular ve ticari gelişim düzeylerine yetişemeyen Türk milletine dünyayı dar ettiler. Rumları ağırlayan, etini ekmeğini suyunu paylaşan binlerce masum Türk'ün mallarını mülklerini emperyalist politikalar sayesinde ellerinden aldılar.

İstanbul'u işgal kuvvetleri teslim aldığında Rum komşularımız İstanbul'da mavi-beyaz kumaş bırakmadılar,…

AYASOFYA CAMİİ’NDEKİ DANDOLO MEZARI

Resim
Sinan ÇULUK
Dördüncü Haçlı Seferi’nin komutanı Venedik Doju Enrico Dandolo, Latinlerin 1204 senesindeki İstanbul’u işgalinden sonra ölüp 1205’de Ayasofya’ya gömülmüştür. 1928 senesinde Venedik Belediye Reisi, hazırladıkları tunçtan bir levhayı bunun mezarına asmak için izin istemişlerdir. Bu talebin iletildiği Dâhiliye Nazırı [İçişleri Bakanı] bu talebe hiddetle tepki göstermiş, değil mezarına levha asmak, ziyaretçilerin çiçek bırakmalarına bile engel olunmasını istemiştir. Hatta Venediklilerin isterlerse bu mezarda yatan Dandolo’nun kemiklerini nakledebileceklerini bildirmiştir.

Ne var ki bugün bu mezar yeri kordonlarla çevrilmiş ve başına da bir plaket asılmıştır. Şükrü Kaya’nın hassasiyetini artık göremiyoruz.
Belge Metni:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
Dahiliye Vekaleti
Emniyet-i Umumiye Müdüriyet-i Umumiyesi
Birinci Şube
Başvekalet-i Celile’ye
Ayasofya Camii’nde medfun Venedik dojlarından İzenko Dandolo’nun* mezarına Venedikliler [tarafından ?] vaz’ edilmek üzere ihzar olunan tunçtan mamul …

RÜŞVET MUKABİLİ HEDİYEYİ GERİ ÇEVİREN ZAT

Resim
Sinan ÇULUK

Göreve yeni tayin edilen şeyhülislam veya yüksek rütbeli bir kazaskeri tebrik bahanesiyle hediye adı altında gönderilen on bin kuruş gibi devrine göre çok yüksek bir rüşvetin nasıl nazikâne ve ders verircesine geri çevrildiğine dair güzel bir mektup. 

Köşeli parantez içlerinde satır numaraları yazılıdır.

Belge Metni:

Benim saadetlü, mekremetlü, meveddetlü hamiyetkârım düstûr-ı celîlü’ş-şân hazretleri

[1]Bu defa firistâde buyurulan bir kıt’a tebriknâme-i celîlü’l-fehvâ-yı müşîrîleri derûnuna mevzû’ memhûr puslaları mefhûmu manzûr u ma’lûmumuz olup mine’l-kadîm
[2] tarafımıza an-samîm olan alâka ve muhabbet-i mahsûsaları muktezâsınca kapu çukadârları Hüseyin Bey dâ’îleri vesâtat ve ma’rifetiyle on bin guruş bi-târîki’
[3]l-hediyye irsâl ve kabûlümüzü iltimâs buyurdukların derc u iş’âr buyurmuşlar. Bu rütbe kemâl-i hulûs ve muhabbetlerinden fevka’l-gaye memnûn ve mazhar-ı hatt-ı derûn 
[4] olmuşuzdur. Cenâb-ı Hak umûr-ı hayriyyeye muvaffak eyleye. Bu ana gelince sûy-i…

HACI GEVHERHAN SULTAN'IN TEHDİDİ

Resim

ANADOLU TÜRK DEVLETİ

Resim

İZMİR KEMERALTI ÇAKALOĞLU HANI ÇEŞME KİTABESİ

Resim
Sinan ÇULUK

Habbezâ hayrât-ı uzmâ selsebîl-i nev-edâ
Abd-iGaffârzâde’nin ihyâsıdır pâkize-câ

Mahzen-i dilden verildi nakd-i hâlis sarfına
Cami-i Bâlâyı içre oldu bu hayr ibtidâ

Hiç attaşine bu mahalde yoğidi mâdan eser
Teşnegân-ı Hân-ı Mısr’a nîk akıtdı kuyiyâ

Çûn kelâm-ı “Men Nebîallah” ile âmil olup
Hazret-i Rezzâk-ı âlem lutfla kılsun cezâ

Hâfızâ târîhini bâ-aşk-ı kayd söyleyevir
İç suyun bi’l-besmele Hacı Ahmed’e kıl sen senâ

Sene 1220

OSMANLI ARŞİVİ ENSTİTÜSÜ ACİLEN KURULMALIDIR

Sinan ÇULUK

Ömrünü laklak ile geçirmek sadece leyleklere mahsus değil. Bu ülkeye düşünce kuruluşu mu lazım, hemen tahsisat-ı mestureden veya vergiden düşürmek için şirketlerin bağışlarından nemalanan oluşumlar tezgahlanır. Her ne hikmetse bu adamlar Hoca’nın fıkrasındaki hindi gibi kerameti kendinden menkul düşünen adamlar oluyor da bizler fikirlerinden istifade edemediğimiz gibi ne düşündüklerini dahi bilemiyoruz.

Dışişleri Bakanlığı bünyesinde de SAM (Stratejik Araştırmalar Merkezi) adlı bir birim mevcuttur. Bunların internet sayfasında iki-üç sene önce yayınlar kısmında tek yayın olarak Bağdat Salnamesi görülüyordu. Bugün bu sayfaya girdiğimde kaldırıldığını farkettim. Ne bir rapor, ne de bir çalışmaları mevcut. Araştırdığınız saha neresidir ey devletlüler. Bir çıtlatıverin de nasiplenelim…

Temelleri çok önceden atılıp maalesef 27 Mayıs darbesinden sonra görücüye çıkarılan “Devrim” adı verilen yerli arabaya benzin konması unutuldu! Biz 50 sene sonra hâlâ kendi araba…

KERBELA MERSİYESİ

Resim
Zalimlerin urup hep şemşir-i canrübâya
Kasd etdiler serâpa Evlâd-ı Mustafâ'ya
Devran olup müsâid ol kavm-i bî-hayâya
İsal olundu bî-dâd serhadd-i intihâya
Kimler eder tahammül ya Rab bu ibtilâya
Âmâc edip vücûdun bin nâvek-i kazâya

Düşdü Hüseyn atından sahra-yı Kerbelâ'ya
Cibril var haber ver Sultan-ı Enbiyâ'ya.

Cûş eyleyip belâya manend-i mevc-i tûfân
Güşti-i Ehl-i Beyt'i kıldı şikest ü virân
Maktul olup serâser Ashâb u Âl-i Zîşan
Yektâr oldu ol mah çün âfitab-ı rahşân
Her yandan etti savlet hınzîr-veş Yezîdân
Ser-tâ-be-pâ vücudun zahm eyleyüp kızıl kan

Düşdü Hüseyn atından sahra-yı Kerbelâ'ya
Cibril var haber ver Sultan-ı Enbiyâ'ya.

Ashâb-ü âlinin hep kibarı ve sigarı
Bir bir kılup şehid azm-i huzûr-i Bâri
Dilteng edip susuzluk tâ arşa oldu sâri
Ezvac-ı tâhiratın feryâd-ı bî-kârârı
Her yüzden etti tazyik a'dâ o şehriyârı
Âhir çıkup elinden dâmân-ı ihtiyârı

Düşdü Hüseyn atından sahra-yı Kerbelâ'ya
Cibril var haber ver Sultan-ı Enbiyâ'ya.

Yârân olup serâpa mest-i mey-i şeh…

BUCAK AŞİRETİ'NDEN OSMAN HULUSİ PAŞA

Resim
HÜVEL BAKİ
Siverek eşrafından Hacı Ali Efendizadelerden Bucak Aşireti reisi Muhammed Efendi mahdumu merhum ve mağfur el-Hac Osman Hulusi Paşa ruhîçün el-Fatiha. Tarih-i tevellüdü 1265 -Tarih-i vefatı 1323.

Bu kitabenin ait olduğu mezar Cağaloğlu-Türbe semtinde İkinci Mahmud ve İkinci Abdülhamid türbelerinin bahçesinde bulunmaktadır. Buraya Hanedan mensupları ile Tanzimat ve Islahat dönemlerinin en önemli bürokratlarını sinesinde barındırmasından dolayı bir nevi Devlet Mezarlığı ismi verilebilir. İkinci Abdülhamid döneminde ölen Osman Hulusi Paşa’nın Bucak Aşireti reisinin oğlu olması dışında bir önemi yoktur. Buna rağmen bu mezarlığa gömülmesi Abdülhamid’in nazarındaki önemini göstermektedir. Malumdur ki PKK’ya karşı verilen mücadelede bilhassa Tansu Çiller hükümeti döneminde bu aşiretin ismi sıklıkla duyulmuştur. Demek ki Abdülhamid politikaları bir yerlerde hala tasvip görüyor…

HALİC-İ DERSAADET'DE TERSANE-İ AMİRE

Resim
Günümüzün Haliç Tersanesi'nin 1890'lardaki görünümü. Ortadaki büyük tersane gözünü inşa ettiren Sultan Aziz'in annesi Pertevniyal Valide Sultan'dır. Burada inşa edilen Hamidiye'nin denize indirildikten sonra Haliç üzerinde alınmış fotoğrafıdır. En görülmesi gereken nokta resmin sağında yer alan ve görünmeyen kısımları ile birlikte bugünkü Pera Palas ve Amerikan- İngiliz Sefarethanelerine kadar dayanan büyük Tepebaşı Mezarlığı. Fethin ilk kuşatma anlarından itibaren defin yapılan ve zamanla tahrip edilen bu mezarlıktan hatıra olarak Beyoğlu Ticaret Lisesi'nin, Kasımpaşa Stadı'nın önünde birkaç mezar ile Lohusa Kadın Türbesi kalmış. Bir de Asmalımescit'in orada Mezarlık Sokağı.


İBRAHİM PAŞA HEYKELİ-KAHİRE

Resim
Sultan Abdülaziz kendini at üzerinde temsil eden bir heykel yaptırmış ama tepkilerden çekinip bunu meydanların birine diktirememişti. Kavalalı İbrahim Paşa ise böyle bir kaygıdan azade Kahire'nin en gözde meydanlarından Opera Meydanı'nda Opera Binası önüne at üzerinde heykelini gururla kondurmuştu. Bu fotoğraf yaklaşık 1910'a tarihlenebilir. Devlet-i Aliyye'de heykel yokmuş, ilk defa Cumhuriyet devrinde Atatürk Sarayburnu'na heykel diktirmiş demekten vazgeçmek lazım.

TATBİKAT

Bir önceki  "DEVLET ARŞİVLERİ KATALOGLARINA ULAŞMAK" başlığı altındaki yazıda yer alan fotoğraflara göre katalog tarama için kullanıcı adı ve şifre aldıysanız bir sorgulama araştırması yapabiliriz. Her hangi bir konuda "bugün böyle böyle yapılıyor ama ahhh o eski muhteşem saltanatımızda böyle değildi" deniliyorsa denemesini hemen yapmalı. Bu gün içinde gündeme gelen kurban derilerinin toplanması konusunda acaba eskiden bu iş nasıldı diye aklınıza geldi mi? Katalog sorgu kısmına "Kurban derisi" ve "kurban derileri" yazıp enterleyin. Birinci kelime grubunun sorgusunda 19 ikincide 132 kayıt çıkacak karşınıza. Bu özetler farklı tarihlerde oluşturulmuş yüzlerce belgenin özetleridir. Bıkmadan okuyun ve görün. Osmanlı kurban derileri paralarını nasıl topluyormuş. Orduya, yola, köprüye, su borusuna, muhacirlerin iskanına bu derilerden elde ettiği paraları nasıl harcıyormuş. O devirde de bu harcamaları muhalif belirli gruplar varmış. Bu dur…