Kayıtlar

Temmuz, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ARAPLARIN GAZVE ADETİ VE MEDENİLEŞME PROBLEMİ

Resim
Arap toplumu henüz bir millet olma bilincine ulaşmamıştır. Arap Birliği gibi örgütleri olmasına rağmen birlik görüntüsünden hayli uzak, kabile çıkarları peşinde koşan bir topluluk halindedirler. Arap Milliyetçiliği ideolojisi en fazla taraftar ve ideoloğunu Hristiyan Araplar içerisinden çıkarmıştır. Bunun da medeniyet tarihi açısından anlamlı bir izahı vardır. Hristiyan Araplar şehirleşme (medenileşme) süreçlerini daha erken çağlarda tamamlamışlardır. Badiyelerde gezip tozan, yerleşik kültüre geçemeyen bedevi toplumların “Milliyetçi” bir bakış açısı olamaz. Onlar için öncelik aile ve sülalelerinde daha sonra ise içinde yaşadıkları kabile değerlerindedir. Onlar için dil, din ve kültür birliği savunulacak bir değer olmaktan çok uzaktır. 
Sultan İkinci Abdülhamid’in Kitapçıbaşısı Süleyman Hasbi Efendi’nin damadı Kitapçı Şakir Bey, özelde Suriye, genelde tüm Arap bedevilerindeki “gazve” geleneğinin kötülüklerini bir rapor halinde sunmuş. Abdülhamid’in Yıldız Arşivi’nde bulunan bu belgede…

ŞEHİT MUALLİM ZEKİ DÜNDAR ALP BEY

Resim
Şeyh Said İsyanı’nda 23 Nisan 1925’de Lice’de ailesi ve çocuklarının gözü önünde katledilen ilk öğretmen şehidimiz Zeki Dündar Alp Bey’i saygı ve rahmetle anıyorum. Katledildiği tarihin TBMM'nin açılış tarihi oluşuna dikkatinizi çekerim. Bugünkü Bingöl ilimiz olan Genç vilayetinde Şeyh Said İsyanının hazırlıklarını ilk olarak o fark etmiştir. Milli Eğitim Bakanlığına ihbarda bulunmuş, bakanlık vilayetten olayı sorunca Genç Valisi İsmail Hakkı Bey yalan ihbar olduğu cevabını vererek Zeki Dündar Alp Bey'i meslekten azletmiştir.  Atatürk devrinde bile isyancıları himaye eden bir valinin bulunabildiğini görmek açısından ibretlik bir olaydır. İşbirlikçi ve ihmalkar vali isyandan sonraki mahkemede yargılanarak hapse mahkum edilmiş ve 1929'da çıkarılan affa kadar devlet memuriyetinde istihdamına cevaz verilmeyerek memuriyetten ihraç edilmiştir.  Zeki Dündar Bey 1312 senesinde Arapkir’de doğmuştur. Jandarma çavuşlarından Kanber Ağa’nın oğludur. 1329 senesinde mektepten çıkarak şar…

AYASOFYA'DA 85 YIL SONRA EZAN OKUNDU YALANI

Resim
Diyanet İşleri Reisi'nin bulunduğu bir ortamda Ayasofya Camii içinde "85 yıl sonra ezan okundu" propagandası yapılıyor. Bal gibi siyasi propaganda. Fetava-yı Hindiyye'ye ve belli başlı fetva mecmualarına göre "cami içinde vakit ezanı okumak mekruhtur". Cuma namazındaki iç ezan böyle değildir. Diyanet İşleri Reisi bu fetva kitaplarının hükmünü kaldırdıysa bilelim ki ona göre biz de kafamıza uymayan birçok fetva ile amel etmeyelim. Aksine bu fetvalar geçerliyse onlara aykırı hareket eden diyanet reisi konumunu açıklamak zorundadır. Üstelik ezan ilk defa okunmamaktadır. Hünkar Mahfili kısmında yıllardır namaz kılınmakta ve başlangıçta dört minareden, sonraları tek minareden vakit ezanları okunmaktadır. 1991'den bu yana ezan okunan bir yerde 85 yıl sonra ezan okundu demek en basit tabiriyle yalancılıktır ve Diyanet İşleri Reisi bu yalana alet olmaktadır.
4 Temmuz 2006 tarihli Hürriyet gazetesinden:
«Röleve Anıtlar Müdürlüğü tarafından onarımının tamamlanmas…

RESMİ SINIR-GÖNÜL SINIRI

Osmanlı, 1699 Karlofça’dan 1878 Berlin Anlaşmalarına kadar terk ettiği topraklardaki Müslüman tebaasının akıbetiyle hiç ilgilenmedi/ilgilenemedi. 1878’e kadar kaçabilen kurtuluyor, kalanlar ya Hıristiyan olmak yahut kılıcın tadını tatmak şıklarından birini seçiyorlardı. Karlofça’nın ardından ilk büyük kaybımız Budin’de (Macaristan) kalanlardan Hıristiyanlığı kabul etmeyenler soykırıma tabi oldu. Balkanlarda kaybettiğimiz kale şehirlerindeki Müslümanlar çoğu kere kadın çocuk demeden vahşice katledildi.
İlk defa Berlin Kongresi’nde Bulgaristan Müslümanlarının tamamını kılıçtan geçiremeyeceklerini anladıkları için Cemaat-i İslamiye adında bir tüzel kişilik gündeme geldi. Bu kurum sonradan daha kötü şartlarla Kıbrıs Türkleri için de organize edilecektir. En sonunda Balkan Bozgunu ile kaç milyon Müslümanın yollarda öldürüldüğü ne kadarının sürüldüğü az çok bellidir. 
Bütün bu faciaların ardından elde kalan Anadolu’ya 1864’ten itibaren yerleşen Kırımlılar ve Kafkas kavimleri eski devletlerini…

SURİYELİLER ESKİDEN OSMANLIYDI, VATANDAŞLIK HAKLARIDIR DİYENLERE

Osmanlıda nüfusun yarısı, bazı bölgelerde yarıdan fazlası Hıristiyandı. Bunların torunları bugün ulus devletlerde yaşıyorlar. Balkanlardan 5-10 milyon Bulgar, Sırp, Makedon, Yunanistan'dan 4 milyon Ortodoks Rum, dünyanın her yerinden 4-5 milyon Ermeni, İsrail'den 200 bin Yahudi gelip "Bizim atalarımız da Osmanlı. Biz de atalarımızın devleti Osmanlının mirasçısı TC.ye yerleşip vatandaşlık istiyoruz" dediklerinde ne yapacaksınız İslam kardeşliği dümeniyle kafaları bulanmış taife.
Sizin sabah akşam karalayıp durduğunuz Lozan Anlaşması aslında hiç de ulus devlet kurmamıştır. Köküne kadar din temelli bir anlaşmadır. O anlaşma sayesinde 1071'den itibaren Anadolu topraklarında İLK DEFA İslam nüfusu ezici üstünlüğünü sağlamıştır. Zavallı Hıristiyan Türkleri Yunanın kucağına atmış ama tek kelime Türkçe bilmeyen Arnavut, Boşnak, Torbeş gibi tebaayı din kardeşliği ekseninde Türkiye'ye kabul etmiştir. Buna rağmen Lozan'a karşı durmaya çağıranların büyük çoğunluğunun …

SURİYELİLERE VATANDAŞLIK PROCESİ [ZİHNİ SİNİRDEN DEĞİL TABİİ]

CB Kilis'te mültecilere Arapça çevirili Türkçe nutuk çekti ve vatandaşlık müjdesini verdi. Zaten bu haberi merakla bekliyorduk. Ne zaman olacak diye içimiz içimize sığmıyordu. Aslında büyük bir tezgah var ortada. Bunlar vatandaşlığa başvuru hakkını peyderpey kazanıyorlar. Bize bu söylenmiyor. Yasal olarak ilk kez 29 Nisan 2011'den itibaren iltica edenlerin bu hakkı 30 Nisan'dan beri başladı. Bundan sonra da 5 yıllık ikamet süresini dolduran Suriyeliler vatandaşlığa müracaat hakkı kazanacak. Tabii ki arada bayram tatillerini ülkelerinde geçirmek üzere giden Suriyeliler bu haklarını kaybedecek ama onların çıkış işlemlerini de görmezden geliriz. Belki de öncelikle vatandaş yapılacaklar da onların arasından çıkacaktır.
*******
Hazret-i Osmanlı, Balkanlardan Kafkaslardan, Kırımdan o kadar muhaciri kabul etmiş ama kendine Ensar demeyi hiç akıl etmemiş. Biz bu kıçıkırık halimizle ne de güzel Ensar oluyoruz bedavadan.
******

OSMANGAZİ KÖPRÜSÜ VE İDDİALAR

Ülkemizdeki üniversiteler neden bu kadar sessiz. Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek akıl almaz projeler birbiri ardına icraata konulurken millet aydınlanmayı "Ekşi Sözlük" yazarlarının yazılarını paylaşmakta arıyor. Dün akşam açılışı yapılan köprünün mali unsurları üzerine Ekşi Sözlük kaynaklı bir hayli paylaşım oluyor. Km. garantisi ile gelecekteki gelirlerimizin bir kısmına ipotek konulduğu anlatılıyor. Ben bu yazıları ciddiye alıyorum ama doğruluğunu test edecek verilerden mahrumum. Ne muhalif siyasi partiler, ne de akademik dünya bu doğrultuda bilgilendirmeden uzak duruyorlar. Ülkemizde kaç adet "İktisat Tarihi" bölümü, prof. doç. dr. olduğunu bilmiyorum. Kaç kişinin bu gibi bölüm, enstitülerde akademik çalışma yaptığını da bilmiyorum. Allah için bir kişi çıkıp işin doğrusunu, yanlışını anlatmaz mı? Neden sessiz sedasız bekleşiyorlar? Bu ülkenin 1882'de iflasını ilan etmesinde 19. yüzyılda emperyalizmin güdümündeki demiryolu projelerine verdiği km.…

GRAMOFON VE KURAN

Resim
‪#‎tarihdergi‬ Temmuz 2016 sayısı çıktı. Benim de Gramofon-Plak-Kuran-Matbaa dörtlüsü üzerine bir yazım var. Günümüzde her tarikatin, cemaatin birer ikişer televizyon-radyo kanalları, İnternet siteleri, Youtube'da önüne gelen hocanın Vaaz-Kuran-Hadis-Tefsir kanalları dolu. Buralardan sabah-akşam yayın/tebliğ yapmanın huzuru içindeler. En Selefi akideye sahip IŞID teröristleri profesyonel çekimler eşliğinde İslam adına işledikleri vahşetlerin propagandasını gururla yapıyorlar. Bunlara tek tek sorsanız verilmiş bir fetva asla değişmez. İslamı dondurucudaki haliyle saklamak isterler. "Asrın idrakine söyletelim İslamı" diyenleri en hafifleri bidatçi, reformcu biraz ileri gidenleri zındık, kafir olarak ilan edip canını helal kılarlar. Perhiz-Turşu meselesi tam bunlar için. Zira daha yüz sene önce gramofon plaklarına Kuran okunmaması için ne mücadeleler verdiler. Devlet işi gücü bıraktı bunlar yüzünden plak peşinde koştu. Topladıkları Kuran-Ezan plaklarını imha ettiler. Öylesi…