Kayıtlar

263 NUMARALI MÜHİMME DEFTERİNİN BAŞLIĞI

Resim
Osmanlı Devleti'nde Divan-ı Hümayun kararları tuğralı ferman haline gelmeden önce suretlerinin yazıldığı Mühimme Defterleri ülkemizin en önemli kültürel ve siyasal miraslarındandır. 1544-1905 yılları arasındaki devlet kararlarına dair en önemli kaynaklardandır. Sadaret (başbakanlık) ve nezaretlere (bakanlıklara) doğru evrilen yönetim anlayışında Divan-ı Hümayun'un etkisi giderek azaldı. Buna rağmen kalıcılığını sürdüren Mühimme Defteri serisinin sonuncusu olan 263 numaralı deftere 1869-1905 arasında 36 yıl boyunca hüküm kaydedilerek gelenek yaşatıldı. Veziriazam ve Hariciye Nazırı Mehmed Emin Ali Paşa zamanında 8 Eylül 1869'da kayda başlanılmış. 1905 sonrasında gözden düşmüş.

METİN:

 «haza defter-i mühimme der-zaman-ı sadr-ı sudurü'l-vüzera ve nezaret-i celile-i umur-ı hariciyye-i saltanat-ı seniyye es-seyyid muhammed emin ali paşa yesserallahü ma yürid ve ma yeşa el-vaki fi gurre-i cemaziye'l-ahire sene 1286»


TELEVİZYONA ÇIKAN İLK TÜRK

Resim
"Televizyona çıkmak" tabiri artık unutuldu. Bir zamanlar önemliydi "televizyona çıkmak"... Adamın işleri açılır, Allah "yürü ya kulum" derdi. Şimdilerde herkes televizyonda olduğu için "ilk defa televizyona çıkan Türk kimdi?" sorusu aklımıza gelmiyor ama "Yıllarboyu Tarih Dergisi" Ocak 1981'de bu sorunun cevabını vermiş; Burhan Belge.


SULTANAHMET CAMİİNİN İNŞA EMRİ

Resim
Sultan Birinci Ahmed babası Üçüncü Mehmed’in 1603 yılında ölümü üzerine 14. padişah olarak tahta çıktığında 14 yaşındaydı. Adını İstanbul'da yaşatan muhteşem camii muhtemelen görüntüsünü verdiğim hatt-ı hümayundan sonra inşa edilmeye başlanıldı. Padişahın el yazısı emrinin Sadrazama gönderilmiş olması akla en yakın ihtimal olmakla birlikte Mimarbaşı Sedefkâr Mehmed Ağa’ya da gönderilmiş olabilir. 8 Ekim 1609’da temel açma, 4 Ocak 1610’da temel atma merasimleri düzenlendi. 7 yıl 5 ay süren inşaat sonunda 9 Haziran 1617’de cami ibadete açıldı. Caminin banisi Sultan Ahmed, aynı yılın 21 Kasım’ında 14 yıl hüküm sürdükten sonra humma hastalığından 28 yaşında vefat etti. 

Bu yıl caminin açılışının ve Sultan Ahmed’in vefatının 400. yıldönümüdür.

METİN:

«Bir kese gümüş gönderdim. Mührü ile vasıl olduğun bildiresin. Heman bina olunmağa mübaşeret eyleyesin.»


MEZARLARDAN ÇIKARILIP SOKAKLARA ATILAN CESETLER

Resim

İKİNCİ BAYEZİD’İN GÖNDERDİĞİ ELÇİYE, ŞEHZADE SELİM’İN (YAVUZ) CEVABI

Resim
Yavuz Sultan Selim su katılmamış bir darbecidir. Başarısız olsaydı boğdurulan şehzadeler, boynu vurulan yüzlerce vezir, devlet adamı gibi sıradan biri olarak anılacak veya adı hiç akla gelmeyecekti. Başarılı oldu, bir darbe ile babasını tahttan indirip yerine geçtikten sonra da Türk tarihinin kahramanları arasına girdi. Kahramanlar galerisi böyle nice portreyi sergilemektedir.
Babası iyi niyetle uzlaşmak, devletteki fesadı ortadan kaldırmak için Şehzade Selim'e bir elçi gönderir. Aşağıdaki belge o elçinin izlenimlerine, Yavuz'un söylediklerine ait. II. Bayezid oğluna selam edip hatırını soruyor ama Yavuz sessiz kalıp selamını dahi almıyor. Elçi, Bayezid’in oğluna “benim rızama uygun hareket iki cihan saadetidir” nasihatini aktarıyor. Uzlaşmaya hiç niyeti olmayan Yavuz “ben onun rızasını terk ettim. Küçük günahta ısrar büyük günaha döner, büyük günahta ısrarın da neye döndüğü bellidir” diyerek itikaden küfür neyse babasını siyaseten inkâr ettiğini vurguluyor. Babasına darbe ya…

MÜTESEYYİD-DEFİNE-BAKİRE

Resim

GEREK VAKİ GEREK GAYR-İ VAKİ

Resim
Bu başlığın günümüzdeki anlaşılır hali “olsa da olmasa da” demek olur. Bir hukuki terim olarak kullanıldığını ilk defa gördüm. Osmanlının "Bakanlar Kurulu Kararları" diyebileceğimiz Mühimme Defterlerinin birinde rastladım. 1706 yılında Gümülcineli Musa Ağa’nın harp halindeki düşman gemilerine zahire sattığı ihbar edilmiş. Divan-ı Hümayun’dan hemen ferman yazılmış; “satsa da satmasa da yakalayıp kalebent edin, sonra araştırıp işin gerçeğini İstanbul’a bildirin.” Görevliler de haliyle emri uygulamışlar. İnceledikçe adamın suçsuz olduğunu, suçlandığı dönemde İstanbul’da bulunduğunu, düşmana zahire satışıyla kesinlikle alakası olmadığını, iftiraya kurban gittiğini de soruşturma raporuyla birlikte Divan-ı Hümayun’a göndermişler. Bu aşağıdaki ferman sureti İstanbul'dan gönderilen cevap. Kısaca “pardon” diyor. İyi ki “önce idam edin sonra araştırın” dememişler. Musa Ağa iyi yırtmış…
METİN:
Ber-vech-i arpalık Selanik sancağına mutasarrıf olan paşaya ve Gümülcine ve Yenice-i Karas…