sculuk@gmail.com

Fotoğrafım
http://www.sinanculuk.blogspot.com.tr/ Bu sitenin yazılarıyla görsel malzemeleri internet ortamında kaynak gösterilse dahi iktibas edilemez, kopyalanamaz. Ancak canlı bir link ile bağlantı verilebilir. Yazılı basın, akademik yayın gibi ortamlarda sayfa adresi kaynak gösterilmelidir. İzinsiz veya link verilmeden kopyalandığı takdirde 5846 sayılı "Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu" uyarınca takibatta bulunulur.

2 Mart 2015 Pazartesi

KEYFİNE GÖRE OSMANLI ARMASI ASAMAZSIN

Osmanlı Armasını, Osmanlı devrinde her isteyen keyfine göre evine, dükkânına asamazdı. İzinsiz davranışlar cezalandırılırdı. Sadece saraya yakın tedarikçi esnaf ve sanatkârlar işyerlerine arma asmak imtiyazına sahipti. Bu imtiyaz da kolay kolay verilmezdi. Sultan İkinci Abdülhamid’in vefatından sonra Sultan Reşad devrinde bu imtiyazlar da kaldırılarak dükkânlara arma asılması tamamen yasaklandı. Buna rağmen inat eden bazı mağazaların listesi Hazine-i Hassa’dan Sadaret’e bildirilmiş ve Sadrazam Said Paşa’nın Dâhiliye Nezareti’ne gönderdiği emir ile bunların da asıldıkları yerlerden kaldırılması kesin olarak istenilmiştir.
Son günlerde bilhassa milletvekili aday adaylarının tanıtım broşürü, reklam afişi, gazete ilanı gibi mecralarda bol bol Osmanlı Arması kullanılmış propaganda araçlarına rastlıyoruz. Bundan evvel de arabaların arka camlarında, dükkânlarda, olur olmaz yerlerde bu armaların kullanıldığına şahitlik etmekteyiz. Milliyetçi, muhafazakâr zihniyet sahipleri bu işe daha çok meyillidirler. Üstelik bu zümrenin çoğu mensubu Osmanlının zaferden zafere koşulan klasik dönemlerinin hayranı olup “Tanzimat Sonrası” diye anılan devrinden pek hazzetmezler. Aynı şekilde klasik dönemin askeri müziği mehter marşlarını dinlemekten de büyük keyif alırlar. “Mehter Takımları” Yeniçeriliğin ilgasından sonra kaldırılarak batıdan “Askeri Bando” ithal edilmiştir. Buna benzer şekilde “Arma” da Tanzimat devrinde Batılılaşma cereyanlarıyla ülkemize gelmiştir.
Günümüzün garip cilvesi işte burada karşımıza çıkar. Mehter dinleyerek mest olan, çeşit çeşit Osmanlı armaları ile göz nurunu arttıran kimlik sahipleri bu iki objeyi yan yana getirmekte sakınca görmemektedirler.
Belki de bu durumu fark edenler Türkiye Cumhuriyeti armasını gündeme getirerek milleti bu yanlıştan döndürme çabası içindedirler!

BELGE METNİ:

BABIALİ
DAİRE-İ SADARET
TAHRİRAT KALEMİ
3162
DAHİLİYE NEZARETİ VEKALET-İ CELİLESİNE
Devr-i sabıkda bazı kimselere verilmiş olan furnisörlük unvanlarının ilgası irade-i seniyye-i cenab-ı padişâhî iktizâ-yı âlîsinden olduğu halde melfuf puslada gösterilen bazı dükkan ve mağazalara evvelce taʻlik edilmiş olan Osmanlı Armalarının el-yevm muhafaza edilmekte olduğu anlaşılmasına ve bunların Saray-ı Hümayun ile alâkaları bulunmamasına binaen gerek mezkur dükkan ve mağazalara ta’lik edilmekte olan armaların ve gerek bu kabilden olarak diğer mahallere muallak levhalar var ise onların refʻi Hazine-i Hassa-i Şahane Müdiriyet-i Umumiyesi’nden işʻâr kılınmağla mucebince iktizasının ifasına himmet buyurulması siyakında tezkire-i senaveri terkim kılındı efendim.
Fî 21 Rebiülevvel sene 330 Fî 27 Şubat sene 327
Sadrazam
Said