14 Temmuz 2014 Pazartesi

HAMİDİYE ETFAL HASTANESİ

Sinan ÇULUK

Baba yüreği...Sultan İkinci Abdülhamid'in ilk çocuğu Ulviye Sultan, kazayla mum ateşinden alev alarak tutuşan ve söndürülemeyen beşik örtüsü yüzünden yanarak vefat etti. Ardından diğer kızı Hatice Sultan'ı da havale veya kuşpalazından kaybetti. Kaybettiği çocukları aklına geldikçe "ben bir padişahken doktorların bu kadar ihtimamlarına rağmen bu musibetlere maruz kalıyorum, ya garibanların doktor yüzü görmeyen çocukları ne yapsın" diyerek çocuk hastalıkları üzerine gelişmiş bir hastane inşa etmeye karar verdi. Bu hastanenin adı da Hamidiye Etfal Hastanesi olarak tescillendi. Resmi evrakı antetinde de Hatice Sultan'ın hatırasına yer verilmesi beni gayet hislendirdi. Paylaşayım da hissimin hissesi dağılsın...

Antetin Yazısı:

Hayrat-ı Hazret-i Hilafetpenahi'den
Firdevs-aşiyan Merhume Hatice Sultan Hazretleri Namına
HAMİDİYE ETFAL HASTANESİ






 Bugün yaşadığımız İstanbul'da çoğu kişi Hamidiye Etfal Hastanesi'nin adının nereden geldiğini bilmez. Bunun gibi örnekler bazı değerlerimizi unuttuğumuzu göstergesidir. Burası halk arasında Şişli Etfal diye bilinen hastanedir ve günümüzde resmi ad olarak "Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi" adını almıştır. Sultan Abdülhamid'in, parasını cebinden vererek yaptırdığı bu hastaneye isminin iade edilmesi isabetli olmuştur.

Bazılarının aklına şöyle gelebilir. Padişahın ne parası olabilir, o zaten milletin parası değil mi? Hayır, Sultan Abdülhamid tahta çıkması neredeyse imkansız bir şehzade idi ve kendisinden önce amcası Abdülaziz ve ağabeyi Murad vardı. Amcasının öldürülmesi ve ağabeyinin de çıldırması ile şans yüzüne güldü ve beklemediği bir anda 34 yaşında tahta çıktı. Şehzadeliğinde tahta çıkması imkansız gibi göründüğünden parasını tahvil piyasasında, borsada çalıştırdı.Çoluk çocuğunun nafakası olarak gördüğü tahsisatını asla çarçur etmedi. Hanedanın diğer üyelerinde bu özelliği gösteren başka biri yoktur. Padişah olduktan sonra da tutumluluğuyla epey para biriktirip, cebinden inşa ettirdiği cami ve mektebin haddi hesabı yoktur. Bilhassa 93 harbi göçmenlerinin köylerindeki cami ve mekteplerin büyük çoğunluğu onun parasıyla inşa edilmiştir.

Bir vakitler özel hastaneler sahibi bir müteşebbise başbakanın "burayı sana vereyim, sen de bize şehir dışında dört dörtlük bir hastane yap falanca bey" dediğini bizzat duydum. Herhalde o zata buraya alışveriş merkezi yapması şartıyla vereceklerdi. Bu hastanenin yanık tedavi ünitesi Türkiye'nin sayılı merkezlerindendi. Az vakit sonra meşhur HSBC bankası eylemi oldu. Orada bombaya maruz kalıp birinci derece yanığı olan onlarca yaralı dört beş dakika mesafedeki bu hastaneye sevk edildi ve belki de ölü sayısının üç misline çıkmasının önüne geçildi. Şehir merkezinde böyle bir yanık ünitesinin olmasının faydası burada görülmüş olmalı ki bir daha "nakledelim, sana verelim" gibi lafları duymadım....





Eski vaziyetinin bir resmi ile yeni halini hastanenin yayınladığı "Hamidiye Etfal Hastanesi" kitabından naklediyorum. Bu kitabı PDF olarak hastanenin sitesinden indirebilirsiniz.