6 Kasım 2014 Perşembe

GENÇLİĞE HİTABE


Atatürk’ün doğumunun yüzüncü yılı 12 Eylül diktasının ilk senesine ve bizim de lise son sınıfta olduğumuz zamana denk gelmişti. 12 Eylül rejimi tüm okulların müfredatına Gençliğe Hitabe’yi ve İstiklal Marşı’nın on kıtasının tamamını ezberleme mecburiyetini getirmişti. İnkılap Tarihi ile Milli Güvenlik derslerinde bu ezberler papağan gibi tekrarlatılır ve muhtevasından nadiren bahsedilirdi. Baştan savma bir “dikta ritüeli” haline dönüşen bu derslerden hepimiz illallah demiştik. O muhteşem metinlerin ruhundan hocaların çoğu bî-haberdi. Haberdar olanlar da dayatma karşısında hassasiyetlerini kaybetmişler ve öğrencilere bu metinlerin ruhunu aksettiremiyorlardı. İşte şimdilerde ülkemizin kaderi, çoğunlukla o yıllarda yetişen neslin elinde ve ne hale geldiğimizi izaha lüzum yok. Zorla güzellik olmuyor, papağan gibi ezberlediğimiz metinleri bugünlerde daha bir serinkanlı okumakta fayda var. Size Bursa’da Ocak 1928’de yayınlanan “Asri Çiftçi” mecmuasında rastladığım “Gençliğe Hitabe” metnini hediye ediyorum. Alışageldiğimiz metinden farklı olarak ilk cümleye dikkatinizi çekerim. Bugün bu emanetin muhtevasını idrak edecek zihinlere ihtiyacımız had safhada.

"Gazi Hazretlerinin Türk Gençliğine Hitabı"

Bugün vâsıl olduğumuz netice asırlardan beri çekilen musibetlerin intibâhı ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu neticeyi Türk Gençliği’ne emanet ediyorum.

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Ankara – 20 Teşrin-i Evvel 1927 Perşembe – Büyük Kongre Nutkunun Sonu