DAMAT SORUŞTURMASI



Padişah kızları da zamanı geldiğinde evleniyordu. Padişah, bir baba olarak kızıyla veya diğer veliaht ve şehzadelerden birinin kızıyla evlenecek adayı belirleyen birinci seçici idi. Bilhassa İkinci Abdülhamid Han’ın ihdas ettiği Hanedan Kanunu’ndan sonra padişahın izni olmadan evlenenler, bütün hanedan ve saltanat haklarından mahrum edilmeyi göze alıyor olacaktı. İsabetsiz veya yanlış tercihlerde bulunulmaması hanedanın vakar ve şerefi ile ilgiliydi. Dolayısıyla bilhassa kızlarla evlenecek adaylar inceden inceye soruşturulur ondan sonra karar verilirdi. Ancak burada göstereceğim belgede olduğu gibi bu iş el altından icra edilmiyordu. Sadrazama bir liste halinde adayların isimleri gönderiliyor, yapılan tahkikatın sonucu Amedi Kaleminde hazırlanan bu belge gibi Sadrazamın imzasıyla saraya gönderiliyordu.

Eğer Türkiye’de bir derin devlet var idiyse, bu iş neden resmi mekanizma kullanılarak yapılırdı. Galiba derinlerde böyle bir organizma hiç olmadı. Zira bu aday listesi ve haklarındaki tahkikat haliyle kalem mensupları tarafından bilinirdi. Her ne kadar güvenilir olsalar da bir gün küpün dışına sızdırmayacağından kimse emin olamaz.

Buradaki belgede adayların isimleri ve özellikleri sıralanmış. O sırada sadrazam olan Mehmed Ferid Paşa tarafından da saraya sunulmuş. Ben en çok beğenilen Ahmed Eyüp Paşa’nın oğlunun hasletlerinden en öne çıkarılanına takıldım. “Halkla ülfet ve münasebeti dahi pek mahdut”. Aristokrasi bizde yoktu ama aristokrasinin olumsuz özellikleri demek damardan girmişti.

Belge Metni:

Babıali
Daire-i Sadaret
Amedi-i Divan-ı Hümayun

Rıza Bey kulları vasıtasıyla mazrufen ihsan buyurulan puslada münderiç dört isim hakkında tahkikat-ı lazime icra olunmuştur. Bu esaminin birincisi Sultan Kethüdası müteveffa Hacı Fevzi Efendi hafidi Mektubi-i Sadaret Kalemi hulefasından Salahaddin Bey’dir. Mumaileyh Mekteb-i Mülkiye’den neş‘et etmiş ve altı yedi senedir hulefalıkta müstahdem bulunmuş olup her tarafça hüsn-i hali ifade olunmakta ise de kendisi za’îfü’l-bünye olmasına ve ailesi efradından bir kaçının ince bir hastalıkla vuku‘-ı vefatına mebni sıhhati pek yerinde değildir. İkincisi Rauf Beyzade Tahran Sefaret-i Seniyyesi maslahatgüzarı Remzi Bey’dir. Mumaileyin sinni otuzu mütecaviz ve şekli gayr-i mütenasiptir. Üçüncüsü Muş mutasarrıfı Kemal Paşa’nın oğludur. Mumaileyh henüz mektepte olup hali tamamiyle mücerreb değildir. Terbiyesi ve derece-i kabiliyeti ta‘mik [ve] tahkikata muhtaçtır. Rıza Bey kulları Ahmed Eyüp Paşa’nın oğlu hakkında olan ma’lumat-ı ubeydanemi dahi sual etmiştir. Şifahen kendisine anlatıldığı vechile merhum Eyüp Paşa’nın ailesine arada gitmekte olan gayet namuslu bir tabibin ifadatına ve her taraftan verilen malumata nazaran mumaileyh gayet terbiyeli ve namuslu bir genç olup şimdiye kadar hiçbir fenalığı işitilmemiş ve halk ile olan ülfet ve münasebeti dahi pek mahdud olduğu anlaşılmıştır. Katıbe-i ahvalde emr u ferman hazret-i veliyyülemr efendimizindir.

26 Rebiülevvel 1326
Sadrazam Kulları
Ferid

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. SURAIYA FAROQHI İLE MÜLAKAT