AHMED LÜTFİ EFENDİ'NİN KABRİSTANLARA DAİR LAYİHASI

Sinan ÇULUK

Vakanüvis Ahmed Lütfi Efendi 1814-1907 tarihleri arasında yaşayan saygın bir Osmanlı alimidir. Osmanlı Devleti'nde çok çeşitli sahalarda çalışmış, unutulmaz hizmetlerde bulunmuştur. Devletin resmi tarihi olarak yazdığı on beş ciltlik "Tarih"i vardır. Mezarı İstanbul'da Sofular Camii Ekmel Tekkesi haziresindedir. İşin tuhaf tarafı mezarlıklara dair sıkıntıları ve hürmetsizliği dile getiren Lütfi Efendi'nin mezar taşı da Fazıl Ayanoğlu'nun ifadesine göre böyle bir ihmal neticesi kırılmıştır. Daha sonra bu taş tamir edilmiş ve günümüzde mezarında dikili durmaktadır.

 İstanbul mezarlıklarının perişan halini anlattığı raporunu Sultan İkinci Abdülhamid'e takdim etmiştir. Gözlemlerini ve mezarlıkların perişan vaziyetten kurtulması için somut çözüm tekliflerini de ilave ettiği bu raporu diline müdahale etmeden sizlere sunuyorum. Mezarlıklar dahil olmak üzere medrese, tekke, cami, türbe gibi tarihi eserlerimiz Osmanlının son yüzyılında birbiri ardına gelen savaşlar, yangınlar, tabii afetler ve iktisadi yıkım neticesi epeyce ihmal edilmişti. Zor şartlara maruz kalınması bu tarihi birikime yeterince eğilinmemesi sonucunu doğurmuş ve tahribat had safhaya varmıştı. Osmanlıdan Cumhuriyete intikal eden İstanbul bilhassa sur içinde geniş yangın yeri arsaları, yanmış yıkılmış bir İstanbul görüntüsü çiziyordu. Bu son yüzyılın yaralarının sarıldığı Cumhuriyet dönemini hakkaniyetli bir şekilde değerlendirmeye, düşünmeye yönelmek gerekmektedir. 

(Lütfi Efendi'nin mezartaşı fotoğrafını temin eden Sayın Göksel Baykal'a çok teşekkür ederim.)

METİN:

Atûfetlü Efendim Hazretleri
Geçen gün ziyâret-i aliyyeleriyle hîn-i teşerrüfümde mekâbir-i müslimîn’in hâlinden bahisle izhar-ı teessüf olunmuşidi. Fi’l-vâki’ yâr u ağyâra karşı şu hâlin devamı teessür-i derûnu mucib olduğu derkârdır. Sâye-i muvaffakiyyet-vâye-i cenâb-ı hilâfet-penâhîde bu husûs-ı hayriyyet-nusûsun dahi matlûb-ı âlî olduğu vechile hüsn-i husûlü mehâsin-i asriyye-i cenâb-ı veliyy’i-ni’metin cümle-i celâil-i muhassenât-ı câriyesinden bulunacağı mütâlaasıyla bu bâbda bazı havâtır-ı fakîrânemi hâvî kaleme aldığım lâyihayı leffen takdîme müsâraat eyledim. Bunun içün himmet buyurulacak delâlet-i hayriyyeleri ucûr-ı cezîleyi mûcib olur. Maamâfîh her hâlde emr u irâde li-men-lehü’l-emr.

Vakanüvis
Ahmed Lütfi

MEKÂBİR-İ MÜSLİMÎNE DAİR HÂTIRA-İ KÂSIRA

“İzâ tahayyertüm fi’l-umûr fe’s-te’înu min-ehli’l-kubûr” eser-i şerîfi misillü emvât-ı merhûme haklarında hürmet ve riayete dair tenbîhât-ı celile mûceblerince “evvelü menzilin min menâzilü’l-uhrâ” olan kabirler sabah-ı haşra kadar mevtalara mesken ve makardır. Ervah-ı merhume vatan-ı muvakkati olan vücûdlara taallukdan hâlî olmadıklarından ecsâd hakkında cârî olan muamelattan haberdar olmalarıyla mekabire olunacak riayetten mutayyib aksi halde muazzib olurlar. Anın içün mekabire hürmet fariza-i zimmet-i diyanet ve mukteza-yı şiar-ı insaniyyetdir. Binlerce teessüf olunur ki o farîzaya riayet metrûk olmuşdur. Hîn-i fetihden beri Dersaadet ve bilâd-ı selâsede kâin cevâmiʼ ve mesâcid-i şerîfe civarlarıyla hâric-i sûrda Yedikule’den kasaba-i Eyüp ve Bahariye ve Hasköy, Kasımpaşa, Tophane, Beyoğlu ve Beşiktaş’dan yukarı ve Kadıköyü, Üsküdar ve havalisiyle Kavaklar’a kadar Boğaziçi’nin iki cihetinde bir çok yerler mekâbir içün vaktiyle terk olunmuştur. Karantina usûlünün icrasına kadar buralara ve derûn-ı sûra bilâ-mâni emvât defnolunur tanzîf ve muhafazalarına bakılmayıp yalnız zî-kudret ve sahib-i şöhret [s.2] bulunan zevâtın medfenlerine vaz’ olunan alâmet-i rasîneleri sebebiyle bir müddet muhafaza olunmuşlar ise de mürûr-ı zaman ve inkıtâ’-ı sülâle ile sahipsiz kalarak pek çoğu mahv u nâbûd olagelmiştir.

Mekâbir-i fukarâya gelince buralar medfûn olanlar süprüntü gibi birbiri üzerine yığılıp haşerâta me’kel  ve kemiklerinin ayaklar altında muhakkar oldukları ve saçları üzerinde nisvan başları görüldüğü ve ağaç çıkarır gibi meyyit-i medfûnun henüz eczâsı çürümeden kemiklerinin hurde-hâş edilmesi ve derûn-ı mekâbirde hayvanât ra’yi ve yollar ittihazı misillü ahvâl-i fecî’a milel-i gayr-i müslimenin mezarlarının intizamına karşı tecvîz olunur mevâddan değildir. Karantina usûlünün icrasından sonra dâhil-i sûrda bir dereceye kadar meyyit defni men’ edilmiş ise de ber-vech-i muharrer mekâbir-i islamiyenin muhafaza ve derûnunda bulunan âsâr-ı hayriyenin vikâyesine bedel âsâr-ı mezkûrenin fekkiyle yollar tesviyesine sarfı ve Kasımpaşa ile [s.3] Beyoğlu mekâbirînin ne hâle müncer olduğunu beyana hacet yoktur. O mekâbir-i islamiye el-hâletü hâzihi milel-i gayr-i müslimeye mesken olmuş, taşları civarlarındaki binalara sarfolunmakta ve medfûnînin bakıyye-i ızâmı ayaklar altında sürünmektedir. Bunların meyanında bazı zevât-ı kirâm bulunduğu dahi mukaddemce taayyün etmişidi.

Eskiden İstanbul’da taşçılık adetâ heykeltraşlığa yakın bir güzel san’at idi. O vakitlerden kalma bazı kabirler üzerinde medfûnun gûyâ hey’et ve kıyafeti ve bulunduğu sınıf ve mesleği muhtasarca terceme-i hâli andırır, târih-i intikâli bildirir, zâiri Fatiha-i Şerife tilâvetine kayıttırır idi.

Mekâbir-i mevcûdenin tahkîrinde nevbet ve mîâd olmadığından zengince bir cenaze geldi mi heman o eski taşlar sökülüp dağıtılarak o kabre diğeri defnolunmaktadır. Hürmetsizlik o dereceye varmış ki putperestlerin hark-ı meyyit usûlü buna nispetle daha ehven kalır. [s.4] 

Cenâb-ı Hakk’a bin kerre şükürler olsun ki Millet-i Necibe-i İslamiye’nin melce’ ve penâhı ve sûrî ve ma’nevî imdâd-resi bulunan halife-i cenâb-ı resûl-i padişah-i adalet-meşmûl-i veliyy’i-ni’met-i bî-minnetimiz padişah-i merhamet-penâh efendimiz hazretlerinin gıbta-fermâ-yı a’sâr-ı eslâf olan asr-ı âlî-i şahanelerinde şu husûs-ı hayriyyet-nusûsun dahi kavânîn-i şer’iyye ve insâniyyeye tevfîkan meydân-ı husûle vusûlü hakkında olunacak delâlet ve himmet dünyâ ve ahiretçe mûcib-i feyz u saadettir.

(Husûs-i Mezkûre Dair Bazı Mevâd)

Maslahat-ı mutasavvire içün hey’et-i muntazamadan müteşekkil İstanbul’da münasip bir mahalde merci’-i makâm-ı Sadaret olmak üzre bir daire-i merkeziyye küşad olunması.

İstanbul ile bilad-ı selasenin mahall-i münasebesinde idare-i merkeziye şubeleri yapılması.

İdare maiyyetinde müdirin riyaseti altında mükemmel bir meclis teşkil olunması. [s.6]

İdare ile meclisin vazifelerini mübeyyin nizamnameler yapılması.

Husus-ı mezkur menâfi-i dâreyni mûcib olduğundan meclis-i mezkur ile şubeler meclisleri azası fahri olarak her sınıf mütekaidinden teşvikat-ı lazime icrasıyla intihab ve tayin olunması.

Merkez müdiri ve şubelerin re’s-i idarelerinde bulunacak memurlarla muhassıllar mühendislerle ketebe müfettişler muvazzafen istihdam olunması.

Şubeler daireleri mahallat itibarıyla bi’t-tefrik hudutları dahilinde bulunan mekabir-i müsliminin evvel be-evvel muhafaza duvarlarının tamir ve inşasına mübaşeret olunması.

Yapılacak duvarların taşları hariçten mübayaa olunup derun-ı mekabirden döküntü ufak tefek boş duvar taşlarından ma’daya tecavüz olunmaması,

Mürur-ı zaman ile eğrilmiş, düşmüş olan mezar taşlarının yerli yerlerine vaz’olunması. [s.7]

Büyük mekâbirin kal’a kapılarına muhâzî olan cihetlerine birer kapı açılıp bu kapılardan mâ’ada diğer mahallerden derun-ı kabristana duhûlün kat’iyyen memnû’ olması.

Her kapının iç tarafında cenaze cemaat ve bazı züvvar istirahati içün birer dairecik ve kapıcı ile mezarcılara mahsûs odalar yapılması.

Kapıcılar ile mezarcıların vazifelerine dair yapılacak talimnameler camlı tahtalara geçirilerek odalarına ta’lik olunması.

Kapıcı ile mezarcılar muvazzaf olacaklarından fukara ve gurabadan olduğu bâ-ilmuhaber malum olan cenazelerden rüsûm-ı defniye mutalebe olunmaması.

Kubûr içün bedel takdîri münasip değil ise de hâsılât-ı vâkı’a yine mahalline sarf olunacağından bunun içün tabakât-ı emvâta¹(¹ ve mahallinin şerefine) göre fiyat cetvelleri yapılıp koçanlı matbu’ biletlerle muamele olunması [s.8] zeylinde beraber tab’ olunacak rüsûm-ı defniyye tarifesiyle beraber mekâbir-i mevcudenin harita-i basiteleri yapılıp birer nüshasının re’s-i idare ve şubelere ve kabristan memurları odalarına ta’lik kılınması.

Haritalardan alınacak malumat üzerine büyük mekâbir derûnuna hâlî olan mahallerinden gezinti yolları açılıp bu yolların haricinde bilâ-mûcib gezinilmemesi.

Mezkûr yolların kenarları gül fidanları gibi münâsip ağaçlarla tezyin edilmesi bu dikilecek şeylerle mevcûd serviler ve ağaçlarına bakmak üzere büyücek mezaristanlara korucu gibi muvazzaf birer müslüman bahçevan tayin olunması.

Mezarcılara verilecek talimname daire-i sıhhiye marifetiyle tanzim olunması.

Tevellüdat ve vefeyat vukuatı yürütülmek içün merkez daire ile şubelerde bulunacak nüfus-ı umumi defterlerine malumat verdirilmesi beher mah iane biletlerinin ana göre tevzi’ edilmesi. [s.9]

(Mesârif-i Lazimeye Karşılık)

Dersaadet ile Bilâd-ı Selâse’de sakin nüfus-ı islamiyeden ale’l-eşhas şehriye onar paradan teraküm edecek mebaliğ karşılık tutulacağı ve bunun usûl ve fürû’unun tanzimiyle tekaüd sandığı gibi muamele olunması.

Tahsilat terâküm ettikçe heman işe mübaşeret olunması.

İane sandığının sermayesi çoğalıp da mâ-vuzı’a-lehine sarftan istiğna husûlü takdirinde memleketçe tesviye-i turuk ve kal’a bedenleri tamiri ve guraba içün mesâkîn ve imarât ve mekâtib inşâsı gibi umûr-ı hayriyyeye sarfı hususunun yapılacak nizamnamesine zeyl olunma.
El-hâsıl zât-ı idare ile fürû’âtına dair icab eden ahvale göre her ne vechile emr u irade buyurulur ise ana göre iktizâsının icrâsı menût-ı re’y-i âlî olduğu.

Hurrirehü’l-Fakîr

Vak’anüvis
Lütfi



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. SURAIYA FAROQHI İLE MÜLAKAT