ULUSLARARASI DENGELERE KAÇ PADİŞAHI KURBAN VERDİK


Sinan ÇULUK

Nevşehirli Damad İbrahim Paşa'nın sadaret müddeti 1718-1730 tarihleri arasında on iki buçuk yıl sürmüştür. O tarihten bu yana ilk kez on bir yıl üç aylık başbakanlık süresi ile Recep Tayyip Erdoğan Damad İbrahim Paşa'nın görev süresine yaklaşmıştır. Şimdi de "Başkanlık" makamını zorlamaya hazırlanmaktadır. Karşısına çıkan ilk rakip Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu için anında senaryolar hazırlanıp uluslararası mihrakların adamı yakıştırmaları yapılmaktadır. Sanırsınız ki tarihimizde ilk defa böyle bir durum yaşanıyor. Seçme ve seçilme hürriyeti bizde eskiden beri hüküm sürer. Tabii ki reaya ve beraya bu tercihi kullanamaz. Sadece belirli mihrakların fikir hürriyeti ve seçme özgürlüğü vardır.

Tarihimizde sorgulanması gereken, dokunulmazlığı olan meçhul zaman dilimleri doludur. Gerçeklerin ortaya çıkarılması gelecek zamanın muhtemel dilimlerine emanet edilmiştir.

1787'de önce Rusya, sonra Avusturya ile savaşa tutuştuk. 1791'de Avusturyalılarla "Ziştovi", 1792'de Ruslarla "Yaş" anlaşmalarını imzaladık. En az üç yüz otuz bin can kaybettik. Toprakları ve diğer maddi kayıpları saymıyorum. Bu savaştan önce Sadrazam Halil Hamid Paşa ve ekibi tarafından Sultan Birinci Abdülhamid'e darbe girişimleri oldu. Yeğeni Şehzade Selim darbecilerle işbirliği yaptı, Fransa kralı ile mektuplaştı. Savaş esnasında padişah aleyhine muhtıralar verildi. Ne yaptılarsa Batı dünyası ve Rusya'dan nefret eden padişahı tahttan indiremediler. Sultan Birinci Abdülhamid de yeğeni Selim'in canına dokunmadı.

Anlatılıp duran bir hikaye vardır. Osmanlı-Rus Savaşı esnasında Özü (Oczakow) Kalesi Ruslar tarafından ele geçirilir ve bir anda şehir halkından yirmi beş bin kişi kılıçtan geçirilir. Bu felaket Sultan'a haber verildiğinde nüzül "felç" isabet eder ve az sonra hayatını kaybeder. Hep böyle biliriz ama Özü Kalesi 17 Aralık 1788'de işgal edilir. Sultan Abdülhamid ise 7 Nisan 1789'da vefat eder. Kaynaklar bu sürenin sorgulamasını hiç yapmazlar. Bu sürede ne oldu. Bu kadar uzun süre felçli yaşayan bir adam nasıl hatt-ı hümayun yazmağa, başının belası savaşı yönetmeye devam etti. Bu meçhul zaman dilimini sorgulamak lazım...

Sultan Birinci Abdülhamid'den sonra Üçüncü Selim tahta geçti. Aynı sene Fransız İhtilali oldu. Avusturya ve Rusya ile anlaşmalar imzalanarak savaşa son verildi. Nizam-ı Cedid ilan edildi. On sekiz sene devletin başında kaldı. Kabakçı İsyanı adı verilen bir darbe ile tahtından oldu. Yerine geçen Sultan Dördüncü Mustafa babası Birinci Abdülhamid'in merhametini amcaoğluna karşı gösterdi ve Selim'i öldürtmedi. Alemdar Mustafa Paşa'nın darbesine maruz kalarak bir seneden fazla oturduğu tahttan indirildi. Osmanlı tarihinde defalarca görülen darbelerden bir darbe sonucu tahta çıktıysa da nizami bir şekilde "biat" edilen ve hukuken padişah olan Sultan Dördüncü Mustafa yerine darbeyle gelen kardeşi Mahmud tarafından da öldürtüldü. Bu konuda hiç bir yayın yoktur ki Alemdar darbeci olarak kınansın ve Sultan Mahmud kardeşini öldürttüğü için eleştirilsin. Şahsiyetsiz heriflerin kutsandığı bu meçhul zaman dilimini sorgulamak lazım.

Sultan Abdülaziz, Rusya ile ilişkileri geliştirmek üzere iken, bir darbe ile tahtından indirildi. Öldürüldüğü veya intihar ettiğine dair söylentilerin ardı kesilmedi. Yerine gelen Beşinci Murad'ın bir mason olduğu ve masonların büyük üstadı Skaliyeri'nin sadık bir talebesi olduğu ise güneş gibi bir hakikatti. Cinnet geçirdiği için tahttan indirilmeseydi kimbilir ülke nerelere giderdi! Bu meçhul zaman dilimini sorgulamak lazım.

Sultan İkinci Abdülhamid ağabeyinin yerine tahta çıkarılmadan Midhat Paşa tarafından ziyaret edildi. Meşrutiyet Meclisi'ni açması ve Anayasayı ilan etmesi halinde tahta çıkabileceği dikte edildi. Bu dikteyi kabul eden Şehzade Abdülhamid tahta çıktı ve vaadlerini gerçekleştirdi. Daha sonra kendini toparladı ve her şeyi silbaştan kendi inisiyatifiyle gerçekleştirmeyi denedi. Tahttan indirilmesindeki uluslararası ilişkiler yumağı bu kez öylesine güçlüydü ki peşpeşe St. Petersburg ile Moskova, Tahran ve İstanbul aynı şekilde şoklara maruz bırakılmıştır. Bu meçhul zaman dilimini sorgulamak lazım.

Cumhuriyet döneminde ise Missouri Zırhlısı'nın İstanbul'a demir attığı 1946'dan sonraki meçhul tarihimizi hiç bilemedik, ileride geleceğin tarihçilerine Allah kolaylık versin. Bu meçhul zaman dilimini ne kadar sorgularsan sorgula bir şey çıkaramazsın. Bundan sonra tufan...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. SURAIYA FAROQHI İLE MÜLAKAT