BEYOĞLU'NDA TÜRKLER MÜLKLERİNİ AZINLIKLARA NASIL KAPTIRDI?

Beyoğlu, Galata, Kasımpaşa ve Tophane civarındaki emlake dair Ahmed Safi Bey’in eseri "Sefinetü's-Safi"den aldığım bir yazıyı naklediyorum. Kendileri Maliye-Defter-i Hakani memuru olduklarından rakamlara aşina ve kaynakları elinin altındadır. Şimdiki Kuyud-ı Kadime’miz de bunları bal gibi biliyordur ama bu yazının en altında yer alan sıfatlarla fazlasıyla donanmış olduğumuzdan ne bir hamimiz var ne de bunları ortaya çıkaracak cesur adamlarımız... Maalesef…(Ahmed Safi Bey’in kitabının aslı kaybolmuştur ve günümüze kalan mikrofilmlerinden okuyabildiğimiz metin maalesef çok kötüdür. Tabloda ara sütunlardaki bazı rakamları seçemediğimden yanlış okumuşum ki mizan tutmuyor. Yekün kısmında bir sorun yoktur. )

EMLAK-İ İSLAMİYE

Galata, Beyoğlu, Beşiktaş, Kasımpaşa, Boğaziçi ve buraların civarında evveli gayrimüslim uhdesinde emlâk yok idi. 1250 tarihinden itibaren Müslümanlar uhdelerinde bulunan emlâki bittedric milel-i saireye satmağa başladılar. Hatta merhum pederim Müslümanların ol vakitler Galata’nın üst taraflarında ve Beyoğlu’nda beher arşını yirmi-otuz paraya pek çok araziyi Hıristiyanlara sattıklarını hikâye eder idi. 1279 tarihinde bağlardan ibaret olan Kadıköyü’nde beher arşını kırk paraya ve 1282 tarihinde Makriköyü’nde Sakızağacı’nda beher arşını altmış paraya ve Şişli’de beher arşını on beş-yirmi paraya ve şimdi Seyr-i Sefain nâmı verilen İdare-i Mahsusa’nın takriben 1284 senesinde Adalar’a ilk defa olarak vapur işlettiği zaman Adalar’da beher arşını on paraya arazi satıldığını fakîr bilirim. Müslümanların şimdiki halde buralarda emlâki var ise de çe faide ki bunları da yakın vakitte satarlar. Ahali-i İslamiye’nin zamaneye lazım olacak san’atı bulunmadığından fakir düştü. İhtiyac-ı şedîde düçâr oldu. Aç ne yapar; neye mâlik ise satar, yer. Zîrdeki cetvel kuyûd-ı resmiyeye müstenid olarak tanzim edilmiştir. (Sayfa kenarı haşiye: Milel-i gayr-i müslimenin sakin oldukları haneler ve ticaret ettikleri dükkan ve mağazalar kâmilen ehl-i İslam uhdesinde olup sonraları alâ-tarîk-ı mevâni’a milel-i saireye satılmış ise de Defter-i Hakanî kuyûdunda umûmen Emlâk-i İslâm uhdesinde mukayyed idiler. Daha sonraları iş çığırından çıkmış Emlâk-i İslamiye resmen milel-i sâireye geçmiştir. )

1336 SENESİ GAYESİNDE BEYOĞLU EMLÂKİNİN MUTASARRIFLARININ MİLLİYETİNE GÖRE MİKDARI

ŞUUBAT
[ŞUBELER]
ECNEBİ
aded
MUSEVİ
aded
ERMENİ
aded
RUM
aded
İSLAM
aded
İCMAL
aded
TAKSİM
143
50
730
786
721
2385
KAMER HATUN (TATAVLA)
196
90
411
2239
566
3421
KASIMPAŞA
84
50
85
408
4369
4171
TOPHANE
82
190
250
495
2127
2973
BEŞİKTAŞ
2
1
120
236
2600
2959
MİRGÜN
38
12
173
668
863
1754
BÜYÜKDERE
211
19
346
1109
2628
4363
HASKÖY
7
574
277
202
1422
2482
ARNAVUTKÖY
53
36
135
747
165
1236
FERİKÖY
186
14
1347
716
2389
4652
GALATA
76
116
166
177
508
1043
ORTAKÖY
25
324
183
334
963
1819
GALATASARAY
159
89
255
334
621
1451
KULE KAPISI
240
113
76
148
1046
1261
TARLABAŞI
93
29
799
1070
307
2308
YEKÜN
1595
1365
5353
9669
21315
39297



Cedvelde görülen 39297 kıta mevcud emlâkden ahali-i İslamiye uhdesinde bulunan 21315 parçası tenzil edilir 17982 parça emlak milel-i saireye intikal etmiştir. Bu neden ileriye geliyor. Zaruretten değil mi? 1337 senesinden şimdiye kadar kim bilir ne miktar emlak İslam uhdesinden çıkmıştır. 

İstanbul’da ise muteber mahallerden olan Yenicami, Balık Pazarı, Bahçekapısı, Köprü civarı, Tahmis Önü, Hocapaşa ve sair yerlerden ne kadar emlâk Hıristiyanların tasarruflarına geçmiştir. Kuyûd-ı resmiyeye müracaat et de bak!! 

İstitrad kabilinden olarak şunu da beyan ederim ki Beyoğlu’nda Taksim denilen mahalli pek çok kimseler bilir. Orada Rumların bir kilisesi vardır. Bu da malum. Kilisenin bulunduğu arsaya bu kilise nasıl yapıldı bilir misin? Kırk para ile.

Rumlar Abdülmecid evail-i saltanatında hükûmete müracaatla bu arsaya bir kilise yapılmasına müsaade isterler. Halbuki hükûmet yeniden kilise inşasına öteden beri müsaade etmez idi. Tervic-i meram için Rumlar her nereye müracaat ederler ise de matlublarını istihsal edemezler fakat Galata Mahkeme-i Şer’iyesi başkatibi bu işi yapabileceğini anlarlar. Mahkeme başkatibine müracaat ederler. Uzatmayalım pazarlık uyar. Başkatip alacağı rüşveti aldıktan sonra bunlara der ki «İki nefer Rum delikanlısı hazır edin!! Bunları Taksim’de sizin arzu ettiğiniz arsada kavga ettiriniz» Zabtiyeler kavga eden o iki Rum delikanlısını tutarlar. Mahkemeye getirirler. “Siz nerede ve ne için kavga ettiniz” diye sorarlar. Onlar da “Taksim’deki eski Rum kilise arsasında alacak meselesinden dolayı kavga ettik” derler. Bunu mahkemenin siciline, zabtına geçirirler. Kaydeden ancak kiliseyi bu tarihten otuz sene sonra yaparsınız. Rumlar da kiliseyi yapalım da varsın otuz sene sonra olsun derler. Vakta ki otuz sene mürur eder. Abdülaziz’in evahir-i saltanatında Rumlar tekrar hükûmete müracaat ile bu arsaya kilise inşa edeceklerinden bahisle ita-yı ruhsat talebinde bulunurlar. Hulasa-i kelam mezkûr arsanın kadîmen kilise arsası olduğu ve bunun Galata Mahkeme-i Şeriyesi’nde kaydı bulunduğunu iddia ederler ve ne yaparlar ise yaparlar ruhsat alırlar. İhtiyar bir Rum mezkûr arsada bir mendil serer. O mendilin içine bir aded çil Mecidiye kuruşu koyar ve Rumlara hitaben «şu mendil içinde bulunan kırk para ile buraya bir kilise yapacağım siz de iane ediniz» der. Filhakika az bir zamanda kilise yapılır, meydana çıkar. Biz Müslümanlar ise mamur olan camilerimizi tahrip ederiz. Samipaşazade Subhi Paşa Evkaf Nezareti’nde bulunduğu zaman Beyoğlu’nda muhterik cami arsalarını ve oradaki mekâbir-i Müslimin’i Frenklere sattı. Şimdi de gazetelerde okuyoruz ki elyevm mevcud olan mekâbir-i Müslimin’den bazılarını ebniye inşa etmek için Evkaf Nezareti bir bedel mukabilinde taliplerine satacak ve oralardaki mevta kemiklerini başka mekâbire nakledecektir. Sen ne dersin azizim?

21 Saferülhayr sene 1340 Pazar ve 23 Teşrin-i Evvel 1337/1921

Ez’afü’l ibâd
Ahmed Safi
Camiü’l-Hurûf

(İLAVE): «Küllü nefsin zaikatü’l-mevt» her zî-ruh fânî, dünya da fânîdir, mutlaka ölür. Ölümü ise hiçbir millet inkar etmez, edemez. Fakat yatacak yer intihab et. Ahlâf senin çürümüş kemiklerini mezardan çıkarıp hakaret etmesinler. Ben öldükten sonra cesedimi ne isterlerse yapsınlar deme!! Zira insanın mezarı kendisinin halvethanesidir. Galata’da, Kasımpaşa’da şu birkaç gün içinde beş on kadar mekâbir arsasıyla cami arsasını Evkaf sattı. Fakat mevta kemikleri ne oldu? Ve bu alışveriş ne suretle ve ne şartlar ile yapıldı? Burası malum değil. Ey din kardaşım, Hıristiyanlar hiç böyle bir şey yaparlar mı? Emin ol, yarın Eyyüb-i Ensari ve civarı mekâbirini de satarlar. Bu milletin aklı olmadığı ve gayetle korkak olduğu cihetle cesareti ve sahibi ve hamisi de yoktur vesselam. Evkaf hiçbir hakkı olmadığı halde mekâbir arsalarını nasıl satıyor bilemem. (İNTİHA)


Yorumlar