ÖRGÜTLÜ KÖTÜLÜK


Osmanoğulları Söğüt yöresine geldiklerinde çok kalabalık değillerdi. Çevrelerinde onlardan daha köklü ve etkili birçok beylik bulunuyordu. Bizanslı komşuları ile baştan iyi geçindiler, sonraları mücadeleye başladılar. Bizans tekfurları uzun senelerdir kendi tebaalarını ezip, inim inim inlettikleri için halkın Osmanlılara pek tepkisi olmadı. Ganimet, fetih ve gaza ruhunun cezbettiği kitlelerin kısa sürede katılımlarıyla askeri güçleri çevrelerindeki beyliklerin çoğundan daha etkili hale geldi. Otuz-kırk yıl içerisinde Marmara’dan Karadeniz sahillerine kadar bölgeyi böyle böyle ele geçirdiler. Yerli tekfur ve komutanlardan da katılımlar oldu. Kırk yılın sonunda iki yüz bin asker mevcuduna eriştikleri tahmin ediliyor. O devirde Bizans bu kadar askeri gücü hayal dahi edemiyordu.

IŞİD’i anlamaya, nasıl bir örgüt olduğunu ortaya koymaya yönelik analizler, emperyalist güçlerin Güneybatı Asya’yı destabilize etmek için tezgâhladıkları bir operasyonun ürünü olarak göstermeyi seviyorlar. Ülkemiz genelindeki kanaat de gizli servislerin oyuncağı olmuş bir örgütten başka bir şey olmadığı yönünde. İşbirliği halinde olduğu gizli servisler muhakkak vardır ama bu terörist topluluk şartların tamamen böyle bir örgütü yeşertmeye elverdiği bir ortamda ortaya çıktı. Bir anda da değil. 1980’lerin başından beri gelişen İslami hareketlerin yaygın olduğu Afganistan, Pakistan, Irak, Suudi Arabistan, Sudan, Nijerya gibi alanlarda kazanılan tecrübelerin ürünü olarak en ideal şekliyle vücut buldu. Dünyanın neresinde olursa olsun böyle bir örgüte sempati duyanlar elbette her zaman için bulunacaktır. Osmanlıların hamleleri gibi bunların da hareketlerini cazip bulanlar ganimet, cihat, macera saikiyle akın akın terör örgütüne katıldılar. Gerek ülkemizden, gerekse Balkanlardan, Kafkaslardan azımsanmayacak katılımlar olduğunu hep birlikte yaşayıp gördük. Modern bir yaşantısı, işi, gücü, ailesi olan, hatta ergenlik çağındaki kız ve erkeklerin dahi İnternet ortamında tanıdıkları bu harekete katılmak için Kanada’dan ABD’ye, İngiltere’den Belçika’ya çeşitli ülkelerden akın akın geldiklerine şahit olduk.

Başlangıçta bizdeki İslamcı kitlenin de sempatisini kazandılar. Bugün sabah akşam IŞİD’e küfreden bazı İslamcıların geçmişte IŞİD sempatisiyle kaleme aldıkları sosyal medya paylaşımları halen duruyor. Kaç yıldır orada savaşın, silahın, bombaların içinde yaşayan insanlar artık profesyonel. Canlarını bir fedai anlayışıyla hiçe sayıp öne atılıyorlar. Ülkemizdeki birçok eylemin faili de oldular. Reina eylemini öyle “sarıklı sakallı bir ahmağın” gerçekleştirmesine ihtimal vermeyen, filmlerde gördükleri gibi yetiştirilmiş profesyonel ajanlardan başkasının bu eylemi gerçekleştirmesinin imkansız olduğunu iddia eden bazı yorumlar ve paylaşımlar gördüm. Karıncayı incitmeyecek bir insanın bile o örgütlerin ortamına düştükten sonra nasıl bir ölüm makinesi haline gelebileceğini neden düşünmüyorlar anlam veremiyorum. Reina eylemi ve bundan sonra da artmasını beklediğim bu nitelikte eylemlerin, inanç ekseninden yakaladığı kitleleri vahşete şartlandıran IŞİD gibi örgütler tarafından gerçekleştirilmesi çok kolaydır. Başıboş insan kötülüğe meyyaldir

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. SURAIYA FAROQHI İLE MÜLAKAT