II. ABDÜLHAMİD DEVRİNDE BURSA'NIN DAĞ YÖRESİ EĞİTİM DURUMU VE İSLAM ALGISINA DAİR GÖZLEMLER VE TEDBİRLER

Bursa’nın Orhaneli ilçesi Osmanlı devrinde Atranos ismiyle de anılır. Buralara tesadüfen gelen bir hocanın gözlemleri Sultan İkinci Abdülhamid’e yansıtılır. Onun emriyle Şeyhülislam Cemaleddin Efendi ile Meşihat Müsteşarı Raşid Efendi’nin kaleme aldıkları bu muhtırada günümüze ışık tutan bir hayli malzeme mevcuttur. Bilahare başka belgelerle zenginleştirerek blogumda uzun bir yazı olacak şekilde hazırlıyorum. Şimdilik şu belge ve çevriyazısını vereyim ki bir an önce toplumla buluşsun.
İstanbul’un burnunun dibindeki kültür ve ilim merkezi Bursa’nın 192 köyü cehalet içindeymiş. Okul ve ulema yok.... Ahali dinden, kadınlar tesettürden habersiz. Belki de haberleri var ama uygulamaları böyle. Daha epey ince noktası da var. Hepsinden derli toplu bir yazı çıkacaktır umarım.

BAB-I FETVA
DAİRE-İ MEŞİHAT
[1]Hüdavendigar Vilayeti’nde Atranos kazasıyla civarındaki yüz doksan iki karyenin ahalisi kâmilen Müslim olduğu halde oralarda ulema ve mektep bulunmadığından nâşi ahali-i merkume âdâb-ı diniyyeden ve taife-i nisa [2] tesettürden mahrum oldukları vâsıl-ı sem’-i âlî olarak o havalide lüzumu kadar mekatib tesis ve inşası Maarif Nezareti’ne emr u ferman buyurulmuş olmasıyla ulum-ı diniye talimi içün ne yapılmak lazım gelir ise [3] ol babda bir muhtıra tanzim ve takdim olunması hakkında bi’l-vasıta şeref-yâb-ı telakkisi olduğumuz irade-i isabet-âde-i hazret-i hilafet-penahi hükm-i münifine imtisalen keyfiyet bi’l-etraf teemmül ve mülahaza edildi.
[4]Malum-ı âlî buyurulduğu üzre talebe-i ulûmun şuhûr-ı selasede taşra azimetleri esasen bu maksada hâdim olmağla beraber vaktiyle merkez-i ulûm olan bir hayli kasabâtın yetiştirdiği ulema ve anların talebesi dahi memleketleri [5]havalisindeki kurâyı devr ile ahalisine zaruriyat-ı diniyyeyi talim edegelmişler iken refte refte taşra ulemasına nedret ârız olduğu gibi şuhûr-ı selâsede Dersaadet’den taşra giden talebe-i ulûm dahi [6] Memalik-i Şahane’nin vüs’atine nazaran mertebe-i kifayede olmayıp gittikleri mahallerde ikametleri dahi müddet-i kalileye maksur olduğundan bu babda esaslı bir tedbir ittihazı mertebe-i vücuba gelmiş [7] ve kaza-i mezkurda mekatib-i ibtidaiye tesisi hakkında şeref-sünuh ve sudur buyurulan irade-i seniyye-i cenab-ı cihan-bani ayn-ı keramet ve isabet ve esasen temin-i maksada hâdim bir düstur-ı hikmet [8] bulunmuş olduğundan nezaret-i iadesince bu babda cidden ve acilen sarf-ı himem ve mesai olunmakla beraber ahali-i merkumeye akaid-i diniye ve ihtiyacat-ı mezhebiyyelerini talim için saye-i muvaffakiyet-vaye-i hazret-i [9] padişahide el-yevm makarr-ı ilm olan Bursa ve Konya şehirlerinde mevcut ulemadan ve onlar kifayet etmediği halde Dersaadet’ten münasipleri intihab ve tayin olunmak üzere evvel-i emirde mahallince [10] ashab-ı vukuf ve hamiyetten mürekkeb bir komisyon teşkil olunarak zikrolunan yüz doksan iki karyenin münasebat-ı mevkiiyyeleri ve hane ve nüfuslarının adedi itibarıyla kaç daireye [11] inkısamı kabil ise mezkur komisyonca tayin ve tavzih ve her bir daire dâhilindeki kuraya mahsus olarak senenin lâ-akall altı mahı zarfında her karyeyi devr ile ahalinin sıgar u kibarına [12] feraiz-i diniye ve şeair-i İslamiyye’yi telkîn ve mekatibin tesisinde dahi ulum-ı diniye tedrisatını teftiş etmek üzere kaç hocaya ihtiyaç görünür ve bu vazifeyi hakkıyla ifa edecek [13] ne kadar zevat bulunur ise isimleriyle bunlara şehri ne mikdar maaş verilmek lazım geleceği beyan ve tasrih edildikten sonra buraca da ifa-yı mukteziyyatı ve çünkü payitaht-ı saltanat-ı seniyyeye [14] karib bir vilayet halkı böyle zülam-ı cehl içinde bulunur ise vilayat-ı baide sekenesinin ahvali daha ziyade dikkate şayan olduğundan devletçe oralara da atf-ı nazar-ı himmet ve inayet [15] buyurulmak lazım geleceği gibi vilayat-ı şahane uhde-i kifayet ve dirayetlerine mevdu’ olan valiler bulundukları vilayetin husûl-i mamuriyet ve sekenesinin maddi ve manevi temin-i saadet ve refahiyyetine [16] delalet edecek esbab ve vesaili daima derpiş-i mülahaza ederek icab-ı vakte ve memleketin ihtiyac ve istitaatine göre lazımü’l-ittihaz olan tedabire cidden tevessül ve lede’l-hace [17] mukteziyyat-ı keyfiyetle mütalaalarını merkez-i saltanat-ı seniyyeye arz etmeleri vacibât-ı umurdan olmasıyla vülat-ı müşarunileyhimin işte bu dekayıka arif ve vezaif-i mevdualarınca asar-ı fiiliye iraesine kadir [18] ashab-ı hamiyet ve diyanetten olmalarının bilhassa nazar-ı itinada tutulmasını lüzumu hasbe’l-ubudiye maruzdur.
Şeyhülislam Mehmed Cemaleddin
Müsteşar-ı Meşihat Raşid

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. SURAIYA FAROQHI İLE MÜLAKAT