MEKKE'NİN FETHİNİ KUTLAYAN SAMİMİ MÜSLÜMANLARA



Mekke’nin Fethini kutlayan samimi Müslümanlara

Yılbaşına alternatif bir kutlama ihtiyacı ile 11 Ocak tarihini 1 Ocak’a almanıza bir şey demiyorum. Şimdilik anlatacaklarım yanında çok önemli değil. Sizlerin büyük çoğunlukla Osmanlı Devleti’ne teveccühünüzün had safhada olduğunu da biliyorum. Osmanlının siyasal, toplumsal ve kültürel anlamda özlemiyle yanıp tutuştuğunuzu beyanlarınızla, eylemlerinizle ifade ediyorsunuz. Ne yazık ki model aldığınız Osmanlı hakkında çok az şey biliyorsunuz. Bildiğiniz şeylerin çoğu da gerçekle alakası olmayan basmakalıp malumat. Mesela Osmanlı zamanında Sultan İkinci Mahmud’a “Gazi” unvanının hangi vesile ile verildiğini biliyor musunuz? Osmanlı zamanında Fransızlar Mısır’ı işgal ettiklerinde Hicaz topraklarındaki Vehhabi Araplar da Osmanlıyı o zayıf zamanında arkadan vurmak için isyan çıkardılar. 1803-1807 arasında Mekke, Medine, Taif gibi şehirleri kanlı bir şekilde ele geçirdiler. Yıllarca Osmanlılar Hacca gidemediler. Vehhabiler geliştirdikleri itikadi sistemde Osmanlılara apaçık müşrik-kâfir yaftasını yapıştırıp, onları cihad edilmesi farz, kanları, malları helal düşmanlar kategorisine soktular. 1813 yılında İkinci Mahmud Haremeyn-i Şerifeyn adı verilen yerleri yeniden ele geçirinceye kadar Hac yolu kapalı kaldı. İşte bu tarihte Vehhabileri bozguna uğratan İkinci Mahmud’a Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi’nin fetvasıyla “Gazi” unvanı verildi. Yani Mekke ve Medine’nin Yavuz Selim’den sonraki ikinci fatihi oldu. Birinci Dünya Savaşı sonunda bu beldeler yeniden elimizden çıktı. İngilizlerle işbirliği yapan Vehhabi Suud ailesinin ayrıca Şerif Hüseyin ailesinin ihanetleri ile oraları yeniden zulmün eline düştü. 


Şimdi soruyorum, ilk işgal 1813’te sonlandırılabildi. 1918’den sonraki işgal ortadan kalktı mı yoksa halen devam mı etmekte? Bu durumda sizler neyin fethini kutluyorsunuz? Hz. Muhammed vaktinde orayı ele geçirmiş ama o iş çoktan bitmiş. Şeyhülislam Dürrizade’nin fetvasında açıkça belirttiği gibi “Ehl-i Sünnet ve Cemaat olan Müslimini tekfir ve hüccâc-ı zevi’l-ibtihâcın mallarını nehb u gâret ve hacc-ı şerifden men” eden Vehhabiler o zamanki fetvalarından geri adım attılar mı? Yoksa onların nazarında bizler yani Anadolu Müslümanları halen tekfir edilen bir millet miyiz? Buralarını öğrendiniz mi? Her sene on binlerce hacının ziyaretine rağmen halen bizlerin canını, kanını, malını kendilerine helal görüyorlar mı? 


Buraya kadar sıraladığım bahislere hiç kafa yormadığınızı düşünüyorum. Yoksa her yıl sadece yılbaşı kutlamalarını protesto etmek için düzmece bir tarihle düzenlediğiniz Mekke’nin Fethi programlarından elinize ne geçtiğini, nasıl bir şuur sahibi olduğunuzu falan zaten sorguladığım yok. Her şey meydanda zaten. 


İkinci Mahmud’a Gazi Unvanının Verildiği Fetva’nın Çevriyazısı:

Bismillahirrahmanirrahim

Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere şerefehümullahü Teala ilâ yevmi’l-kıyame havalisinde Taife-i Vehhabiyye tesmiye olunur bir taife yedi sekiz seneden beri Haremeyn-i Şerifeyn’e müstevli ve ehl-i İslam iddiasında olup maahaza a’mâl ve ef’âllerini şeri’at-i mutahharaya muhalif ve münâfî ve nice âyât-ı Kur’aniyeye kava’id-i Arabiyye’den hariç re’y-i fasidleriyle ma’nâlar verip tağyîr ve küfrü mûcib i’tikâdât-ı bâtıla ile mu’tekidler olmalarıyla Millet-i İslam’dan hariçde olduklarından maada Ehl-i Sünnet ve Cemaat olan Müslimini tekfir ve hüccâc-ı zevi’l-ibtihâcın mallarını nehb u gâret ve hacc-ı şerifden men ve ol vechile tarîk-ı hacc mesdûd olduğundan ber-muktezâ-yı şer’-i şerif taife-i merkumenin kıtalleri vacib olduğuna binaen a’zam-ı devlet-i dâreyn ve akdem-i saadet-i menzileyn olan feth ü küşâd-ı Haremeyn-i Muhteremeyn hıdemât-ı mucibetü’l-mefahiratı e’azz-ı metalib ve aksâ-yı mearib-i mülûkâne olmaktan naşi Sultanü’l-Enam ve’l-Müslimin, Zıllullahi fi’l-Alemin es-Sultan el-Gazi Mahmud Han eyyedehullahü Teala bi’n-nasri’l-mübin efendimiz hazretleri kemal-i ikdâm ve ihtimam buyurup beldeteyn-i müşerrefeteyn ve bâ-husus Darü’n-Naim olan Ravza-i Mutahhara-i anber-şemîm-i Hazret-i Seyyidü’l-Kevneyn’i ba’de’l-muharebe ve’l-mukatele ol Taife-i Hariciyye eyadi-i menhûselerinden tahlîs ve şer-i fesâdlarından te’min ile tarik-ı hacc-ı şerifi küşâd buyurmalarıyla «men cehheze gaziyen fi sebilillahi fekad gaza» [Buhari, Cihad] hadis-i şerifinin mantuk-ı münifi üzere gazi ve hadimü’l-Haremeyni’ş-Şerifeyn oldukları şer’an mütehakkık olmağla binaenaleyh evamir ve mehafil ve menabirde nâm-ı nâmî-i şâhâne ve ism-i sâmî-i tâcdârâneleri gazi unvanı izafesiyle yâd ve tavsîf kılınmak emr-i meşrû’ ve müstahsen olur mu. Beyân buyurula…

el-Cevâb Allahü Alem
Olur

Ketebehü’l-Fakir Dürrizade es-Seyyid Abdullah
Ufiye Anhümâ


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. SURAIYA FAROQHI İLE MÜLAKAT