OĞLUM PAŞA OLSUN, KATİP OLSUN NİNNİSİ

Osmanlının son devrinde uyanık bir idarecinin Sultan Abdülhamid’e yazdığı bir layihada rastladığım şu ilginç satırlara bakar mısınız? O devirlerde de analar oğullarını beşiklerinde sallarken “benim oğlum paşa olsun kâtip olsun” ninnisiyle büyütüyorlarmış. «Bir Allahın kulu da “esnaf olsun, tüccar olsun” ninnisini niye çağırmıyor, bunlar senin hazinene göz dikiyor» diye ahaliyi padişaha gammazlayan idareci de anasının gözü bir adammış doğrusu.


Savaş tahribatı falan hikaye... Devlete yamanma ve ondan nemalanma anlayışının böylesine eski bir tarihi varken ve bu tarihi yaşatmaya devam ettiğimiz sürece bundan daha zararlı hiçbir şey yoktur.

METİN


Dersaadet ve taşra vilayât-ı şahanelerinde bilcümle İslam ahalisinin ümmehât-ı etfâli çocuklarına beşiklerinde ninni çağırdıkça zükûr olur ise "paşa olsun, kâtip olsun oğlum" diyerek lisanlarında daima vird edinmişlerdir. Şu hale nazaran hiç birisi esnaf ve tüccar olsun deyü bir fikir ve mülahazada olmadıklarından "el-hirfetü temenne‘u'l-mağfire" şer'i-şerifde varid olmuştur. Her zaman hazine-i celilelerine göz dikmişlerdir. Böyle ticarete evladlarını sülûk ettirmediklerinden devair-i aliyyenin kâffesinde bir şahsın görebileceği bir hizmete on adam tayin kılınmaktadır ve sene-be-sene çocuklar büyüdükçe ticârete sülûk etmeyerek devair-i aliyye aklâmına pey-der-pey mülâzemet kaydolunmaktadır. Bu yüzden hazine-i celilelerinin müzayakası olduğu bir zamanda yalnız maaşa münhasır kalan devair aklâmının idare-i beytiyyelerince iaşe hususunda fevkalade müzayaka çekmektedirler. Hemen ahali, ağniya olsun fukaradan bulunsun çocuklarını şevk-i gayret olmak üzere Avrupa'da görülüp işitildiği veçhile fünûn-ı ticareti tahsil edip mağaza ve dükkân küşadıyla sanayi ve ticaretle iştigal eylemeleriyle beraber bundan böyle dahi bir hadd-i nizam tanzim ve tayiniyle devair-i aliyyeye lüzumundan fazla çocuk alınmaması ve müracaat edenler zuhurunda sanat ve ziraat ve ticaretle iştigal eylemelerini tahrîs yolunda ebeveynine tebligatta bulunulmak üzere mahallât eimme ve muhtârânına tenbîhât-ı me'sere ifası tensib ve tasvib buyurulduğu takdirde buraca ta'mimen taşra vilayat-ı şahanelerine dahi ol vechile tebligat icrası ancak irade-i seniyye-i hazret-i hilafetpenahilerine vabeste bulunmuş olduğu maruzdur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. SURAIYA FAROQHI İLE MÜLAKAT