POTUR



Rahmetli dedemin dedesi Sultan İkinci Mahmud devrine yetişmiş. Hem dedesi hem de babası İkinci Mahmud’a “Gâvur Padişah” derlermiş. Dedemin de o lafı kullandığını duymadım ama babası, Ahmed Vefik Paşa’yı da sevmezmiş. Bursalılar hatta bütün Güney Marmara ve Ege bölgesi erkekleri (bölgesel farklılıklar olsa da) dizlerini açıkta bırakan bir kıyafet giyerlermiş. Kılıç-Kalkan folklor ekiplerinin kıyafetinin aynısı aslında bizim oralarda şehir ve kasabaların milli kıyafeti imiş.

Gerçi dedemin yetiştiği son zamanlarda iyice kısalmış poturlar. Eskiden o kadar kısa değil ama uzun da değilmiş. Üstte cepken, yelek, altta dizlerin biraz üzerinde kesilen potur, göbek altından bazen koltuk altlarına kadar sarılan kuşak, diz altından itibaren kalın yünlü çoraplar bu kıyafeti tamamlarmış. Yaz-kış dizleri açıkta kalırmış. Dedem bu kıyafetin çok sağlıklı olduğunu, eskilerin hiç diz ağrısı çekmediğini söylerdi.

Şimdilerde Kılıç-Kalkan ekiplerinin tarihi poturları da tesettüre uyduruldu ya eskiden de buna yönelik yasaklar getirilmiş. Vefik Paşa’nın Bursa Valiliği sırasında zaptiyelerin eline makas verilip bu şekilde giyinenlerin poturlarını kestiklerine şahit olmuşlar. Bursalılar bu durumu asla kabullenememişler. Zaten Ahmed Vefik Paşa aleyhine Babıali’ye yağdırdıkları ve bugün elimizin altında olan şikâyet dilekçeleri de bu anlatımları destekliyor. Bu sıkıntı Cumhuriyet’in ilk yıllarında da tezahür ediyor. O yıllarda da eski tarz kıyafetin terk edilmesi hararetle teşvik, hatta icbar ediliyor.

Benim ailem gibi muhafazakâr bir aile bile hayat standardına bir müdahale olduğunda ister padişah, isterse vali olsun kafasını bozan adamları nesilden nesile aktarabiliyorsa, şimdiye dek oluşmuş standartlara pek dokunulmamasında fayda mülahaza ediyorum.

Bu anlattıklarımı bir de matbu bir eserden, üstelik Güney Marmara Havzasını cidden düzgün bir çalışmayla ortaya koyan, Erkan-ı Harbiye tarafından 1927’de yayınlanmış “Bursa Vilayeti Coğrafyası” adlı kitaptan takip edelim.


MELBUSAT VE KIYAFET
Yakın vakitlere kadar Bursa’da efelerin giydikleri poturlara, düğme şalvarlara son [s.150] zamanlarda hemen tesadüf olunmamaktadır. Hele mülhakatta eski kısa dizliklerden eser kalmamıştır. Bursa’da erkek kıyafeti yarım asra karîb bir zamandan beri mütemadî bir tekâmüle mazhar olmuştur. Ahmed Vefik Paşa’nın valiliğine gelinceye kadar kulakların yanından uzayıp göğse kadar sarkan kocaman püsküller, kırmızı feslerin üzerine sarılan âbâni veya yemeni sarıklar göbeğin altından başlayıp diz kapaklarının üstünde nihayet bulan çok geniş şalvarlar, göbekten koltuklara kadar yükselen kuşaklar bugün ancak pek nadir olarak bazı dağlılarda görülebilir. Eskiden Bursa’nın yerli kıyafeti olan bu tarz-ı telebbüs en evvel Ahmed Vefik Paşa tarafından men’ edilmiş ve dinlemeyenlerin şalvarları sokak ortasında kesilmiştir. Bunu müteakip Bursalılar bacakları dar düğme şalvarlara, elfî biçimlere inhimâk göstermişler ve Rumeli’den gelen muhacirlerden özenerek potur giymişlerdir. Sivri kalıplı uzun ve siyah fesler üzerine oyalı yemeniler sarmışlar, bellerine kıymetli Lahor veya Keşmir şalları veya Trablus [Tarabulus] kuşakları dolamışlar, kuşakları silahlıkla donatarak bunların üzerinde köşeleri kılapdanla işlenmiş beyaz çevreler kullanmışlardır. Uzun müddetle taşınan bu kıyafet, bilhassa son yirmi sene zarfında, yavaş yavaş ceket pantolona [veston] terk-i mevki’ ederek azalmış ve bugün ortadan kaybolmuştur. Bugün pantolon üzerine yün kuşak saranlar görülüyorsa da bunlar da yavaş yavaş nedret kesb etmektedir. Bilhassa yeni nesil tamamen veston giymektedir. Başta sarıklar ve oyalı yemeniler zaten çoktan unutulmuş olmakla beraber son zamanlarda fes yerine şapka kaim olmuş ve erkekler kâmilen şapka giymekte bulunmuşlardır. Ahalinin ekseri başlarına kasket giymekte ve ufak bir kısmı da yerli fötrler kullanmaktadırlar. Zenginler ve memurlar daha ziyade Avrupa fötrlerine münhemik olup melona nadir olarak tesadüf olunmaktadır. 
Kadınlar ise ekseriya çarşaf giymektedirler. İpekli çarşafların giyilmesi moda olduğu zamanlarda hanımların yerli kumaşlara pek ziyade itibar ettikleri görülüyor idiyse de bugün yerli tezgâhların mamulâtından olan krepdöşin ve ipekli kreponlar iltifatsız bulunmaktadır. İstanbul’dan gelen misafirler veyahut memur kadınları tayyör iktisa ediyorlarsa da bunların miktarı daima azdır. Mantolarda yerli olmayan hanımlar nezdinde tedrici bir iltifata mazhar bulunmaktadırlar. Köylü kadınlar ise siyah bezden ferace giymektedirler. [s.151] 
İç çamaşırlarına gelince: Bursalılar ve mülhakât ahalisi ekseriya hilâli gömlek üzerine mintan giyerler. Gömlek bezleri aile kadınları tarafından dokunmakta olup bazen bunlar pamuk ipliği ile karışık bürümcük ile dokunur ve pek zarif olan kumaşlarının kolları yine zarif oyalarla süslenir. Mamafih bu nev’ gömleklerde son zamanlarda Amerikan bezlerine veya patiskalara terk-i mevki’ etmektedirler. Merkezlerde Avrupa fanilalarına inhimâk fazladır. Yaz mevsimlerinde cidden zarif ve milli çamaşır aksamından ibaret olan gömlekler yerine Avrupa fanilaları veya kaşkorseleri kaim olmaktadır. Kezalik kışın gömleğin üzerine giyilmekte olan pamuklu mintanlar da terk olunmuştur. Bunlar ancak köylülerde görülmektedir. İç çamaşırlarının en üstüne giyilen basmadan mamul, önü ve kolları düğmeli mintanlardan ibarettir. 
Kadınlar iç çamaşırlarının üstüne basmadan mamul uzun bacaklı, ağsız don giyerler ve evlerinde bu kıyafetle dolaşırlar. Mamafih en üstüne basmadan uzun entari giyenler nadir değildir. Bu takdirde entarinin üstüne dar ve ince bir örme kuşak bağlarlar. Kadınlar tezeyyün için yüzlerini düzgünlerler, kaşlarını rastıklarlar. Düzgünler, civa mürekkebâtından yapılır. Mamafih düzgüne rağbet ziyade değildir. Bunun çehreyi çabuk harap ettiği anlaşılmıştır. Pudra ancak bir kısım şehirliler tarafından müstameldir. Mülhakât ve köy ahalisi pudrayı nadir bir süs malzemesi telakki ederler 
Zengin genç kadınlar boyunlarına beşibiryerde veya Mahmudiye altınları takmayı severler. Mamafih bu da son zamanlarda çok azalmıştır. Uludağ’da kâin Günderet köyü gibi bazı mahallerde ise kadınlar fes giyerler ve ufak kıtada altın dizileriyle bu fesleri süslerler.
[Kılıç-Kalkan oyunu fotoğrafı: Bursa Time sitesinden alınmıştır]





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. SURAIYA FAROQHI İLE MÜLAKAT