DEVLETİN ŞİRAZESİ DAĞILIRSA ARŞİVİNİ TOPARLAYAMAZSIN



Bu fotoğraf 1955-1965 arası bir zaman dilimine aittir. Osmanlı Arşivi’nde Bab-ı Defteri evrakının tasnifinden bir aşamayı gösterir. Kim olduklarını bilemediğim üç muhterem üstadımız önlerindeki evrakın kodlarını tespit edip karşılarında kod adları yazılı gözlere yerleştiriyorlar. Bizler de halen aynı işleri yapıyoruz. Düşünülebilir ki tasnif işleri neden bu kadar uzun sürüyor, niçin bitirilemiyor? Çok çeşitli cevapları olan bu soruların elbette sorulması gerekir. Ülkemizde bazı işlerin haddinden fazla uzaması ve sonuç alma sürecinin maliyet /performans kriterlerini her daim zorlaması vaka-yı adiyedendir. Bu sürecin temelinde idari zafiyet, adamına iş bulma, adam kayırma gibi çok çeşitli faktörler olsa da en önemlisi devletin şirazesinin bir kere dağılmasında gizlidir. Bu dağınıklığın ardından neyi, nasıl toparlayabilirsiniz ki!

Burada tasnifi yapılan Hicri 1255-Miladi 1839 öncesindeki evraka “Merkez Evrakı” adı verilir. Tasnifi özel bilgi ve maharet ister. Bu eski devir evrakı aşağı yukarı 350 yıl boyunca devlet nizamında çok az değişiklik olduğu için neredeyse sabit bir forma sahiptir. Belirli kriter ve karinelerle ait olduğu büro/kalem tespit edilip tarihlenir ve tasnif periyodunun sonunda araştırmaya açılır. Günümüzde Osmanlı bürokrasisinin bu devirdeki muamele usulleri henüz tam manasıyla çözülmüş değildir. Klasik devirde tebaanın devlet bürolarına müracaatlarında yüz-iki yüz yıl önceki kayıtların tetkik edilmesi gerektiğinde bile çok süratli bir şekilde bu kayıtlara ulaşılır ve talep sonuçlandırılırdı. Bu sonuç ancak ve ancak sağlam bir kayıt ve arşiv sisteminin varlığıyla  açıklanabilir. Yabancı seyyahların Osmanlı devlet nizamında en çok imrendikleri husus bürolardaki işlem hızıdır. Kendi ülkelerindeki bürokrasinin hantallığını hatırlatıp Osmanlıdaki düzenin kendi ülkelerine de bir gün gelmesini dillendirmeleri sıklıkla karşımıza çıkar. 

İşte bu düzenin Tanzimat’tan sonra şirazesi dağılmıştır. Osmanlı, Tanzimat sonrasında yeni bir nizama sahip olunca evrak üretim usulü tamamen değişmiştir. Tanzimat’ın ilk zamanlarında eskiyi bilen kıdemli memurlar yavaş yavaş hayattan çekildikçe yerlerine eskiyi bilen yenileri yetiştirilememiştir. Eski ibareleri okuyup anlayamaz olmuşlar, divani hattı yarım yamalak okur hale gelirken, siyakat gibi ihtisas yazılarını neredeyse bilen kalmamıştır. Bu arada Tanzimat öncesi evraka olan olmuş,vakti zamanında iki üç yüz yıl öncesine ulaşımı sağlayan sistem unutulduğundan ve evrakı oradan oraya taşırken düzeni bozulduğundan işe yaramadığını düşündükleri eski belgelere fuzuli evrak muamelesi yapılmıştır. Bilhassa Tanzimat öncesi devlet dairelerinin kalem teşkilatı ve taksimatı tamamen unutulmuştur. Vergi isimleri, tımar, ruznamçe terimleri büsbütün toplumsal hafızadan silinmiştir. Muallim Cevdet’in tasnif heyetinde görevli, her biri saygın ve kültürlü Osmanlı bürokratlarının tasnif esnasında bilemedikleri terim ve kelimelerin neler oldukları tespit edilmiştir. Cevdet Bey’e sordukları soruları günümüzde lisansın yarısını bitirmiş mübtedi bir tarihçi bilemezse okulu bitiremez. (Bahsedilen cehalet seviyesi için bkz., Osman Ergin, Muallim Cevdet’in Hayatı Eserleri ve Kütüphanesi, s. 143-203) O devrin insanları Osmanlı toplumunda doğmuş, yetişmiş ve idarecilik yapmış olmalarına rağmen pek uzak olmayan geçmişlerinden tamamen kopmuş, bambaşka bir dünyanın peşinde ideal geliştiriyorlardı. Haliyle bu evrakın ve sisteminin hiç mi hiç önemi yoktu. 

Böylesine mülahazalarla büyük çoğunluğu tahrip edilen, önemsenmeyen, birkaç fedakâr insanın şahsi gayretleriyle günümüze intikal ettirilen bu belgeler yıllardır tasnif edilmeye çalışılıyor. Keşke Tanzimat’tan sonra hiç kimse elini sürmeseydi, hiç tasnif edilmeye uğraşılmasaydı. Osmanlının bıraktığı asli düzeninde günümüze intikal etseydi. İnanın kesinlikle çok daha rahat ve kolay bir şekilde tasnif edilir ve on yıllar öncesinde araştırmacıların hizmetine sunulurdu. Bizler de fotoğraftaki aziz meslektaşlarımızın yaptığı gibi tasnif işleriyle uğraşmak yerine bir dünyayı yeniden ortaya koyabilecek bu malzemenin künhü ile uğraşırdık.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. SURAIYA FAROQHI İLE MÜLAKAT