İSRAİL DEVLETİ’NİN MESCİD-İ AKSA İŞGALİ’Nİ PROTESTO EDİYORUM


İsrail Devleti, emperyalizmin Güneybatı Asya ve Kuzey Afrika’daki tetikçisidir. Kuruluşundan itibaren Yahudiler ve Müslümanlar arasındaki kan gölünü besleyen en önemli kaynak olmuştur.
Kimse kusura bakmasın, her iki dinin müntesipleri arasında “Dini, Allah’a yakınlaşmak, kuldan sakınmak olarak idrak edemeyen, siyasi güç ve dünyevi kibirlerini arttırmak uğruna dini kullanan kesimler” bu çatışmayı körüklemekle emperyalizmin emellerine çanak tutmaktadırlar. Araplar açısından topraklarını savunmak kutsaldır fakat bu toprakları Osmanlının bütün uyarılarına rağmen bol paranın cazibesine tama’en Yahudilere satanlar da onlardır. Bu sayede Filistin’deki Yahudi nüfusu dengeleri bozacak kadar çoğalmıştır. Yahudiler ise Tanrı’nın vaad ettiği topraklara kavuşmak gibi tahrif edilmiş metinlere dayalı itikatlarının gereğini yerine getirmeğe çalışmaktadırlar. Bu inancı iki bin yıl ukdelerinde yaşatmışlar ve devlet olma yolunda ellerine geçen ilk fırsatta o bölgede gördükleri Müslümanları düşman bellemişlerdir.
Oysa iki bin sene önce Yahudiler Arz-ı Filistin’den sürüldüklerinde İslamiyet henüz dünyayı teşrif etmemişti. İslam orduları Kudüs’e geldiklerinde de karşılarında Yahudiler yoktu. Hristiyan toplumu Kudüs’ü Müslümanlara teslim ettiğinde yüzlerce yıldır Filistin’e ayak basamayan Yahudiler için de bir bayram olmuştu. Yüzlerce yıl sonra ilk defa Müslümanlar sayesinde Kudüs’ü görebilen Yahudiler, Haçlı Seferleri esnasında Müslümanlarla birlikte katledilmişti. Kudüs tekrar Haçlıların elinden kurtarıldığında yine Yahudilere eski yerlerine dönüş iznini Müslümanlar vermişti.
Birinci Dünya Savaşı’na kadar Kudüs’te yerleşik eski Yahudileri yerlerinden etmek, sürgüne yollama k Osmanlı Devleti’nin aklına bile gelmemişti. Ne var ki Bulgarları, Sırpları, Yunanlıları, Ermenileri, Arnavutları ve Arapları erimekte oldukları Devlet-i Aliyye potasından çıkarıp yeni etnik kimlikler inşa eden emperyalizm, Yahudileri de bu bölge için hazırlamıştır. Binlerce yıl Yahudileri soykırımlara, gettolara mahkûm eden Hıristiyan dünyası dost, binlerce yıl onları himaye eden İslam dünyası düşman olarak tanıtılmıştır. Zekâları ile övünen Yahudi milleti bu dolmayı iyi yutmuştur. Kimin düşman kimin dost olduğu kara günde belli olur. Kim ne derse desin emperyalizmin onlara ihtiyacı kalmadığında da kaderleriyle baş başa bırakılacaklardır.
Sinan ÇULUK

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. SURAIYA FAROQHI İLE MÜLAKAT