HEKİMBAŞININ DEVLET KETHÜDASIYLA "BOKTAN" İMTİHANI

Bir defterde rastladığım şu hikaye Türkçe'nin iki yüz sene önce kullanılan halinin bugün de ne kadar rahat anlaşılabildiğinin göstergesi. Şimdilerde okullarda, kültürel altyapısı tamamen kaybolmuş çocuklara en ağır divan edebiyatı metinlerini okutup bir nefret zinciri oluşturuyorlar. Osmanlı vaktinde bile küçük, azınlık bir zümrenin dışında toplumun genelinin anlamadığı edebi sayıklamaları gençlere gösterip "İşte Osmanlıca bu" diyenlerin belli bir maksadı olmalıydı. Onların vardı diyelim, ya şimdikilere ne oluyor da hâlâ Osmanlıca diye bir dil varmış gibi gözümüze gözümüze sokuyorlar.

Bu kısa izahı yapıyorum ki bu latife metninde geçen atalarımızın da büyük bir rahatlıkla kullandıkları Türkçe kelimeleri ayıp falan diye yadırgamayın. Bunlar bizim dilimizin, atalarımızın konuştukları lisanın güzelliklerinden, dışlamayın. [Belge sadeleştirilmeden, üslup özelliklerine dokunulmadan yeni yazıya aktarılmıştır]


METİN

Letayif
Sultan Mustafa-yı Sâlis zamanında vuku' bulan seferde Ordu Hekimbaşısı olan hekimi Devlet Kethüdası'na götürmüşler. Hekim:
-İnşallah yarın gelürüm, kazuranızı saklasunlar bakalım.
Demiş. Ertesi gün hekim geldikde abdest leğenini ağzına değin bok ve sidik ile dolu hekimin önüne getürmüşler. Biçare hekim:
-Behey sultanım, bir şişeye kosanız olmaz mıydı ve hem sade bok demiş idik.
Dedikde vezir kethüdası hasta ağa:
-Behey efendi, bu işte, cümlesi içinde. Bak da hastalığım nedendir ve hiç taama isteğim yoktur.
Dedikde hekime infial ârız olup:
-Behey efendim, bir koca leğen bok, bir şey yenmese neden olur.
Deyüp üç dane şaf yapup bırakır ve 
-Efendim yavaş yavaş birin sabah ve birin öğleyin ve birin ahşam isti'mâl edin.
Deyüp veda' edüp gider. Ertesi günü geldikde:
-Aman efendim, iki danesini güçle isti'mâl eyledim. Zira gayet tuzlu.
Dedikde hekimin canı başına sıçrayup:
-Ne yapdınız.
Dedikde:
-Sizin re'yiniz üzere ekl eyledim.
Dedikde gayri hekimin sabrı kalmayup:
-Behey efendim, anı götünüze sokun dedim.
Dedikde:
-Ben ne bileyim, isti'mâl eyle dediniz, ben de yedim" demiş.
İşte bu zat ismi yad şimdilerde olmaz ordu-yı hümayunda Devlet Kethüdası'ydı.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. SURAIYA FAROQHI İLE MÜLAKAT