YUSUF ZİYA PAŞA’NIN ÜÇÜNCÜ SELİM'İ HAMAM FIKRASIYLA ELEŞTİRMESİ

Yusuf Ziya Paşa Osmanlı Devleti’nin en uzun süre görevde kalan sadrazamlarındandır. Mısır’a Napolyon’un önderliğinde asker çıkaran Fransızları oradan tahliye etmek için kurulan ordunun başına Sadrazam olarak serasker tayin edilmiştir. Üç yıl süren bu seferde başarılı olmuş ve Sadaret’i uhdesinde bırakılarak İstanbul’a döndüğünde yine görevini yapmıştır. Mısır Seferi'ne dair hazırlatıp kendini anlattırdığı "Ziyaname" adlı eser yeni yazıya da aktarılmıştır.  Sicill-i Osmani’de biyografisi etraflıca anlatılır. Mehmed Süreyya Bey’in İstanbul cemiyet ağzından derlediği muhakkak olan “Zevcesi Kandilli Hamamı ustalarından Ayşe Hanım'a mahkum idi” cümlesinden hanımına büyük bir sevgi duyduğu anlaşılmaktadır. Osmanlı Arşivi’ndeki bir belgede bu kazıyyeyi pekiştirecek bazı satırlara rastlanmıştır. Üç yıl süren Mısır Seferi’nden dönüşte hasretini çektiği karısının İstanbul’dan çıkarak beş-on konak ileride kendisini karşılaması için padişah Üçüncü Selim’den izin ister. Sadrazamı için karısıyla buluştuktan sonra “belki de İstanbul’a dönmez” endişesini taşıyan padişah istenilen izni vermez. Buna çok içerleyen Sadrazam Yusuf Ziya Paşa,  muhtemelen kapı kethüdasına veya bir sırdaşına yazdığı mektupta padişahın bu hareketini bir fıkra anlatarak ve ardından o zaman için akla hayale gelemeyecek cümlelerle eleştirip yine de padişaha sadık olduğunu belirtmektedir. Fıkra kısa olmakla beraber peşinden gelen Üçüncü Selim eleştirisi ile birlikte çok anlamlıdır. 

Çok soğuk bir havada, hamamda yıkanan bir hatuna kocasının donmuş olduğu haber verilir. Kadın sıcacık hamamda olduğu için olayı idrak edemeyip "Allah Allah bu sıcakta adam donar mı?" diye cevaplar. Evinden, barkından uzakta üç yıl zorlu Mısır seferini yürüten sadrazama, karısıyla İstanbul yerine mesela Adana'da kavuşması izni verilmemesi çok zoruna gider. Burada eleştiriyi patlatır. Üçüncü Selim'i sıcacık hamamda yıkanan kadın olarak değerlendirir ve hükmünü koyar. "Yalı ve konakta çeşit çeşit zevk ve safa ile nimetlenen bir zat böyle söyler ama insaflı değildir".
Belge Metni:

Benim izzetlü meveddet-mendim birader-i eazzım efendi hazretleri
Bu defa varid olan şukkalarında her ne mahalle gelinür ise arz u ifade olunması ve Boğdan beyine varaka tahrir olunması hususu ve hususat-ı saire derc u iş’ar buyurulmuş. İbtida Mısır’dan hareket olunacağı Mısır’dan Azapkubbesi’nden hareketimiz Azapkubbesi’nden ve Gazze’ye vusulümüz Gazze’den ve Şam-ı Şerif’e duhulümüz Şam’dan ve Hama’ya vürudumuz şimdi Hama’dan tahrir u beyan olunmuş olmağla bundan böyle dahi ilerülere varıldıkça münasip olan merhalelerden peyderpey tahrir ve lazimü’l-inha olan mevadd-ı mahsusa iş’ar ve tastir olunacağı ve bu defa tevarüd eden tatarlar işbu telhis tatarları bâ-der-rikab-ı azimet iken gelmiş olmalarıyla mektub-ı merkum yetişdirilemeyüp bi-mennihi teala Haleb’e vusulümüzde tahrir olunacağı bî-iştibahdır. Kaldı ki harem-i muhterememizin karşu gelmeleri tecviz olunmamış ve bu babda biraz illet beyan buyurulmuş. Bir fıkra hatırıma geldi. Bir hatun hamamda iken zevci şiddet-i berdden müncemid olmuş ve hatuna haber vermişler ki zevcin donmuş deyü. Hatun sıcak mahalde bulunduğundan Allah Allah bu sıcak[ta] adam donar mı demiş. Bu dahi bu mesel gibi bir şey bizim gibi üç sene Mısır Seferi’ni vermiş olup feleğin germ u serdini görmüş olsanız belki Şam’a kadar gelmelerini tecviz eder idiniz. Lakin yalı ve konakda enva’-ı zevk u safa ile mütena’im olan zat elbet böyle söyler. Hele insafane değildir. Eğer paşa haremini beş on konak karşu aşmış renciş-i hatırı hasebiyle harem vardıkda Deraliyye’ye gelmekden imtina eder hulyası hatıra hutur ile tecviz olunmadı ise bi-Rabbi’l-Ka’be ashab-ı ağrazın ifk-i iftirasıyla hakkımda maazallahu teala ahar muamele olunacağını bilsem ben anı irtikab etmem. Mukaddere imanım tamdır ve velinimetimin gerden-beste bir çaker-i sadakat perveri olduğum Huda’ya malumdur. Çünkü münasip görülmemiş hareket olunmalarına rızamız yokdur tevkif olunsun. Mukadderde mülakat var ise olunur yoğise elden ne gelür. Fî 19 Z. Sene 214 [14 Mayıs 1800]

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. SURAIYA FAROQHI İLE MÜLAKAT