İSTANBUL’UN MEDRESELİ EYLEMCİLERİ

Sinan ÇULUK

Günümüzde eylem adına kamu malına verilen zararlar eylemcileri halktan uzaklaştırmaktadır. Esnafın camını çerçevesini indiren günümüzün eylemcileri benim nazarımda hiçbir geleneğin temsilcisi olmayan, halktan uzak, vandalca duygularının esiri olmuş kimliksizlerdir. Bilinçli olarak bu eylemleri gerçekleştirenler de provokatörlerdir. Bu toprakların öğrenci eylemlerinin eski örneklerinden birinde buna dair bazı ifadelere rastladım. Dikkatinize sunuyorum.

1877 senesinde İstanbul’un medreseli öğrencileri, Midhat Paşa ve Hüseyin Avni Paşa’nın eli olduğu iddia edilen bir eylemde buluştular. Fatih, Süleymaniye ve Beyazıt Medreseleri başta olmak üzere medreseli talebeler, Babıâli hükümetinin Hristiyanlara karşı tavizkâr politika yürüttüğü iddiası ile ayaklanmışlardı. Binlerce öğrenci ve sivil vatandaşların katılımıyla gerçekleştirilen bu eylemler Sultan Abdülaziz ve o günkü hükümeti epeyce ürkütmüştür. Mahmud Celaleddin Paşa’nın “Mirat-i Hakikat” adlı eserinin 92. sayfasında bu eylemin bir ayrıntısı zikredilir.

Eylemci öğrencilerin içinde İlmiye sınıfından bazı rütbe sahipleri de bulunmaktadır. Yoğun propaganda konuşmalarından etkilenen İstanbullu bazı mutaassıp Müslümanlar da başlarına sarık sararak eylemcilere katılmışlardır. Babıâli ve Şeyhülislamlık civarında da silahları ile dolaşmaya başlarlar. Bütün bunlar olurken en çok dikkat ettikleri hiç kimsenin mal ve canına zarar vermemek olmuştur. Edeplerini koruyarak gezerken silahlarını da gizlerlermiş. Hatta çarşı esnafından Hıristiyan olanlar başlarına gelebileceklerden endişeye kapılarak dükkânlarını kapatmışlar. Cemiyet adı verilen eylemciler bu durumda dükkân sahiplerine teminat vererek korkularını gidermişlerdir.

METİN ÇEVRİYAZISI:

Bu şematet ve celadetlere tasaddi edenlerin içinde rical-i ilmiyeden zî-rütbe zatlar ve Şirvanîzade Ahmed Hulusi Efendi ve Gürcü Şerif Efendi misillü müfsidler dahi bulunduğundan ahali-i Müslime-i şehirden şu ictima’ ve ittifakı gören ve dehşetli sözleri işiten mutaassıp adamlar dahi başlarına sarık sararak talebe cemiyetlerine iltihak edip cami avlularında ve caddelerde ve hususan Bab-ı Ali ve Bab-ı Fetva civarında müsellahan dolaşmağa başladılar fakat hiç kimsenin mal ve canına taarruzları vuku bulmayıp edîbane bir tavır ile gezerler ve silahlarını ihfa ederler idi hatta çarşılı Hıristiyanlardan kulakları kirişte ve zihinleri alışverişte olanlar dükkanlarını kapadıklarında cemiyet kendilerine teminat vererek dehşetlerini izale etmişler idi.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. SURAIYA FAROQHI İLE MÜLAKAT