CUMA HUTBESİNDEN SONRA DUA OKUNUP SESLİ ÂMİN DENİLMESİ

Sinan ÇULUK

Naib görevine gitmeyen kadı’nın kendi yerine gönderdiği vekilidir.

Eğin Naibi olan şahıs da sicili bozuk bir kimse olup bir yandan da mahkemesi devam etmektedir. Bu naip İkinci Abdülhamid’e bir mektup göndererek Cuma namazlarında padişah namına hutbe okunduktan sonra cemaate ellerini açtırıp Padişah için dua ettirdiğini ve cemaatin de sesli olarak âmin dediklerini yazmıştır.

İslam geleneğinde böyle bir uygulama olmadığını bilen Sultan İkinci Abdülhamid, Şeyhülislamlık Müsteşarı Ali Rıza Efendi’den bir anlamda görüş istemiştir. Müsteşar efendi de sabahtan akşama kadar bu konu üzerine çalışıp, fıkıh kitaplarından derlediği malumata göre fikrini Hünkâr’a bildirmiştir.

Bu malumata göre Cuma namazı hutbesinden sonra cemaatin ellerini açıp yüksek sesle âmin demelerinin caiz olmadığı, aksi takdirde günahkâr olacakları, bu uygulamayı getiren naibin iyi niyetine hükmedilemeyeceği, zaten sicilinin de bozuk olduğu bildirilmektedir.

Kendine yalakalık yapılmasını istemeyen ve dini siyasetine alet etmeyen İkinci Abdülhamid’in aziz ruhuna rahmetler olsun. 


Günümüzde hükümet tebliği gibi hutbelerin ardından âmin sesleriyle çınlayan kubbelerin altındakilere de ibret olsun.


Belge Metni:


Ma‘rûz-ı Abd-i Dâ‘î-i Kemîneleridir ki

Hatip hutbe hitamında şevket-me’âb efendimiz hazretlerinin hakk-ı hümâyûnlarında dua ettiği vakitte cemaatin cehren âmin demeleri hakkında Eğin Naibi Halid Ferid imza ve mühriyle takdim kılınan varakanın tahkîkiyle arz-ı atebe-i ulyâ kılınması emr u ferman-ı mülhemiyyet-ıktırân-ı cenâb-ı Hilafet-penâhîleri iktizâ-yı âlîsinden olduğu Bekir Beğ kulları tarafından tebliğ buyurulması üzerine keyfiyet mesail-i şer‘iyyeden olmasına binaen sabahtan akşama kadar bu maddeye dâir kütüb-i fıkhiyye mütalaa ve tetebbu‘ olundukta muhât-ı ilm-i âlî buyurulduğu üzre Cum‘â Namazı’nda hatip minbere su’ûd ettiği vakit cemaat-i hâzıra içün salât ve kelam şer‘an caiz olmadığı gibi hutbe hitamında hatip duaya şurû‘ ettiği vakitte cemaatin ellerini kaldırması ve lisan ile cehren âmin demesi şer‘an caiz olmadığı ve eğer cemaat duada ellerini kaldırır ve lisan ile cehren âmin derse âsim ve günahkar olacakları kütüb-i şer‘iyyede musarrah olmasına ve sadr-ı İslâm’dan şimdiye kadar cemaatin lisan ile cehren âmin demesi mesmû‘ ve malum olmamasına nazaran sahib-i varakanın beyne’l-İslâm dâ‘î-i kîl u kâl olmak mahzurundan salim olmayan ifade-i muharreresi hüsn-i niyete mahmûl olamayacağı vârid-i hâtır-ı kâsır olmuş ve nâib-i mumaileyhin sicil-i nüvvabça olan kaydından müstebân olduğuna göre bulunduğu memuriyetlerce hüsn-i hâli görülemeyip el-yevm taht-ı muhakemede bulunması dahi zann-ı kâsır-ı kemterânemi müeyyid bulunmuş olmağla ol bâbda ve her hâlde emr u fermân şevket-me’âb efendimiz hazretlerinindir.

19 Rebiülahir sene 1312

el-Abdü’d-Dâ‘î
Müsteşâr-ı Meşihat
[Mühür] [es-Seyyid Derviş Ali Rıza]


Yorumlar

nuredin dedi ki…
Merhaba;
Ben Cuma hutbeleri ile iligili tez yazıyorum. sizden istirhamım bu belgenin künyesini öğrenebilmemin mümkünatı varmıyı öğrenmek.
kolay gelsin
iyi günler