ÜÇÜNCÜ SELİM’İN TARİHİ ESER KAÇAKÇILIĞıNA ALET OLMASI



Sinan ÇULUK




Yukarıdaki başlık çok yadırganabilir. Bir insan padişah da olsa suç işleme hürriyetine sahip değildir. Hükümdarlığı zamanında hukuktan üstün telakki edilerek mahkemeye çıkarılamayıp adalet tecelli etmese bile, asırlar sonra tarihin yargısından kurtulması mümkün değildir. Bu yayınladığımız belgede de Sultan Üçüncü Selim tam manasıyla tarihi eser kaçakçısı kimliğinde karşımıza çıkmaktadır. Adil yargılama imkânımız olmasa bile sadece sadrazamının takririnde belirtilen husus ve kendi ikrarı bu belgeyi hükmî delil sınıfına sokmaktadır.

Bu belge kısaca Nuruosmaniye Camii avlusundaki (muhtemelen temel kazısında ortaya çıkan) bir lahit kapağının İngiltere büyükelçisine verilmesine dairdir.

Bu kadarı bazılarına normal gelebilir ancak olayın gelişimi, yolunda gitmeyen ve devlet adabına uymayan bazı hususları göstermektedir. Belgede tarih yoktur. Kimliği meçhul sefirin, tarihî eserlere olağanüstü ilgisi ve Osmanlı topraklarından birçok tarihi eseri İngiltere’ye götürdüğü bilinen, 1799-1803 tarihleri arasında İngiltere’nin İstanbul büyükelçisi bulunan Earl of Grey (Thomas Bruce) olduğu tahmin edilebilir. Bu büyükelçi defalarca antik taşları Bab-ı Ali’den talep etmiş bazıları yerine getirilmekle beraber Nuruosmaniye Camii avlusunda bulunan bir lahit kapağı, halkın dedikodusundan çekinilerek verilmesi ertelenmiştir. Bu arada sefir ısrarla taleplerini sürdürmektedir. Sefirin isteğini yerine getirmek isteyen sadaret kaymakamı veya sadrazam, bir takrirle Üçüncü Selim’e müracaat eder, çekincelerini belirtir ve taşın doğrudan doğruya cami bahçesinden büyükelçiye verilmesinin halkın dedikodusuna sebep olacağını, bunun önüne geçmek için önce saraya aldırılıp, oradan uygun bir yerden büyükelçiye verilmesini önerir. İşte halkına karşı tuzak kuran sadaret makamındaki zatın bu önerisini kabul eden Üçüncü Selim, lahit kapağının saray avlusunda bulunan İncili Köşk’e getirilmesini ve oradan elçiye teslim edilmesini emreder. Üstelik belgenin üzerinde verevine bulunan yazı, bizzat kendi el yazısıdır. İncili Köşk, Marmara Denizi kenarında olduğundan, oradan bir gemiye yüklenip “ ver elini İngiltere” dendiğini düşünebiliriz.


Belge metni:

Bihi
İncüliye gelsün oradan alsunlar

Şevketlü kerametlü mehabetlü kudretlü veliyyü’n-niam efendim Padişahım
Asitane’de mukim İngiltere elçisi bundan akdem bazı mahalde olan somaki taş parçalarını lede’l-mütalebe Osmaniye Cami-i şerifi avlusunda olan sanduka kapağı parçasının ol taraftan ahzı münasip görülmediğinden te’hir olunmuşidi. Lakin elçi-i mersûm bu defa dahi mahsûs haber gönderip zikr olunan kapak parçasını tekrar istid‘a etmekle vakı‘a cami-i şerif avlusundan aldırılmasında kîl-u kâl derkâr olduğundan ibtida senkpare-i mezkûr ol taraftan Saray-ı Hümayûn’a nakl ettirilip badehu bir münasip mahalden elçi-i mersûm tarafına itası suretine müsaade-i seniyyeleri erzani buyurulur ise emr u ferman şevketlü kerametlü mehabetlü kudretlü veliyyü’n-niam efendim Padişahım hazretlerinindir.

Yorumlar