OSMANLI DEVLETİ'NDE EMPERYALİZME KARŞI BIÇAĞI İLK ÇEKEN ŞEHİD, KUBATOĞLU SÜLEYMAN


Sinan ÇULUK

Osmanlı coğrafyası barış ve esenlik içinde hayatını geçirirken Fransa'nın emperyalist çıkarları uğruna Mısır'ı işgale kalkışması Osmanlı tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Bu işgal zihinlerde bir değişim başlatmış, emperyalist işbirlikçiler her ne kadar o vakitler mevcut olsalar da Ezher talebelerinden Kubatoğlu Süleyman ve hocalarından oluşan bir zümre kendi başlarına işgalcilere haddini bildirmişlerdir.

Kubatoğlu Süleyman, Napolyon'un Mısır'dan kaçmasından sonra yerine bıraktığı General Kleber'i bir fedai edasıyla bıçaklayarak öldürmüştür.Bu topraklarda haçlılara ve işbirlikçilerine haddini bildiren eylemcilere fedai denir. Pavyon kapılarındaki görevlilere yakın zamanlara kadar fedai denmesi bile sanki beşinci kol faaliyetidir.

Haçlıların bu yeni versiyonunun da durdurulması mümkün olduktan sonra Süleyman'ın babasının İstanbul'a gönderdiği mektubunu, Filistin'de günümüzdeki mücadeleyi sürdürenlere ithafen neşrediyorum.

Bu güne kadar bu kahramana dair elde edilen tek belgedir. İktibas edeceklerin bu hususa dikkat etmelerini arz ederim.


Belge Metni: (Tahribattan dolayı okunamayan yerler [......] olarak gösterilmiştir)

SAH
Merkûm şâyân-ı inâyet olmağla düşen mahlûlden takas şartıyla Haleb Muhassıllığı malından almak üzre yevmî on beş akça tevcih olunup berâtı ve Anadolu Muhâsebesine ilmuhaberi i‘tâ olunmak buyruldu.
5 Muharrem sene 1217 [8 Mayıs 1802]


Devletlü inayetlü kâffe-i enâma [merhametlü] [.............]  ma‘denü′l-cevr ve′l-kerem efendim Sultanım dâme mâdâme′l-âlem hazretleri sağ olsun

Arzuhâl-i kulları[dır ki] bundan akdem Mısr-ı Kâhire′ye Francelü keferesi müstevlî iken oğlum el-Hâcc Süleyman Efendi kulları [............] aliyye talebiyle niyyet-i cihâd ve taleb-i rızâ-i Rabbi′l-Alemîn ki “İnnallâhe′şterâ mine′l-mü’minîne emvâlihim ve enfüsihim bi-enne-lehümü’l cenne” âyet-i şerîfinin mezâyâsına ittibâ‘en fî-sebîli’l-lâh ticâret-i uhreviyye içün bey‘ ve Mısır′da müctemî‘ olan kefere-i dalâlin re’îsi Kelbûn’ı ve rufekâsını katl eyledikden sonra kendüyi ol tâ’ife-i dalâl envâ‘-ı ta‘zîb ile şehîd eyledikleri veliyyü′n-ni‘am efendimin sâmi‘a-i devletleri olmağla bu kulları ve vâlidesi âteş-firâk-ı veled ile mahrûk ve car-mihnet-i gâm ile âzürde olup ancak efendimizin enzâr-ı rahîmânelerine eşedd-i ihtiyâc ile muhtâc olduğumuzdan nâşî lutfen ve rahmen bu kullarını inâyet-i müşîrâneleri ile işmâl buyurulmak niyâziyle işbu arzuhâle cesâret olundu. Bâkî lutf u ihsân hazret-i men-lehü′l-emrindir.

Bende
Hâfız Mehmed
Emîn İmâm-ı Câmi‘i
Ömerî Radiyallahu Te‘ala
anhü

Yorumlar