REAYA FUKARASI AHVALİ BEYANINDADIR




hazırlayan: Sinan ÇULUK


Devlet idare etmenin en kolay  usullerinden biri vergi salıp tahsil etmek, vatandaşın kanını emmektir. Osmanlının daha haşmetinin zeval bulmadığı devirlerde bile bu yola gidilerek nice fesat ve zulmün ortaya çıkmasına sebep olunmuştur. İşte Dördüncü Murad gibi sert bir padişaha bile aşağıdaki sözleri söyleyebilen Koçi Bey gibilerine bugün daha fazla ihtiyacımız olduğu kesindir. 


KOÇİ BEY'İN DÖRDÜNCÜ MURAD'A SUNDUĞU RAPORDUR

Saadetlü ve devletlü Hakan-ı İskender-Haşmet hazretlerinin zamir-i tab-nâk-i münevverlerine nihân olmaya ki:
990 tarihine gelince reaya fukarasından her bir nefer başına kırkar akçe ve ellişer akçe cizye ve kırkar akçe hane avarızı ve koyundan bir akçe resm-i ganem alınıp ziyade alınmazdı. Ancak mübaşir olanlar cizyeden ve hane avarızından ikişer (s.65) ve üçer ve gayeti beşer akçe gulamiye namiyle alıp tecavüze kimsenin zehresi yoğidi. Ve Havass-ı Hümayun yazısı iki bin dört yüz kırk bir yük akçe olup ümena ve ammâlden ekall mertebede yazısı tahsil olunsa ol meblağ akçe hasıl olup dahil-i hazine olurdu. Hâlâ ulufeli kul taifesi ziyade olup, kul ziyade oldukça masraf ziyade olup, masraf ziyade oldukça teklif ziyade olup, teklif ziyade oldukça reayaya taaddi ziyade olup âlem harap olmuştur. Mukaddema kırkar ellişer akçe alınan hane-i cizyeden şimdi yalnız Mîrî için her bir neferden ikişer yüz kırkar akçe ve her hane avarızından üçer yüz akçe ve her koyun başına bir akçe tayin olunup ve altı bölük halkı birkaç senedir tahsil-i mâl-ı Padişahî’yi kendilere hidmet edip vükela-i saltanattan cümle defterleri tagallüben alıp alâ-mele’in-nâs Sultan Mehmed Han Cami-i Şerifi hareminde mezat edip birer, belki birer buçuk kuruş gulamiye ile Zeyd u Amr’a (s.66) satıp alanlar dahi birer kuruşa kâni‘ olmayıp Memalik-i İslamiye’den yedişer sekizer yüz akçe cizye ve avarız cem‘ olunmağa başladı. Ve her koyundan yedişer sekizer akçe alınıp Anadolu vilayetlerinde hod koyun başına yirmişer otuzar akçe alır oldular. Ya bu zulme reaya nice takat getirsin? Ve Halk-ı âlem bu cevri nice geçirsin? Havass-ı Hümayun hali hod diğer-gûn olmuştur. Dört yüz seksen dört yük akçe yazısı olan Gürcistan ve Gence ve Revan ve Bağdad memleketlerinde olan Havass-ı Hümayun karyeleri elden çıkıp düşman eline girdi. Ve bir bölüğü dahi hilaf-ı şer‘ temlîk ve vakıf ve başmaklık oldu. Ve bir bölüğü harabe müşrif oldu. Ve bir bölüğü vüzera havassı oldu. Hâlâ mevcut olan Havass-ı Hümayun karyelerinden yüz yük akçe ancak dâhil-i hazine olup mâ‘adâdan nâm u nişân kalmadı. Velhasıl şimdiki halde reaya fukarasına olan zulm u taaddi bir tarihte ve bir iklimde ve bir padişah (s.67) memleketinde olmamıştır. Memalik-i İslamiye’den bir memlekette zerre kadar bir ferde zulm olsa rûz-ı cezâda mülûkden suâl olunur, vükelâdan sorulmaz. Ve anlara sipariş ettim demek huzur-ı Rabbi’l-Âlemîn’de cevap olmaz. Âh-ı serd-i mazlûmân hânumânlar harap eder.  Eşk-i çeşm-i derdmendân dünyâyı garkâb-ı fenâ eder. “Küfr ile dünya durur, zulümle durmaz”. Adalet tûl ömre sebeptir ve intizâm-ı ahvâl-i fukara padişahlara mûcib-i cennettir. Bu dediklerim kelam benim değildir. Ulema ve Meşayih kavlidir. İtimat buyurulmazsa onlardan sual oluna.  Ahval böyledir. Bâkî emr u ferman saadetlü sultanım hazretlerinindir. 




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. SURAIYA FAROQHI İLE MÜLAKAT