BİR CARİYE ESKİSİNİN MEKTUBU

Sinan ÇULUK

Cariyelerin Amerikan filmlerindeki köleler gibi bir hayat sürdükleri, hiçbir hakları olmadan yaşadıkları şeklindeki yaygın kanaate taban tabana zıt bir belge sunuyorum. Mısır'a Fransızların asker çıkarması üzerine, mukataalardan hissesi olanlara yıl sonunda ödenecek meblağdan olağanüstü savaş vergisi olarak cebelü vergisi alınmasına karar verilmiş. Bu durumda olanlardan sarayda Çaşnigir Usta makamına kadar yükselmiş Fatma Hanım'ın hissesinden de cebelü vergisi kesintisi yapılması üzerine bu mektup ortaya çıkmıştır. Bir saraylı cariyenin ağzından hak aramanın nasıl yapıldığının ibretli bir belgesidir. Buradaki dirayetin bir cariye eskisi tarafından gösterildiğini unutmadan, günümüzün özgür bireyi ile mukayese etmek gerekir.




A.MKT. 520/75


İzzetlû iffetlû Usta hazretlerinin huzûrlarına
İ‘zâz-ı müştemîl de‘avât-ı sâfiye ve teslîmât-ı vâfiye ithâfiyle inhâ olunur ki;
İşbu sene-i mübârekede kefere-i fecere ile sefer vukû‘ı hasebiyle eshâm ve mukâta‘at ashâbından cebelû tahsîli emr u fermân buyurulmağla fi′n-nefsi′l-emr bu makûle sefer-i hümâyûn vukû‘ında cebelû tahsîli âdet-i dirine-i Devlet-i Aliyye′den olmakdan nâşî İzmir Voyvodalığı eshâmından bâ-berât-ı âlî mutasarrife olduğunuz rub‘u sehm hissenizin mu‘accelesine göre isâbet eden üç yüz yirmi beş guruş cebelû bedeliyesi bin iki yüz on üç senesine mahsûben iktizâ iden fa’izinizden cânib-i mîrîye ba‘de′l-edâ kusur kalan yüz yetmiş beş guruşu Ser-Saka-i Evvel El-Hâcc Memiş Ağa yediyle tarafınıza irsal olunduğunu mübeyyin mektûb tahrîr ve irsâl olunmuşdur. İnşâ′allahu Te‘âlâ lede′l-vusûl gayr-ı ez-cebelû bâkî kalan yüz yetmiş beş guruşu Ser-Saka-i mûmâ-ileyden ahz ve huccâc-ı müslimîn avdetlerinde meblâğ-ı merkûmun vusûlini müş’ir tahrîrâtınız ile tarafımıza iş‘âr ve ifâdeye mübâderet eylemeniz me‘mûldür.


İsmail Kâmilî*
Kâtib-i Ağa-yı
Dâru′s-Sa‘adeti′ş-Şerîfe
Hâlâ




*Yetişip masraf-ı şehriyarî ve 1212 (1797/8) de Dârüssaâde yazıcısı oldu. Azilden sonra vefat etti. Oğulları Nazif ve şakir Efendi'lerdir. Torunları Müfid Bey, Kamil Paşa ve Salih Bey'dir ki, "Kâmilîzade" denir.  Sicill-i Osmani;



Faziletlû inâyetlû mürüvvetlû mekremetlû inâyetlû efendi celîlü′ş-şân hazretlerinin huzûr-ı şeriflerine mezîd-i i‘zâz ve ekrem birle selâm du‘âlar inhâ olunup mübârek hâtırı şerîfleriniz kemâl mertebe su’âl olunur.
Benim karındaş-ı ekremim efendi hazretleri taraf-ı şerîflerinizden vârid olan mektûbunuz vusûl bulup bi-mûceb-i tahrîrâtınız üzre Sakabaşı ağaları yedinden sehmimiz fâ’izinden bâkî kalan yüz yetmiş beş guruş yedimize teslîm ahz eyledim. Ma‘lûm-ı şerîf buyurula. Benim sultânım efendi hazretleri beher sene beş yüz guruş yedimize teslîm olunur iken bu sene gâyet bizlere gadr-ı küllî olmuşdur. Zîrâ bu mübârek makâmda sâ’ir yerden bir gayri yerden ma‘îşetimiz yok ki sabr idelim. Şevketlû efendimiz hazretlerinin dahi ma‘lûmlarıdır ki üç dört saraylı yoldaşlar ile birkaç isim sehm vardır. Elimiz eteğimiz kısa zenne hâtunlar efendilerimiz var iken kimlere muhtâç olalım. Biz dahi burada şevketlû efendimiz hazretlerinin cümle Ümmet-i Muhammed′in du‘âcılarıyuz. Bizim kaç akçeden kesilüp neye imdâd olacak. Eğer bir iş bitse efendimize dîn uğruna fedâ olsun dirim. Ancak ancak bir yaraya melhem olmaz. Allahü Azîmü′ş-Şân ehl-i Medîne′nin bir pâresine Devlet-i Aliyye′yi muhtâc itmeyüp an-karîb şevketlû kerâmetlû veliyyü′n-ni‘met efendimiz hazretlerini a‘dâ-yı dîn-i Devlet-i Aliyye′ye gâlib dâ’imâ mansûr muzaffer eyleyüp cümle Ümmet-i Muhammed′i an-karîb mansûr idüp şad-handân eyleye. Âmîn yâ Erhamü′r-Râhimîn bi-hurmetihi Seyyidi′l-Murselîn. Benim sultânım hazretleri mektubumuz vusûlünde sene-i âtiyede himmet buyurup mu‘tâd-ı kadîm üzre göndermelerinize himmet ve sa‘y itmeleriniz recâ ideriz. Bu sehm himâyet değildir. Kaç selef pâdişahlara kulluk idüp saçımız başımız ağarup bir mıkdâr mücevherâtımız üstümüzden bâşımızdan satup alnımız teri ile kazandık. Âhir vaktimizde civâr-ı Resûlullah′a sığınup efendilerimizin, Ümmet-i Muhammed′in du‘âcısıyuz. Bir seneden bir seneye gelince, Devlet-i Aliyye′nin ihsânına keremlerine bakaruz. Bu ise akçemiz ile alınmış malımızdır. Çıraklık değil, ihsân değil. Kerem idüp himmet buyurasız.

(kenardaki yazı)

Cenâb-ı şerîfe fakîrâne Medine teberrükü bir tesbih bir kellepûş ihdâ olundu. Kabûli mercûdur.


El-Muhlisü′l-Kadîm
El-Hâce Saraylı Fatma
sâbık Çaşnigir-i
Hazret-i Şehriyârî
Mücâvir-i Medîne-i
Münevvere
Hâlâ

"Arşiv Dünyası Dergisi, sayı 9, Ocak 2007, s.114-115" de yayınlanmıştır.