ABDURRAHMAN ŞAMÎ TEKKESİ

M. BAHA TANMAN
Eminönü ilçesi, Cankurtaran Mahallesi'nde, Sultanahmet Meydanı yakınında, Kabasakal Caddesi ile Tevkifhane Sokağı'nın kavşağında, TTOK'ye ait Yeşil Ev Oteli'nin bitişiğinde bulunmaktadır.
Bünyesinde ashabdan Abdurrahman Şamî'nin makam türbesini barındıran bu tekke kaynaklarda "Alemdar", "Sancaktar" ve "Sancaktar Baba" adlarıyla da anılmaktadır. Tekkeye adını veren Abdurrahman Şamî'nin, Arapların 668-669 yılında İstanbul'u kuşattıkları sırada şehit düşen sahabelerden olduğu ve Ebu Eyüb el-Ensârî'nin sancaktarlığını yaptığı rivayet edilir. İstanbul'daki diğer sahabe kabir ve türbelerinin büyük çoğunluğu gibi, fetihten sonra ihdas edilmiş olması muhtemel bu makamın, uzun süre mütevazı bir ziyaretgâh olarak kaldıktan sonra I. Abdülhamid (hd 1774-1789) tarafından ihya ve kendi vakfına tescil ettirildiği anlaşılmaktadır. Tekkenin kurulması ise Rufaî tarikatına mensup türbedar Şeyh Mehmed Raşid Efendi'nin (ö. 1296/1878-79) türbeye meşihat koydurması suretiyle olmuştur. Kapatılışına (1925) kadar Rufaîliğe hizmet eden tekkenin postunda, 1307/1889-90 yılında, baniden sonra ikinci şeyh olması muhtemel, Ragıb Efendi adında bir şahsın bulunduğu, ayin gününün de cuma olduğu bilinmektedir.
Kapatıldıktan sonra bakımsızlıktan harap olan Abdurrahman Şamî Tekkesi, 1985'te TTOK tarafından Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden kiralanmış ve onarılmış, tevhidhane ile türbe özgün biçimleri korunarak küçük bir müzeye dönüştürülmüş, harem ve selamlık bölümleri de Yeşil Ev Oteli'nin kullanımına tahsis edilmiştir. Otel olan Şehremaneti Muhasebecisi Reşad Efendi Konağı'nın Serkurenâ Osman Bey tarafından, tekkenin selamlığı olarak kullanılmak üzere tamir ettirildiği ve 1303/1885 yılının sefer ayında açılış töreninin icra edildiği bilinmektedir. Türbe kapısı üzerindeki, Abdurrahman Şamî'nin kimliğini belirten, hattat Mehmed izzet Efendi'nin (1841-1903) sülüs hattıyla yazılmış 1302/1884 tarihli mensur kitabesinin de bu onarım sırasında konmuş olması kuvvetle muhtemeldir.
Mimari programı ve boyutları asgari ölçülerde tutulmuş mütevazı bir zaviye olan Abdurrahman Şamî Tekkesi, doğuda türbe ve tevhidhaneden oluşan tek katlı kâgir bir bölüm ile batıda buna bitişen, içinde harem ve selamlığın bulunduğu iki katlı ahşap bir kanattan meydana gelmektedir. Yapının kuzeydoğu köşesinde, kavşakta bulunan türbenin kuzey cephesinde bir kapı ile geniş bir niyaz penceresi yer alır. Bileşik kemerlerle taçlandırılmış ve kesme taştan sövelerle çerçevelenmiş olan bu iki açıklıktan kapının üzerine kitabe yerleştirilmiştir. Doğu duvarında, diğeri ile aynı biçimde, ancak daha dar bir pencere, batı duvarında selamlığa açılan bir kapı, tevhidhane ile ortak olan güney duvarında da bir kapı ile iki pencere vardır. Türbenin cephelerinde ampir üslubunda ufak konsolların sıralandığı bir saçak silmesi dolaşmaktadır.
Dikdörtgen planlı ufak tevhidhanenin güney duvarının eksenine, sepet kulpu kemerli basit bir mihrap yerleştirilmiş, bu mekân, ikisi mihrabın yanlarında, ikisi de batı duvarında yer alan basık kemerli dört pencere ile aydınlatılmıştır.
Türbe gibi tevhidhane de kiremit kaplı bir ahşap çatı ile donatılmıştır. Alelade bir ahşap mesken niteliğinde olan batı kanadının, büyük bir ihtimalle zemin katı selamlığa, üst katı hareme tahsis edilmişti. Bu bölümün kuzeyinde, müstakil bir kapıyla arka bahçeye bakan birçok pencere bulunmaktadır.
Bibl.
Osman Bey, Mecmua-i Cevâmi, l, 52-53, no. 76;
Münib, Mecmua-i Tekâyâ, 4;
Ünver, Sahabe Kabirleri, 12;
Ayverdi, Fatih, IV, 756;
Ünver, Mutlu Askerler 100;
Hasırcızade, İstanbul'da Sahabe ve Evliya Kabirleri, İstanbul, 1987, 79-80;
İşli, Sahabe, 91-94;
M. B. Tanman, "Abdurrahman Şamî Tekkesi", DİA, I, 174.
(Tarih Vakfı İstanbul Ansiklopedisi, c.I, s. 19-20'den iktibas edilmiştir.)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. SURAIYA FAROQHI İLE MÜLAKAT